Hamileliğin 34. Haftasında Sizi Neler Bekliyor?

Bu günlüğün de sanırım sonlarına gelmeye başladık. Bir başka yazıda bahsetmiştim günlük tutma – arşivcilik işlerinde hiç iyi değilim diye. Bunu da elimden geldiği kadar sürdürmeye çalıştım. Bu seferde hem yaşadıklarım hem sizin de başınıza gelebilecekleri yazıyorum.

Hamilelikte 33. haftadan sonra işlerin rengi biraz değişiyor bunu söylemem gerek. Ama bu benim ne kadar zor bir hamilelik geçirdiğimle de ilgili değil, gördüğüm kadarıyla çoğu hamile aynı dertlerden muzdarip. Sırasıyla sizi neler beklediğini sayıyorum.

Bir kere artık uyumanız imkansıza yakın. Neden derseniz, kocaman olan göbeğiniz ile sağa sola dönmek tam bir kabus. Sağdan sola dönerken plan yapmanız gerek. Bu sırada açılan uykuyu saymıyorum. Sırt üstü yatmak yasak, çünkü aort damarına yapılan baskı ile tansiyon düşüşü yaşayabilirsiniz (ki yaşanıyor), uykuda eğer farkında olmadan sırt üstü yattıysanız zaten tansiyonunuz düşünce istemsizce uyanıyorsunuz.

Durduk yere bir anda düşen tansiyondan da söz edelim. Bunun için az az sık sık yemek, aniden ayağa kalkmamak, ayakta iseniz dikilmek yerine mutlaka hareket halinde olmanız – aerobik yapın anlamında değil adım atın anlamında – ütü/ yemek vs. yapıyorsanız ayağınızın altına bir destek koyarak sırayla ayaklarınızın önce birini sonra diğerini yaslayarak destek almalısınız. Aynı anda iki ayağınızın üstünde durmanız beliniz ve sizin için iyi değil. Bu yöntemi yapmayarak, belimi fıtık ettim. Ayrıca tansiyom mutlaka yemek yaparken düşüyor. Bilginize.

Üstüne üstlük, çok su tüketmeniz gereken bir dönemdesiniz. Bunun sebebi; erken doğum, kontraksiyon / kasılma vb. problemleri önlemek için mühim olan dehidrasyonu azaltma operasyonu. Gün içinde en az 3 litre su tüketmelisiniz. Bu da size tuvalet yoluna döşenmiş çiçekli bir yol olarak geri dönüyor. Gün içinde hadi neyse ama gece sayısız kere tuvalete kalkmanız gerekiyor. Bir de artık bebeğiniz baş aşağı pozisyona geçtiyse ve idrar torbanızı bir yastık gibi kullanıyorsa vay halinize! Bir bardak su içtiğiniz anda o uyku size haram. Üzgünüm.

Gelelim diğer bir engele. Eğer magnezyum ve kalsiyum tüketiminiz az ise veya bunun için ekstra destek bir vitamin almıyorsanız (bkz. hamilelikte kullandığım vitaminler) geceleri bacaklarınızda kramplar yaşamanız muhtemel. Bunu engellemek için bol bol muz da tüketebilirsiniz.

Huzursuz bacak sendromu da bir başka uyku engelleyici. Sanırım ne kadar güzel ve keyifli bir dönem olarak adlandırılsa da, bir bilinmezliğe yaklaşmanın annede yarattığı önüne geçilemez bir stres mevcut. Ve bu, geceleri huzursuz bacak ve anksiyete olarak geri dönüyor. Ben araştırıp, melisa ve yasemin karışımı bir çay seçeneği buldum. Sadece melisa çayı da olabilir. Bunu içerek kendimi gece yatmadan önce sakinleştiriyorum. (Fakat unutmamanız gerek! Bitki çaylarını hamilelikte günde 1 bardaktan fazla tüketmemelisiniz. 2 bardak yazıyor her yerde ama bu bardağın boyunu hesaplamak ile risk almak demek. Ayrıca içilip içilmeyecek bitki çayları listesi de var. Onu yazarım.) Çünkü ister istemez yatağa yattığınızda aklınıza sınırsız düşünceler hücum edebiliyor. Siz ne kadar “ben rahatım yeaa” deseniz bile.

Braxton Hicks (doğum sancısı, kasılması olmayan; rahmi doğuma hazırlayan, düzensiz kasılmalar) olmasını umduğumuz kontraksiyon / kasılmalar da nefesinizi keserek sizi uykunuzdan uyandırabilir. – 1/5/1 kuralı! 1 saat içinde, 5 dakikada bir, 1 dakika ve daha fazla uzunlukta süren kasılmalarınız varsa hemen doktorunuzu aramalısınız. Bunlar braxton hicks değildir. 

Yani özetle o eski uykulara yavaş yavaş veda ediyoruz. Galiba bu da bebişle birlikte gelecek olan uykusuz gecelere bir antrenman.

Bütün bunlar dışında progestan hormonun etkisi ile eklemlerin gevşemesi, bedendeki ağırlık merkezinin değişmesi, benim bebişin tamamen sol tarafıma kendisini bırakması ile artık yürümek çok ama çok zorlaştı. Sanırım sol kalçam ve bel bölgemde bir fıtık oluştu. Umarım yavaş yavaş geçer, yoksa bu şekilde artık sırt ağrılarım, göğüs kafesime baskı yapan ayaklar ve yürüyemediğim bir bacak ile son haftalar inanılmaz zor olacak.

Anne adaylarının gönüllerinin sultanı hastane çantasından konuşmazsak olmaz. Biz hastane çantamızı yaşadığım durumlardan korktuğumuz için erkenden hazırlamaya başlamıştık. Şu an neredeyse eksiksiz bir şekilde hazır. Eksiksiz diyorum ama bu konuda herkesin çantası kendine. Araştırırken kimileri 2 gecelik, 2 bebek kıyafeti ile bir çanta kapıp hastaneye gitmiş. Kimileri valizlerle. Ben sanırım o valizlerle kategorisindeyim. Çünkü hastanede ne kadar kalacağımı ve neye ihtiyaç duyacağımı bilmemek beni gerer. Eksik olduğunda birilerinin o sırada eve veya oraya buraya koşturması da beni gerer. O yüzden biz eşimle her şeyimizi listeledik ve tek tek bebek valizi / anne çantası / baba çantası / bir de gerekli olabilecekler çantası diye ayırdık. Bu size anormal gelebilir veya doğum yaptığınız hastane zaten her şeyi sağlıyor olabilir. Ama bizim durumlar biraz farklı. Ve biz galiba biraz garanticiyiz.

Hastane çantası ile ilgili de bir yazı hazırlayacağım. Artık hangisi size uygunsa belki işinize yarar. Başına da her blogta olduğu gibi EN KAPSAMLI LİSTE yazmayı ihmal etmeyeceğim, ahahah 🙂

http://www.buseterim.com.tr/moda/sonbahara-ozel-balkabakli-brownie/2016
Damla Şeftalicioğlu tarifi ve fotoğrafıdır.

Hadi size bu sıkıntılardan bahsederken, arada bir güzellik yapayım. Dün akşam hatta gecenin bir yarısı üşenmeyerek Arda (eşim) ile balkabaklı brownie yaptık. Zaten tatlıya olan merakım tavan yapmış durumda. Muhteşem bir tarifti. Şurada tarifi bulabilirsiniz. Günler yiyerek, bol su içerek ve mümkünse sürekli yatarak geçiyor. Hiçbir sosyal hayatım kalmadığını itiraf edebilirim. Ben de mutfakta sosyalleşiyorum. Bu hamilelere önerilen bir şey değil. Siz de iyiyseniz kesinlikle bunu yapmayın, çıkın, gezin, dolaşabildiğiniz kadar dolaşın, arkadaşlarınızla buluşun. (Sinirinizi bozmayacak olanlarla) 

Son kulvara girmişken, artık evde olmaktan, bu bağımlı durumdan o kadar sıkıldım ki; bizim bebişko doğsun kendine gelsin ve hep beraber dağ tepe gezelim istiyorum. Şimdiden kendisini buna hazırlasa iyi olur. Çünkü eve kapanıp elimde ağız bezi ile koşan bir anne olursam, bileklerimi dikine kesebilirim. (Böyle olan annelere lafım yok, benim hamileliğim zor geçti bi kereee.)

Hazır tarif vermişken, mide yanmalarından konuşmazsak gözüm açık giderim. Özellikle gece ağzınıza ağzınıza gelen acı sular unutulmayacak hamilelik anılarıdır. Halk arasında “saçlanıyor, saçı çıkıyor, ondan miden yanıyor” diye uydurdukları bu konuyu izah edeyim; saçı maçı çıkmıyor, sen yanlış yemekler yiyorsun kardeş. Mesela bu konuda beni mahveden açık ara : salça ve salçalı yemekler. Bazen karabiber gibi baharatlar da midemin coşmasını sağlıyor. Siz de bu konuda 3 şeye güvenebilirsiniz. 1. sizi rahatsız eden bu güçlü aromalardan kaçının. 2. yastığınızı yükseltin, üstüste iki yastıkla uyumaya başlayın. Boynunuz kopabilir, ama midenizden gelen o asit yerine tercih edebilirsiniz. 3. Doktorunuza da danışarak Gaviscon şurup kullanabilirsiniz. İyilerin dostu, mide asitlerinin amansız düşmanı.

Bir de okumuştum, gerçekten de hissediyorum. Hamileliğin son dönemlerinde ilk dönemlerindeki gibi iştahsızlık, halsizlik durumu geri gelebiliyormuş. Ne yaparsanız yapın yorgun hissediyorsunuz. Bu doğru. Öyle ben 9 aylık hamileydim, düğünlerde pistteydim diyenlere inanmak güç. Bilim var karşımızda bilim!

Bunun bir sebebi de, son aylarda artan kansızlık ve demir ihtiyacı. Bugünlere kadar normal değerlerle geldiyseniz bile, mutlaka düşüş yaşayabilirsiniz, çünkü bebeko ve plasenta ikilisi sizi daha güçlü sömürüyor. Belki demir takviyesi almanız gerekebilir, doktorunuz veya ebenize danışın.

Bel ve göbek çevrenizde, ya da kollarınızda, bacaklarınızda artmış, çıkmış, belirmiş olabilecek çatlaklardan ise hiiiiiiiç bahsetmiyorum. Onun için kullandığım kremi ve önerilerimi şurada yazmıştım.

Yarın doktor kontrolümüz var. Haberler ne olacak bekliyoruz. Ve evet, son 3 aylık dönemin yani 3. trimesterın sloganı kesinlikle:  “Alın şunu içimdeeeeeen!”

Hamilelikte Çatlaklara Karşı Savaş

Bütün hamilelerin, yani hepimizin ilk akla gelen derdi galiba “çatlaklar”. Konu çatlaklar olunca elimize geleni kullanmak ve sağdan soldan gelen öneriler ile bu çatlaklara karşı savaş açmak ilk hedefimiz oluyor. Fakat bu iş sanıldığı kadar bizim elimizde değil. Bunu öğrendiğimde sanırım savaşa biraz ara verdim.

Birçok kaynakta da söylediği gibi çatlaklar genetik kızlar. Üzgünüm, acı haber. Yani sizin annenizde, anneannenizde doğum sırasında/sonrasında çatlaklar oluştuysa maalesef sizde de oluşma ihtimali çok yüksek.

Fakat bu sistem bende hep ters işledi. Örneğin; hamilelikte bulantı konusunda da anneye benzeyeceğini söylemelerine rağmen, anneme hiç benzemedim ve ben bulantıdam mahvoldum. Daha birçok konuda anneme hiç benzemeyen hamilelik paternleri gösterdim. Bu nedenle, yine ailede başka birisinden farklı bir gen de taşıyor olabilirsiniz. Kimbilir.

Bu noktada yine de genetik nasılsa boşver demeden önce, hamileliğim süresince gerçekten hiçbir fikrim olmadan aldığım fakat sonra herkesin harıl harıl önerdiği Palmer’s yağı kullandım. Detayı için tık tık. Ben İngiltere’den öylesine almıştım. Fakat sonra Türkiye’de şiddetle övüldüğünü görünce çok şaşırdım. Ürünün birebir ambalajını burada bulamadım ama benzer ürünler şu ve şu olabilir.

10051840

Ayrıca bu ürünün göğüs için ayrı bir yağı da var. Ben onun yerine kendi ürünümden stokladım ve göğüslerime de aynısını kullanıyorum. İçindeki yağlar zaten hamilelikte cildinize kullanmanız önerilen yağlar ; shea, cocoa, argan, badem, kolajen ve elastin içeriyor. Ayrıca tabii ki hamilelikte ve aslında her zaman dikkat etmeniz gereken; paraben & phthalate içermemesi. Kokusu da inanılmaz.

Bu ürün dışında başka bir şey kullanmıyorum. Çünkü içeriği yeterince tatmin edici. Sadece ekstra olarak, Body Shop‘tan aldığım kaktüs banyo fırçasını her banyoda düzenli olarak, özellikle bacak/baldır bölgemde kullanıyorum. Çünkü çatlak yalnızca karın bölgesinde olmuyor hemşireler. Vücudunuz müsaitse hemen popoda, bacakta da kendisini gösterebiliyor. Bu ürünü severek kullanıyorum, yorumlarda sert olduğunu söylemişler ama işin sırrı bu zaten. Kan dolaşımınızı arttırıyor. Hamilelikle birlikte gelen diğer bir düşman selülitlere de güzel çözüm. Banyodan sonra kullandığınız bölgelerde karıncalanma ve kaşıntı benzeri hisler olabilir. Korkmayın. Kısa sürede geçecek. Bu iyi sonuç aldığınızın habercisi.

Yine banyoda kaktüs banyo fırçama ek olarak kullandığım, Creightons markasının Shea Butter & Ginger duş jeli var. Gerçekten shea butter sayesinde vücudum nemli ve yumuşak çıkıyorum duştan. Ben zencefili çok sevdiğim için mutluyum kokusundan. Ama farklı versiyonları da mevcut. Gratis‘te bulabilirsiniz. Yine shea butter lı duş jeli kullanmak isterseniz, Body Shop‘ta şu ürün çok güzel.

Fakat hamileliğin ilerleyen dönemlerinde %100 Organik Hindistan Cevizi yağı kullanılmasını önerenler var. Bu ürün aşırı yağlı olduğu için, ilerleyen dönemdeki ciddi gerilmeleri sakinleştirecektir. Fakat uyumadan önce, sevmediğiniz bir gecelik/pijama ile kullanmaya çalışın çünkü gerçekten her yere bulaşabilen çoook yoğun bir yağ. Ben henüz kullanmıyorum.

Ayrıca yine doğal badem yağını önerenler var. Fakat sadece yağ olduğu için bana çok anlamlı gelmiyor. Çatlakların sebebi derinin altındaki dokuların elastik yapılarını kaybetmesi. Yağ sanki sadece nemlendiriyor gibi. Belki de benim bir ön yargımdır. Badem yağı sevenler kullanabilir.

Günün sonunda, şu an gözle görülen bir çatlağım yok.. Ama henüz 29. haftadayım. İşler bundan sonra çirkinleşebilir. Sanki bazı çatlakların habercisi var gibi, ama emin de değilim. Elbet olacaktır ve açıkçası çok da umrumda değil. Çünkü ben elimden geleni yaptım ve hamilelik çatlakları, sezaryen izleri, bıraktığı tüm kilolar ve hatıralar ile kocaman bir olay.

Bu nedenle beden olumlama hareketini hatırlayalım, konuya çok da fazla takılmayalım. Yine de severseniz Palmer’s serisini öneriyorum. Nolur nolmaz bir kullanın 🙂

37. haftadan edit: Göğüslerimde ve belimin yanlarında çatlaklar az da olsa koyu mor şekilde oluştu. Göbeğimde, kollarımda vs. hiç olmadı. Bu morarmalardan önce bir yere mi çarptım neler oluyor diyerek korkabilirsiniz ama korkmayın, hamilelikten sonra mor renk solarak önce pembeye sonra da gri/beyaz renge bürünecek.

Ben hala Palmer’s kullanmaya devam ediyorum. Çatlağı engellemese bile derinizi beslemesi ve son haftalarda yaşayacağınız inanılmaz kaşıntıları ciddi anlamda azaltması bile yeterli. Umarım çatlak ile imtihanım bu kadardır 🙂