Hamileliğin 34. Haftasında Sizi Neler Bekliyor?

Bu günlüğün de sanırım sonlarına gelmeye başladık. Bir başka yazıda bahsetmiştim günlük tutma – arşivcilik işlerinde hiç iyi değilim diye. Bunu da elimden geldiği kadar sürdürmeye çalıştım. Bu seferde hem yaşadıklarım hem sizin de başınıza gelebilecekleri yazıyorum.

Hamilelikte 33. haftadan sonra işlerin rengi biraz değişiyor bunu söylemem gerek. Ama bu benim ne kadar zor bir hamilelik geçirdiğimle de ilgili değil, gördüğüm kadarıyla çoğu hamile aynı dertlerden muzdarip. Sırasıyla sizi neler beklediğini sayıyorum.

Bir kere artık uyumanız imkansıza yakın. Neden derseniz, kocaman olan göbeğiniz ile sağa sola dönmek tam bir kabus. Sağdan sola dönerken plan yapmanız gerek. Bu sırada açılan uykuyu saymıyorum. Sırt üstü yatmak yasak, çünkü aort damarına yapılan baskı ile tansiyon düşüşü yaşayabilirsiniz (ki yaşanıyor), uykuda eğer farkında olmadan sırt üstü yattıysanız zaten tansiyonunuz düşünce istemsizce uyanıyorsunuz.

Durduk yere bir anda düşen tansiyondan da söz edelim. Bunun için az az sık sık yemek, aniden ayağa kalkmamak, ayakta iseniz dikilmek yerine mutlaka hareket halinde olmanız – aerobik yapın anlamında değil adım atın anlamında – ütü/ yemek vs. yapıyorsanız ayağınızın altına bir destek koyarak sırayla ayaklarınızın önce birini sonra diğerini yaslayarak destek almalısınız. Aynı anda iki ayağınızın üstünde durmanız beliniz ve sizin için iyi değil. Bu yöntemi yapmayarak, belimi fıtık ettim. Ayrıca tansiyom mutlaka yemek yaparken düşüyor. Bilginize.

Üstüne üstlük, çok su tüketmeniz gereken bir dönemdesiniz. Bunun sebebi; erken doğum, kontraksiyon / kasılma vb. problemleri önlemek için mühim olan dehidrasyonu azaltma operasyonu. Gün içinde en az 3 litre su tüketmelisiniz. Bu da size tuvalet yoluna döşenmiş çiçekli bir yol olarak geri dönüyor. Gün içinde hadi neyse ama gece sayısız kere tuvalete kalkmanız gerekiyor. Bir de artık bebeğiniz baş aşağı pozisyona geçtiyse ve idrar torbanızı bir yastık gibi kullanıyorsa vay halinize! Bir bardak su içtiğiniz anda o uyku size haram. Üzgünüm.

Gelelim diğer bir engele. Eğer magnezyum ve kalsiyum tüketiminiz az ise veya bunun için ekstra destek bir vitamin almıyorsanız (bkz. hamilelikte kullandığım vitaminler) geceleri bacaklarınızda kramplar yaşamanız muhtemel. Bunu engellemek için bol bol muz da tüketebilirsiniz.

Huzursuz bacak sendromu da bir başka uyku engelleyici. Sanırım ne kadar güzel ve keyifli bir dönem olarak adlandırılsa da, bir bilinmezliğe yaklaşmanın annede yarattığı önüne geçilemez bir stres mevcut. Ve bu, geceleri huzursuz bacak ve anksiyete olarak geri dönüyor. Ben araştırıp, melisa ve yasemin karışımı bir çay seçeneği buldum. Sadece melisa çayı da olabilir. Bunu içerek kendimi gece yatmadan önce sakinleştiriyorum. (Fakat unutmamanız gerek! Bitki çaylarını hamilelikte günde 1 bardaktan fazla tüketmemelisiniz. 2 bardak yazıyor her yerde ama bu bardağın boyunu hesaplamak ile risk almak demek. Ayrıca içilip içilmeyecek bitki çayları listesi de var. Onu yazarım.) Çünkü ister istemez yatağa yattığınızda aklınıza sınırsız düşünceler hücum edebiliyor. Siz ne kadar “ben rahatım yeaa” deseniz bile.

Braxton Hicks (doğum sancısı, kasılması olmayan; rahmi doğuma hazırlayan, düzensiz kasılmalar) olmasını umduğumuz kontraksiyon / kasılmalar da nefesinizi keserek sizi uykunuzdan uyandırabilir. – 1/5/1 kuralı! 1 saat içinde, 5 dakikada bir, 1 dakika ve daha fazla uzunlukta süren kasılmalarınız varsa hemen doktorunuzu aramalısınız. Bunlar braxton hicks değildir. 

Yani özetle o eski uykulara yavaş yavaş veda ediyoruz. Galiba bu da bebişle birlikte gelecek olan uykusuz gecelere bir antrenman.

Bütün bunlar dışında progestan hormonun etkisi ile eklemlerin gevşemesi, bedendeki ağırlık merkezinin değişmesi, benim bebişin tamamen sol tarafıma kendisini bırakması ile artık yürümek çok ama çok zorlaştı. Sanırım sol kalçam ve bel bölgemde bir fıtık oluştu. Umarım yavaş yavaş geçer, yoksa bu şekilde artık sırt ağrılarım, göğüs kafesime baskı yapan ayaklar ve yürüyemediğim bir bacak ile son haftalar inanılmaz zor olacak.

Anne adaylarının gönüllerinin sultanı hastane çantasından konuşmazsak olmaz. Biz hastane çantamızı yaşadığım durumlardan korktuğumuz için erkenden hazırlamaya başlamıştık. Şu an neredeyse eksiksiz bir şekilde hazır. Eksiksiz diyorum ama bu konuda herkesin çantası kendine. Araştırırken kimileri 2 gecelik, 2 bebek kıyafeti ile bir çanta kapıp hastaneye gitmiş. Kimileri valizlerle. Ben sanırım o valizlerle kategorisindeyim. Çünkü hastanede ne kadar kalacağımı ve neye ihtiyaç duyacağımı bilmemek beni gerer. Eksik olduğunda birilerinin o sırada eve veya oraya buraya koşturması da beni gerer. O yüzden biz eşimle her şeyimizi listeledik ve tek tek bebek valizi / anne çantası / baba çantası / bir de gerekli olabilecekler çantası diye ayırdık. Bu size anormal gelebilir veya doğum yaptığınız hastane zaten her şeyi sağlıyor olabilir. Ama bizim durumlar biraz farklı. Ve biz galiba biraz garanticiyiz.

Hastane çantası ile ilgili de bir yazı hazırlayacağım. Artık hangisi size uygunsa belki işinize yarar. Başına da her blogta olduğu gibi EN KAPSAMLI LİSTE yazmayı ihmal etmeyeceğim, ahahah 🙂

http://www.buseterim.com.tr/moda/sonbahara-ozel-balkabakli-brownie/2016
Damla Şeftalicioğlu tarifi ve fotoğrafıdır.

Hadi size bu sıkıntılardan bahsederken, arada bir güzellik yapayım. Dün akşam hatta gecenin bir yarısı üşenmeyerek Arda (eşim) ile balkabaklı brownie yaptık. Zaten tatlıya olan merakım tavan yapmış durumda. Muhteşem bir tarifti. Şurada tarifi bulabilirsiniz. Günler yiyerek, bol su içerek ve mümkünse sürekli yatarak geçiyor. Hiçbir sosyal hayatım kalmadığını itiraf edebilirim. Ben de mutfakta sosyalleşiyorum. Bu hamilelere önerilen bir şey değil. Siz de iyiyseniz kesinlikle bunu yapmayın, çıkın, gezin, dolaşabildiğiniz kadar dolaşın, arkadaşlarınızla buluşun. (Sinirinizi bozmayacak olanlarla) 

Son kulvara girmişken, artık evde olmaktan, bu bağımlı durumdan o kadar sıkıldım ki; bizim bebişko doğsun kendine gelsin ve hep beraber dağ tepe gezelim istiyorum. Şimdiden kendisini buna hazırlasa iyi olur. Çünkü eve kapanıp elimde ağız bezi ile koşan bir anne olursam, bileklerimi dikine kesebilirim. (Böyle olan annelere lafım yok, benim hamileliğim zor geçti bi kereee.)

Hazır tarif vermişken, mide yanmalarından konuşmazsak gözüm açık giderim. Özellikle gece ağzınıza ağzınıza gelen acı sular unutulmayacak hamilelik anılarıdır. Halk arasında “saçlanıyor, saçı çıkıyor, ondan miden yanıyor” diye uydurdukları bu konuyu izah edeyim; saçı maçı çıkmıyor, sen yanlış yemekler yiyorsun kardeş. Mesela bu konuda beni mahveden açık ara : salça ve salçalı yemekler. Bazen karabiber gibi baharatlar da midemin coşmasını sağlıyor. Siz de bu konuda 3 şeye güvenebilirsiniz. 1. sizi rahatsız eden bu güçlü aromalardan kaçının. 2. yastığınızı yükseltin, üstüste iki yastıkla uyumaya başlayın. Boynunuz kopabilir, ama midenizden gelen o asit yerine tercih edebilirsiniz. 3. Doktorunuza da danışarak Gaviscon şurup kullanabilirsiniz. İyilerin dostu, mide asitlerinin amansız düşmanı.

Bir de okumuştum, gerçekten de hissediyorum. Hamileliğin son dönemlerinde ilk dönemlerindeki gibi iştahsızlık, halsizlik durumu geri gelebiliyormuş. Ne yaparsanız yapın yorgun hissediyorsunuz. Bu doğru. Öyle ben 9 aylık hamileydim, düğünlerde pistteydim diyenlere inanmak güç. Bilim var karşımızda bilim!

Bunun bir sebebi de, son aylarda artan kansızlık ve demir ihtiyacı. Bugünlere kadar normal değerlerle geldiyseniz bile, mutlaka düşüş yaşayabilirsiniz, çünkü bebeko ve plasenta ikilisi sizi daha güçlü sömürüyor. Belki demir takviyesi almanız gerekebilir, doktorunuz veya ebenize danışın.

Bel ve göbek çevrenizde, ya da kollarınızda, bacaklarınızda artmış, çıkmış, belirmiş olabilecek çatlaklardan ise hiiiiiiiç bahsetmiyorum. Onun için kullandığım kremi ve önerilerimi şurada yazmıştım.

Yarın doktor kontrolümüz var. Haberler ne olacak bekliyoruz. Ve evet, son 3 aylık dönemin yani 3. trimesterın sloganı kesinlikle:  “Alın şunu içimdeeeeeen!”

Hamileyken İzleyebileceğiniz 20 Film

Bu listeyi birkaç ay önce biz de eşimle araştırmıştık fakat karşımıza çok iyi öneriler çıkmadı. Zaten genel olarak “hadi bebişli film izleyelim” veya “hamile kadınlar hakkında bir film olsun da karşısına geçip empati hönküreyim” dediğiniz noktada maalesef çok başarılı filmler yok. Ya da ben daha öylesine denk gelmedim. Sadece biraz “aaa bana benziyor, bize benziyor”  diyebiliyorsunuz, hepsi bu. Şimdi ben bu listeyi aslında daha önce tavsiye ettiğim uygulamalarda bahsettiğim Bump uygulamasından arakladım. Türkçe meali ve kendi yorumlarım ile arama motorunda hunharca bu listelerden kovalayanlara sundum. Bu da bi hizmet sonuçta.

  1. Babies

    Bu bir film değil, bir belgesel. Dünyanın farklı köşelerinden bebeklerin ilk yılını konu alıyor. Ve nerede, nasıl, hangi kültürde olursa olsun bebeklerin sadece bebek olduğunu anlatıyor.
  2. Juno
    Bu filmi seneler önce bebekle, hamilelikle hiç işim olmayacak bir yaştayken izlemiştim. Hamile olmasanız da izleyebileceğiniz tatlılıkta bir indie filmdir kendileri. Hamilelik ile ilgili de çok özdeşleşebilir misiniz bilmiyorum çünkü 16 yaşında bir genç kızın hamile kalması ve Amerika’daki genç kızların evlat edindirmek üzere verdiği bebeklere gönderme yapan bir film. Fakat çok tatlı.
  3. Knocked UpBu filmi izlediğimde Amerika’da staj yapan küçük bir kızdım. Aşırı gülüp eğlenmiştim. Komik bir film. Hamile değilseniz bile izlenir özellikle eşiniz ile baymadan izleyebileceğiniz bir film arıyorsanız öneriyorum. Adı üstünde; konusu plansız hamilelikler.
  4. Baby Mama
    Tina Fey sevenler bir adım öne çıksın. Tabii ki yine bir girl power filmi. Eğlenceli, dayanışmalı.
  5. Away We Go
    Baştan söylüyorum; biraz yavaş bir film. Yukardaki çıtır komiklere benzemiyor. Ağırlığı da bolca var filmin. Bağımsız film ve yol filmi sevenler için keyifli. Biraz düşündürücü. Hamilelikte yaşananlarla ilgili güzel empatik sahneler var.
  6. Business of Being Born

    Bu da bir belgesel film. Bahsedildiğine göre biraz doğal doğum/normal doğum nasıl adlandırırsanız onun tarafını tutarak çekilmiş bir belgesel. Özellikle hiçbir medikal destek almadan yapılmadan doğumlardan bahsediyor. Bedenin mucizevi yeteneklerine yakından bakıyor. Eğer medikal desteksiz (ilaç vb.) doğum yöntemlerine ilgiliyseniz hoşunuza gidebilir.
  7. Baby Boom
    Bebek veya hamilelik konulu filmler ararken, 80’li yıllarda ciddi bir bebekli film patlaması olduğunu görebilirsiniz. Neden bilmiyorum ama bizim çocukluğumuzda da televizyonda dönen bebekli, bebek bakıcılı, evde tek başına kalan çocuklu, konuşan bebekli gibi sınırsız film vardı. Bu da onlardan biri. Diane Keaton gençliğinden bir kuple ile o günlere dönmek isterseniz güzel seçenek. Ayrıca profesyonel hayattaki anneler veya tek başına çocuğunu büyüten anneler için de keyifli bir film.
  8. Neigbours
    Yine komik bir film. Sanırım işin içinde bebek varsa mizah bu duruma çok yakışıyor. Yeni bebek sahibi olan bir çiftin bir yandan sosyal ve hızlı hayata ayak uydurma bir yandan da bebekli hayatı yürütme çabasını konu alıyor.
  9. Nine Months

    Benim gibi 90’lı yılların Hugh Grant’ı hayranıysanız (artık değilim), veya o dönem heyecanı taşıyan filmleri seviyorsanız çok tatlı bir film. Klişeleri var evet. Kıyafetler dönemden. Tam popcornunuzu alıp keyifli bir pazar günü izlenecek film.
  10. First Comes Love

    Daha gerçekçi hissettiren bir hamilelik filmi arıyorsanız doğru adres. Otobiyografik bir hamile belgeseli. 41 yaşında hamile kalan bir kadın ana kahraman. Modern annelik yöntemlerini gerçekçi bir şekilde belgeselleştirmiş.
  11. Waitress

    Kalpleri ısıtan, bir o kadar da yine yalnız anneliğe göndermelerle bezeli bir Amerikan klasiği.
  12. Look Who’s Talking

    Bu filmi 90’larda televizyon başında olanlar şüphesiz hatırlar. Çok keyifli bir filmdi o zamanlar. Hem de dublajlı dublajlı izlerdik. Bir bebeğin konuşma fikri oldukça komikti. O yıllara dönmek isterseniz güzel bir nostalji.
  13. Life As We Know It

    Daha dün akşam izleyerek keyifli olduğunu söyleyebileceğim bir film. Fakat süper komik bir film bekliyorsanız yanlış seçim olur, draması da az değil. Romantizmi de mevcut. Arada ağlamaya da hazır olun.
  14. 40 Weeks

    Hepimizin cep telefonunda ya 40 haftalık hamilelik sürecini takip eden bir uygulama yüklü ya da bu uygulamaları biliyoruz. İşte bu film de uygulamaların biraz daha ötesine geçerek bize 40 haftalık serüveni belgeselleştiriyor. Hamile kadınların bu süreçte yaşadıkları duygusal ve fiziksel değişimlerini farklı röportajlarla ele alıyor. Gerçekçi bir empati için birebir.
  15. Bridget Jone’s Baby

    Bridget kitaplarını okumayan, filmlerini izlemeyen kaldı mı? Kendi adıma pek severim. Bebekli bir filmi geldiğini duyduğumda da kaderim bir bu kadınla diye dalga geçmiştim. İtiraf edeyim Hugh Grant’lı Bridget Jones filmlerini arattı bu film. Ama yine de geçmiş günlerin hatrına yalnız takıldığınız bir akşam izlenilesi.
  16. What to Expect When You’re Expecting

    Bir Amerikan klasiği olan “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabının isminden esinlerek hayata geçirilmiş film. Hata Jenifer Lopez’in elindeki kitap da meşhur o kitap. Oyuncular ünlü, IMDB puanı düşük, ama sonuçta hamilelikle ilgili ne olsa izleriz değil mi?
  17. The Beginning of Life

    8 farklı ülkede çekilen, oldukça dikkat çekici bir hamilelik belgeseli. Bir bebeğin/çocuğun ilk dönemlerinde yetiştiği çevrenin algısal, bilişsel, sosyal ve duygusal yapısına nasıl etki ettiğini konu alıyor. Çok fazla bilimsel laflar ederek canınızı sıkmayacak türden bir belgesel ve genler dışında nasıl da bebeğinizin gelişimi farklı şekilde etkileniyoru öğrenmek için biçilmiş kaftan.
  18. Boss Baby

    Şimdi diyeceksiniz ki, bu film çocuk film mi? Hayır. Ama hamilelik konulu bir film de değil. Daha çok bebek yapımı hakkında son derece komik, eğlenceli, iyi bir animasyon. Animasyon sevenleri çok mutlu edecek.
  19. The Back-Up Plan

    Gelelim tüp bebek serüvenlerine. Tüp bebek sonucunda ikiz hamilelik yaşayan bir Jennifer Lopez izlemek isterseniz, sevebilirsiniz.
  20. The Switch

    Bu da sevdiğimiz başka bir Jennifer’ın, Jennifer Aniston’ın sperm bankası yolu ile bir bebek sahibi olma kararı ile başlıyor. Hamileliğin, partnerliğin ve bebek sahibi olmanın birçok yolu var değil mi?

 

Hamileliğin İlk 3 Ay Kabusları ve Çözüm Önerilerim

 

Eveeet, şimdi hamileliğin 3 farklı dönemi var. Hepsinin türlü türlü özellikleri, güzellikleri ve kabusları var. Bu yazıda, hamileliğe yeni başlayanlar için ilk 3 aylık dönemin kabuslarını ve çözüm önerilerini hatırlamak istedim. Belki işinize yarar.

İlk 3 aylık dönem (first trimester), hiçbir şeyin farkında olunmadığı, bebişkonun henüz fasülyeden hallice orada durduğu, sizin ona dair hiçbir şey hissetmediğiniz ama ruhsal/fiziksel bazı semptomlar gördüğünüz dönem. Bu belirtileri hiç yaşamayan, hiçbir şey hissetmeyen über şanslı bir ekip de mevcut. Genel olarak bu ekip, birkaç ay sonra başlarına gelecekleri bilmeden “Oh ben çok rahat hamileyim, benim annem de böyleymiş canım.” derler. Zira benim annem de bu ekoldenmiş. Ama bana kazın ayağı öyle olmadı ve sizin de genel olarak yaşayacaklarınız şunlar olabilir :

  1. Tarifsiz Mide Bulantıları (Sabah / Akşam Farketmez)Bu yazıyı yazmamın esas amacı, bu dertten muzdarip olanlar için. Açıkçası ben tabii ki fırsatı kaçırmadım ve bu derdi doyasıya yaşadım. Ayrıca kusma refleksim olmadığı için de ciddi anlamda zorlandım. Zaten ciddi kusma problemleriniz ve sıvı kaybı yaşayacağınız bir dönem olursa hemen doktorunuz ile görüşüp, bir süre serum takviyesi almanız isteniyor. Benim gibi yaşayanlarla karşılaştığımda ise bu dayanılmaz mide bulantısı ile başedemeyip doktorlarından ilaç önerisi aldıklarını ve ne yazık ki ilk 3 aylık hamilelik dönemlerinde ilaç kullandıklarını gördüm. İlk 3 aylık dönemde ilaç kullanmaya bence gerçekten gerek yok. Her ne kadar zararlı değil, düşük riski taşımaz vb. diyerek doktorlarınız yazsa bile; konu sadece düşük riski değil. Yediğiniz ve tükettiğiniz her şey bebeğinize ulaşıyor. Bunu unutmayın.Çözüm Önerisi : Şimdi vereceğim çözüm benim hayatımı kurtardı, eşimi de market market arattırdı. Ama çoğu insan bunu bilmiyor, o yüzden mucizeyi sunuyorum : ZENCEFİL ÇAYI ve ZENCEFİLLİ SODA. Sabah bulantıları olarak geçen bu bulantı çeşidi, bende özellikle akşamları artıyordu. En güzel çözüm zencefilli çay oldu.Bunun yanında da bazen sıcak içmekten sıkıldığımda Beyoğlu Gazozu’nun Zencefilli Gazoz‘unu şişe şişe içtim. Soğuk olduğu için ayrıca içinizi ferahlatıyor, özellikle bu bulantılar yaz dönemine denk geldiyse. Bu gazozu bulmak biraz zor oluyordu, fakat Migroslarda bulduğumuz an stokladık ve maalesef Arda bu konuda biraz harap olmuş olabilir.

    Zencefilli Çay Tarifi :

    Taze zencefili dilimliyoruz. Bir cezvenin içinde oda sıcaklığındaki su ile birlikte kaynatıyoruz. Zencefil dilimleri tadını ve kokusunu suya iyice bırakmalı. Su kaynadığında, biraz soğumaya ve dinlenmeye bırakıyoruz. Mümkünse, çayı bardağımıza alırken birkaç dilim zencefil dilimini de cezveden aktarıyoruz. Afiyet olsun.
    İpucu : Eğer zencefil bana çok ağır geliyor, ben sevmem zencefil mencefil diyorsanız; burnunuzu tıkayıp içeceksiniz ya da içine dilimlenmiş limon ekleyebilirsiniz. Bir diğer öneri ise bal eklemek. Ama tatlı bir içeceğin daha çok midenizi bulandırabileceğini unutmayın.

    Umarım işinize yarar. Ben bunun faydalı olduğunu yabancı kaynaklarda okumuştum. Sonra doktorum da zencefilli gazozu önerdi. Özellikle yurtdışında alkolsüz Ginger Ale bu konunun piriymiş, haberiniz olsun. Macrolarda da bulabilirsiniz Ginger Ale, ama alkolsüz olmasına dikkat edin.

  2. İnip Çıkan Hormonlara Bağlı Sağı Solu Belli Olmayan Hareketler 

    Gelelim gül gibi değişen hormonlarınıza. Bu ilk 3 ay, sen sen değilsin. Hiç inkar etme, zaten istesen de olamazsın. Bir kere her ne kadar mutlu bir haber olsa da, şok edici ve önündeki 9 ay 10 – 40 hafta seninle olacak bir haber almışsın. Sonrasında başına geleceklerden zerre kadar haberin yok. Vücudunda eksilen, artan değerlerle ilgili de doktorundan duyduğun bilgiler kadar kem küm fikrin var. Ama içerde neler oluyor ah bir bilsen!
    Bu sürede eşini 10 kere boşamayan, ağlama krizleri yaşamayan veya ani mutsuzluk, ani sevinçler yaşamayan bizden değildir. Şaka şaka, sen bu konuda süper kontrollü ve iyi bir arkadaşımız olabilirsin tabii. Alkışlar senin için. Geri kalanımız ise bu ilk 3 ayı geride bırakmayı iple çeken tayfayız.


    Çözüm Önerisi : Burada olan genellikle eşlere oluyor. Çünkü onlar bizim kadar bu döneme hızlı adapte olamıyorlar. “Hamile misin, emin misin, tekrar baktıralım, dur bir dakika emin miyiz?” sürecinden sonra “Evet, …… hamile. Evet, eşim hamile” gibi sanki kendisinin konu ile alakası yokmuşçasına bir yaklaşım; akabinde “Yaa evet galiba baba oluyorum, emin değilim inşallah hamileyiz.” gibi saçma sapan cümleler kurma atakları yaşayarak yavaş yavaş finale doğru ilerleyen bir türden bahsediyoruz. Bu yüzden, beklentiyi aza indirin ve alamayacağınızı isteyerek kendinizi delirtmeyin. Bu kolay değil elbette. Ama eşinizi karşınıza alıp konuşarak, ve biraz destek isteyerek yola devam edebilirsiniz.

    Kendinizi dinlendirin, eğlenceli aktivitelere katılmaya çalışın, sosyalleşin, işinize odaklanın, bol bol güzel müzik dinleyin,sevdiğiniz filmleri izleyin. Kendinizi bu kafadan uzak tutmaya çalışın.

  3. Devamlı Uyku İsteği 

    Bu konu çoğunlukla herkesin başına bulantılı / bulantısız gelen bir durum. İlk 3 ay kendimi aşırı enerjik hissediyorum diyen duymadım. Uyku isteğiniz hormonlar yüzünden (ah şu hormonlar!) artacaktır. Korkmayın. Fırsat buldukça uyuyun. İyi haber; 3 ay sonra ciddi anlamda azalacak. Kötü haber; son 3 ay geri gelecek 🙂

  4. Şaşkınlık 

    Bu da sizin bu haberi nasıl ve ne zaman karşıladığınıza bağlı değişkenlik gösterebilir. Eğer beklemediğiniz bir anda sürpriz bir hamilelik geçiriyorsanız, derecesi yüksek olacaktır. Bazen bekleyen kişilerde bile, “şimdi ne olacak?” şaşkınlığı olabiliyor.
    Çözüm Önerisi :  Doktorunuzu iyi seçin. Beğenmediğiniz anda bunun sizin en doğal hakkınız olduğunu unutmayın. Her şeyi konuşabileceğiniz, sorabileceğiniz ve şaşkınlığınızı azaltacak bir doktorunuz olmalı. Sonuçta 40 hafta boyunca en çok onu göreceksiniz. Ona göre.Aileden, arkadaşlarınızdan, çevrenizden pozitif destek verebilecek olanlar ile görüş konuşun. Tuhaf deneyimleri olan, mutsuz veya hamilelik ile alakasız insanlarla konuşmayın. Bu kişiler, ayna modeli kendilerini size yansıtacaklardır ve bu durum şaşkınlığınızı depresyon ile harmanlayacaktır. Bu insanlardan uzak durun. Kendi deneyiminizin tadını çıkarın. Güzel deneyimleri olan insanlarla, faydalı sohbetleri de değerlendirin.

  5. Daha Önce Sevdiğiniz Şeylerden İğrenme (Mide Bulantısından Farklı Olabilir) 

    Bu da çok garip bir konu. Bulantıdan bağımsız gelişen bir durum. Hani nasıl regl döneminden önce hiçbir kıyafetinizi giymek istemez, aynada asla saçlarınızı beğenmezsiniz; işte bu da daha önce sevdiğiniz şeylere “bööğ” dediğiniz bir dönemin başlangıcı. Her ne kadar yiyeceklerde daha sık yaşansa da, aslında her konuda biraz zevk değiştirdiğinizi farkedeceksiniz. Bu değişiklikler kalıcı olmak zorunda değil. Muhtemelen hamileliğin sonlarına doğru tekrar değişecek veya kaybolacak. Örneğin; özellikle kahveyi çok sevenlerde bir anda kahveden tiksinme belirtisi çok oluyor. Ben çok sevmeme rağmen kahveden tiksinmemiştim ama o delice kahve arayışım cidden azalmıştı. Sonra da kafeinsiz kahve ile kolayca yoluma devam ettim.
    Çözüm önerisi : Yeni zevklerinizin keyfini çıkarın. Daha önce yemediğiniz, tatmadığınız, kullanmadığınız ürünlere merakla yaklaşın ve keşfedin. Bu en sevdiğiniz parfümüzden soğuyarak tamamen doğal ürünlere yönelmeniz de olabilir. Bunlara kızgın olmayın, değişimlere karşı savaş açmayın. Yerine koyabileceğiniz yeni ürünler araştırabilirsiniz.

  6. Kokulara Karşı Duyarlılık

    İşte bu mide bulantısını tetikleyen fenalardan. Benim için ilk 3 ay evde kimsenin almadığı ama benim eve girer girmez aldığımı iddia ettiğim, berbat bir koku vardı. Rutubet desem değil, bozuk bir şey desem değil. Tarifsiz bir koku. Resmen o kokudan kaçmak için evin alt katında durmak istemiyordum. Tüm parfümler benim için kabustu. Soğan ve zeytinyağı kavrularak başlanan yemekleri saymak bile istemiyorum. Mutfağa adımımı atamadım.Sizin de böyle farklı duyarlılıklarınız olabilir. Mesela birinin hamilelikte sudan tiksindiğini duymuştum. Sular kokuyormuş. Yani hamile kadın öyle hissediyor ve su içemiyor neredeyse.Çözüm Önerisi : Bu durumda uzak durmaktan başka bir çare yok. Sakın, bu kokuları bastırmak için oda parfümleri, kokulu mumlar vs. edinmeyin. Kokular iyice birbirine karışacak ve siz hala o duyarlı olduğunuz kokuyu alacaksınız. Çünkü bu kaçınılmaz. Arka sokakta kurulan pazarın kokusunu bile bir tazı burnu ile alabilir, çevrenizi şaşkına çevirebilirsiniz. Burnunuzun şizofrenleştiği bir dönem. Çok yüz vermeyin ve pencereleri açabildiğiniz kadar açın, kapalı alanlarda durmayın, ferahlamaya çalışın.