Hamilelikte Kasılmalar : Eyvah Doğuruyor Muyum?

Bu hafta gündemimdeki konu bu. Hamileliğimde de iki kere erken doğum tehlikesi ile hastanede yatmış biri olarak, kasılmalarla 20. haftamda tanışmıştım. Başka sitelerde dolaşırken birçok annenin bu kasılmalarla hiç tanışmadan hamileliklerini tamamladığını okuyorum. Şanslı olduklarını söyleyebilirim, çünkü itiraf edelim bu kasılmalar biraz sinir bozabiliyor. Ama yine de, doğanın bizi doğuma hazırladığına dair de son derece pozitif bir açıklaması var. Normal yolla veya sezaryen ile doğum yapmanız farketmez, bu kasılmaları dikkate almanız önemli.

Kasılmalar, diğer adı ile kontraksiyonlar aslında erken doğum habercisi olabilirler. Bu da bizim için erken önlem almak demek. Ben kendi hikayemi paylaşacak olursam, kasılmaların neye benzediğini gerçekten bilmiyordum çünkü daha önce doğum yapmadım. İlk hastaneye yatışımda ağrılarım vardı, sancılarım vardı ve doktorlar, hemşireler bana sürekli gelip gidip “Kasılman var mı?” diye soruyordu. Yok diyordum ama inanın ne olduğunu bilmiyordum. En sonunda dayanamayıp sordum, “yahu nedir bu kasılma, neye benziyor?” ve o klasik cevaplardan birini aldım; “Zaten kasılsan duramazsın.” Oldu, teşekkürler.

Ben de her şeyde olduğu gibi yine meseleyi okuyarak anladım. Şimdi en önemli nokta bu kasılma işi ikiye ayrılıyor :

  1. Braxton Hicks Kasılmaları (Yalancı Kasılmalar) :
    Bu kasılmalar, aynı ismi taşıyan bir amcamızdan bize yadigar. Kendisi konuyu yıllar yıllar önce netleştirince onun adını vermişler. Özetle bunlar, yalancı kasılmalar veya hazırlık kasılmaları olarak da biliniyor. Doğumdan önce bir armut boyutundaki uterusünüz, bebekle birlikte büyüyor. Hali ile sizin yaşadığınız kasılmalar ve ardından gelen rahatlamalar ise, bebeğin doğum kanalına itilmesini sağlıyor. Aslında oldukça doğal bir sürecin provaları. Yani bebek doğarken bu kasılmalar size yardım ediyor-edecek. Braxton Hicks kasılmaları da bunun için size alıştırma yaptırıyor.Özelliği : Düzensiz olması! Kesinlikle buna dikkat etmelisiniz. Bunlar düzensiz kasılmalar. Bir gelir, bir giderler. Örneğin bir kere olur, sonra 3 saat sonra olur sonra 1 saat sonra da olabilir, 1 gün sonra da. Herhangi bir düzenleri yoktur. 30 saniye hatta bazen 1 dakika da sürebilirler. Kasıklarda ağrı yapmazlar. Karnınızda sanki bebeğiniz topuğunu aniden dayamış gibi bir yerde kütle hissedersiniz. Daha yoğun yaşarsanız arada nefesinizi kesebilir. Geçtiğinde rahatlatır. Pozisyon değiştirdiğinizde, hareket ettiğinizde, yürüdüğünüzde geçer. Bu tip kasılmaları 5. ay sularında hissetmeye başlayabilirsiniz. Braxton Hicks’ten korkmayın.

  2. Gerçek Doğum Sancıları/Kasılmaları : 

    İşte korkulu rüya. Ben yaşadım, tanımlayabiliyorum az çok. Tabii ki doğurmadım (22. haftadaydık çok şükür doğum olmadı) , ama o sancılı ağrı ile tanıştım. Bu tip kasılmalarda ilk başta ağrı hissetmeyebilirsiniz. Kontraksiyon / kasılma durumunuzu da eğer hareket ediyorsanız kaçırabilirsiniz. Fakat yatar veya oturur pozisyondaysanız, mutlaka hissedeceğiniz SIKLIKTA, nefesinizi kesecek uzunlukta olacaklardır. Burada önemli olan kasılmaların sıklığı ve yoğunluğudur.1-5-1 Kuralı : 1 saat içinde 5 dakikada bir 1 dakika ve daha uzun süren kasılmalar yaşıyorsanız, hemen doktorunuzu aramalısınız.

    Bu kuralı aklınızda tutun. Daha önce Hamilelikte Kullandığım Mobil Uygulamalar yazımda bahsettiğim Alle Hamile uygulamasının Kasılma Sayacı diye bir programı var. Mesela bunu kasılma aralıkları ve yoğunluğunu takip etmek için kullanabilirsiniz.

    Özellikleri : Gerçek kontraksiyonlar yukarıda yazdığım gibi sık ve düzenli gelir. Ayrıca bu düzene bir noktadan sonra sancılar eklenmeye başlar. Genellikle çoğu kadın bu sancılı süreci fark ediyor. Sancılar da regl sancısına çok benzer. Kasıklarınızda ağrılı bir regl sancısı yaşadığınızı hayal edin, işte o.

    Bu durumda derhal doktorunuz ile hastaneye gidip, bulunduğunuz hamilelik haftasına göre ya erken doğum tedavisine alınmalısınız ya da doğuma. Bunun için ilk belirleyici serviks kontrolü. Ne kadar açılmanız olup olmadığını kontrol edecekler. Eğer açılmanız yok ise, muhtemelen damardan alacağınız sıvı + magnezyum ve yatak istirahati ile sizi yakından takip edeceklerdir. Bir de doktorunuzun kararı ile farklı tedaviler uygulanabilir. Erken doğum tedavisi biraz bıçak sırtı. O yüzden bunu doktorunuzdan öğrenmeniz en iyisi olur.

    Eğer doğum haftanıza yaklaştıysanız ve bu sancılara halk arasında nişan gelmesi denilen (neden nişan deniliyor, ne anlam ifade ediyor anlamadığım) kanlı mukus akıntı, suyunuzun gelmesi gibi etkenler de eşlik ediyorsa muhtemelen doğum çok yakın demektir. Mutlu son.

    Kasılmaları önlemek için kendi başınıza neler yapabilirsiniz?

    Eğer kasılmalarınızı takip ettiğinizde bunların yalancı kasılmalar olduğunu farkettiyseniz, yine de bir sonraki kontrolünüzde veya panik yapmadan en yakın zamanda doktorunuz ile paylaşmanızda fayda olacak. Kendi başınıza bu kasılmaları dindirmek için en önemli yardımcı günde 3 litre ve daha fazla su içmeniz, ayaklarınızı yüksek bir yerde tutarak dinlenmeniz, mümkünse yatarak istirahat etmeniz. Kontraksiyon hissettiğiniz anda pozisyon değiştirmeniz, solunuza yatarak dinlenmeniz kasılmaları, eğer bunlar Braxton Hicks kasılmaları ise geçirecektir. Aynı şekilde yürüyüş, ılık bir duş (asla sıcak değil) veya kısa bir hareket de geçmesi için yardımcı olacaktır.

    Eğer tüm bunlara rağmen geçmiyor ve yukarıda yazdığım gibi sıklıkla, sancı eşlik ederek geliyorsa doktorunuzu arayın. Asla geç kalmayın. Ben bu şekilde 2 kere tedavi olarak çok kötü durumların ucundan döndüm.

    Umarım siz sadece güzel doğum sancıları yaşarsınız.

Hamileliğin 34. Haftasında Sizi Neler Bekliyor?

Bu günlüğün de sanırım sonlarına gelmeye başladık. Bir başka yazıda bahsetmiştim günlük tutma – arşivcilik işlerinde hiç iyi değilim diye. Bunu da elimden geldiği kadar sürdürmeye çalıştım. Bu seferde hem yaşadıklarım hem sizin de başınıza gelebilecekleri yazıyorum.

Hamilelikte 33. haftadan sonra işlerin rengi biraz değişiyor bunu söylemem gerek. Ama bu benim ne kadar zor bir hamilelik geçirdiğimle de ilgili değil, gördüğüm kadarıyla çoğu hamile aynı dertlerden muzdarip. Sırasıyla sizi neler beklediğini sayıyorum.

Bir kere artık uyumanız imkansıza yakın. Neden derseniz, kocaman olan göbeğiniz ile sağa sola dönmek tam bir kabus. Sağdan sola dönerken plan yapmanız gerek. Bu sırada açılan uykuyu saymıyorum. Sırt üstü yatmak yasak, çünkü aort damarına yapılan baskı ile tansiyon düşüşü yaşayabilirsiniz (ki yaşanıyor), uykuda eğer farkında olmadan sırt üstü yattıysanız zaten tansiyonunuz düşünce istemsizce uyanıyorsunuz.

Durduk yere bir anda düşen tansiyondan da söz edelim. Bunun için az az sık sık yemek, aniden ayağa kalkmamak, ayakta iseniz dikilmek yerine mutlaka hareket halinde olmanız – aerobik yapın anlamında değil adım atın anlamında – ütü/ yemek vs. yapıyorsanız ayağınızın altına bir destek koyarak sırayla ayaklarınızın önce birini sonra diğerini yaslayarak destek almalısınız. Aynı anda iki ayağınızın üstünde durmanız beliniz ve sizin için iyi değil. Bu yöntemi yapmayarak, belimi fıtık ettim. Ayrıca tansiyom mutlaka yemek yaparken düşüyor. Bilginize.

Üstüne üstlük, çok su tüketmeniz gereken bir dönemdesiniz. Bunun sebebi; erken doğum, kontraksiyon / kasılma vb. problemleri önlemek için mühim olan dehidrasyonu azaltma operasyonu. Gün içinde en az 3 litre su tüketmelisiniz. Bu da size tuvalet yoluna döşenmiş çiçekli bir yol olarak geri dönüyor. Gün içinde hadi neyse ama gece sayısız kere tuvalete kalkmanız gerekiyor. Bir de artık bebeğiniz baş aşağı pozisyona geçtiyse ve idrar torbanızı bir yastık gibi kullanıyorsa vay halinize! Bir bardak su içtiğiniz anda o uyku size haram. Üzgünüm.

Gelelim diğer bir engele. Eğer magnezyum ve kalsiyum tüketiminiz az ise veya bunun için ekstra destek bir vitamin almıyorsanız (bkz. hamilelikte kullandığım vitaminler) geceleri bacaklarınızda kramplar yaşamanız muhtemel. Bunu engellemek için bol bol muz da tüketebilirsiniz.

Huzursuz bacak sendromu da bir başka uyku engelleyici. Sanırım ne kadar güzel ve keyifli bir dönem olarak adlandırılsa da, bir bilinmezliğe yaklaşmanın annede yarattığı önüne geçilemez bir stres mevcut. Ve bu, geceleri huzursuz bacak ve anksiyete olarak geri dönüyor. Ben araştırıp, melisa ve yasemin karışımı bir çay seçeneği buldum. Sadece melisa çayı da olabilir. Bunu içerek kendimi gece yatmadan önce sakinleştiriyorum. (Fakat unutmamanız gerek! Bitki çaylarını hamilelikte günde 1 bardaktan fazla tüketmemelisiniz. 2 bardak yazıyor her yerde ama bu bardağın boyunu hesaplamak ile risk almak demek. Ayrıca içilip içilmeyecek bitki çayları listesi de var. Onu yazarım.) Çünkü ister istemez yatağa yattığınızda aklınıza sınırsız düşünceler hücum edebiliyor. Siz ne kadar “ben rahatım yeaa” deseniz bile.

Braxton Hicks (doğum sancısı, kasılması olmayan; rahmi doğuma hazırlayan, düzensiz kasılmalar) olmasını umduğumuz kontraksiyon / kasılmalar da nefesinizi keserek sizi uykunuzdan uyandırabilir. – 1/5/1 kuralı! 1 saat içinde, 5 dakikada bir, 1 dakika ve daha fazla uzunlukta süren kasılmalarınız varsa hemen doktorunuzu aramalısınız. Bunlar braxton hicks değildir. 

Yani özetle o eski uykulara yavaş yavaş veda ediyoruz. Galiba bu da bebişle birlikte gelecek olan uykusuz gecelere bir antrenman.

Bütün bunlar dışında progestan hormonun etkisi ile eklemlerin gevşemesi, bedendeki ağırlık merkezinin değişmesi, benim bebişin tamamen sol tarafıma kendisini bırakması ile artık yürümek çok ama çok zorlaştı. Sanırım sol kalçam ve bel bölgemde bir fıtık oluştu. Umarım yavaş yavaş geçer, yoksa bu şekilde artık sırt ağrılarım, göğüs kafesime baskı yapan ayaklar ve yürüyemediğim bir bacak ile son haftalar inanılmaz zor olacak.

Anne adaylarının gönüllerinin sultanı hastane çantasından konuşmazsak olmaz. Biz hastane çantamızı yaşadığım durumlardan korktuğumuz için erkenden hazırlamaya başlamıştık. Şu an neredeyse eksiksiz bir şekilde hazır. Eksiksiz diyorum ama bu konuda herkesin çantası kendine. Araştırırken kimileri 2 gecelik, 2 bebek kıyafeti ile bir çanta kapıp hastaneye gitmiş. Kimileri valizlerle. Ben sanırım o valizlerle kategorisindeyim. Çünkü hastanede ne kadar kalacağımı ve neye ihtiyaç duyacağımı bilmemek beni gerer. Eksik olduğunda birilerinin o sırada eve veya oraya buraya koşturması da beni gerer. O yüzden biz eşimle her şeyimizi listeledik ve tek tek bebek valizi / anne çantası / baba çantası / bir de gerekli olabilecekler çantası diye ayırdık. Bu size anormal gelebilir veya doğum yaptığınız hastane zaten her şeyi sağlıyor olabilir. Ama bizim durumlar biraz farklı. Ve biz galiba biraz garanticiyiz.

Hastane çantası ile ilgili de bir yazı hazırlayacağım. Artık hangisi size uygunsa belki işinize yarar. Başına da her blogta olduğu gibi EN KAPSAMLI LİSTE yazmayı ihmal etmeyeceğim, ahahah 🙂

http://www.buseterim.com.tr/moda/sonbahara-ozel-balkabakli-brownie/2016
Damla Şeftalicioğlu tarifi ve fotoğrafıdır.

Hadi size bu sıkıntılardan bahsederken, arada bir güzellik yapayım. Dün akşam hatta gecenin bir yarısı üşenmeyerek Arda (eşim) ile balkabaklı brownie yaptık. Zaten tatlıya olan merakım tavan yapmış durumda. Muhteşem bir tarifti. Şurada tarifi bulabilirsiniz. Günler yiyerek, bol su içerek ve mümkünse sürekli yatarak geçiyor. Hiçbir sosyal hayatım kalmadığını itiraf edebilirim. Ben de mutfakta sosyalleşiyorum. Bu hamilelere önerilen bir şey değil. Siz de iyiyseniz kesinlikle bunu yapmayın, çıkın, gezin, dolaşabildiğiniz kadar dolaşın, arkadaşlarınızla buluşun. (Sinirinizi bozmayacak olanlarla) 

Son kulvara girmişken, artık evde olmaktan, bu bağımlı durumdan o kadar sıkıldım ki; bizim bebişko doğsun kendine gelsin ve hep beraber dağ tepe gezelim istiyorum. Şimdiden kendisini buna hazırlasa iyi olur. Çünkü eve kapanıp elimde ağız bezi ile koşan bir anne olursam, bileklerimi dikine kesebilirim. (Böyle olan annelere lafım yok, benim hamileliğim zor geçti bi kereee.)

Hazır tarif vermişken, mide yanmalarından konuşmazsak gözüm açık giderim. Özellikle gece ağzınıza ağzınıza gelen acı sular unutulmayacak hamilelik anılarıdır. Halk arasında “saçlanıyor, saçı çıkıyor, ondan miden yanıyor” diye uydurdukları bu konuyu izah edeyim; saçı maçı çıkmıyor, sen yanlış yemekler yiyorsun kardeş. Mesela bu konuda beni mahveden açık ara : salça ve salçalı yemekler. Bazen karabiber gibi baharatlar da midemin coşmasını sağlıyor. Siz de bu konuda 3 şeye güvenebilirsiniz. 1. sizi rahatsız eden bu güçlü aromalardan kaçının. 2. yastığınızı yükseltin, üstüste iki yastıkla uyumaya başlayın. Boynunuz kopabilir, ama midenizden gelen o asit yerine tercih edebilirsiniz. 3. Doktorunuza da danışarak Gaviscon şurup kullanabilirsiniz. İyilerin dostu, mide asitlerinin amansız düşmanı.

Bir de okumuştum, gerçekten de hissediyorum. Hamileliğin son dönemlerinde ilk dönemlerindeki gibi iştahsızlık, halsizlik durumu geri gelebiliyormuş. Ne yaparsanız yapın yorgun hissediyorsunuz. Bu doğru. Öyle ben 9 aylık hamileydim, düğünlerde pistteydim diyenlere inanmak güç. Bilim var karşımızda bilim!

Bunun bir sebebi de, son aylarda artan kansızlık ve demir ihtiyacı. Bugünlere kadar normal değerlerle geldiyseniz bile, mutlaka düşüş yaşayabilirsiniz, çünkü bebeko ve plasenta ikilisi sizi daha güçlü sömürüyor. Belki demir takviyesi almanız gerekebilir, doktorunuz veya ebenize danışın.

Bel ve göbek çevrenizde, ya da kollarınızda, bacaklarınızda artmış, çıkmış, belirmiş olabilecek çatlaklardan ise hiiiiiiiç bahsetmiyorum. Onun için kullandığım kremi ve önerilerimi şurada yazmıştım.

Yarın doktor kontrolümüz var. Haberler ne olacak bekliyoruz. Ve evet, son 3 aylık dönemin yani 3. trimesterın sloganı kesinlikle:  “Alın şunu içimdeeeeeen!”

Korka Korka Yazıyorum : 27. Hafta

Günlüğe devam etmek istediğim için, hala bu kişisel deneyimlerin birilerine illa dokunduğunu düşündüğüm için; evet başlıkta da söylediğim gibi korka korka 27. hafta hakkında yazmak istedim.

Neden 5 haftadır bloga adım atmadım? 

Bu sürede, biraz inen çıkan hormonlar, kaybolan dengeler derken durup dururken nazara inanmaya başladım. Ama bunun nazarla falan ilgisi yok tabii ki, her şey tıbbın işi. Son yazımdan sonra (okumak isterseniz burada), tam bunlara kendinizi kaptırmayın, işte inancınızı yüksek tutun derken kendimi yine 22. haftanın sonunda hastanede buldum. Ve bu seferki bir faciaydı!

Öncelikle burada önem verdiğim bir konu var. İlk defa hamile kalacaklar, kalanlar için çok önemli bir konu olduğunu düşündüğüm kasılmalar. Siz hastaneye gittiğinizde veya kitaplarda okuduğunuzda “Kasılma var mı?” diye sorarlar ya da kasılma olduğu anda doktorunuzu arayın diye yazarlar. E peki bu kasılma nedir, biri bunu etraflıca anlatabilir mi bize? Yoook, bunu anlatabilen bir tıp insanı görmediğim gibi; ben kasılmanın ne olduğunu yine hamile kadınların dertleştiği bir forumu okurken çözdüm. (Sağlık Okuryazarlığı 101)

Nedir bu kasılmalar? Gebelikte Kasılma Nasıl Olur? Sahtesi Var Mıdır?

Evet sahtesi var. Öncelikle bunu söyleyerek sizi rahatlatayım. Bunların adına da Braxton Hicks kasılmaları diyoruz. Sonra gelelim gerçek kasılma tarifine. Birçokları zaten onu yaşayınca anlarsın gibi saçma sapan bir açıklama yapabilir. Ya da bazıları  karnında olduğunu, bazıları ise biraz daha aşağıda olduğunu söyler. Ağrıyı şart koşanlar da olabilir. Ben size ne yaşadığımı, bunu gecenin 03:00 ünde forumlardan okuyarak nasıl keşfettiğimi ve hastaneye yetiştiğimi anlatacağım.

Öncelikle kasılmanın en güzel tarifi, bir anda sanki bir havluyu sıkar gibi karnınızın içinde bir şeyin şiddetle sıkılma hissidir. Bu sıkışmaya da benzeyebilir.  Sıkılan veya sıkışan şey aslında rahminizdir. Tam o anda, karnınızda belirli bir bölgede bebeğinizin kafasına, ayağına, sırtına benzetebileceğiniz ÇOK SERT bir yumru olur. Eğer ağrınız yoksa, muhtemelen bunu “Bebeğim çok hareket ediyor” veya “Ah geldi bak kafası bu kafası” diye heyecanla karşılabilirsiniz. Çünkü ben de önce böyle yapmıştım.

Çoğu kitapta da söylediği gibi, kasılmanın şiddeti ve zamanı çok önemli. Bu duruma eğer kasıklarda regl benzeri ağrı eşlik ediyorsa kesinlikle doktorunuzu arama vakti. Ağrınız yoksa bile, eğer 1 saat içinde defalarca bu hissi yaşadıysanız yine doktorunuzu arama vakti. Kasılmanın süresi de önemli. Mesela bu çok sert yumru ve ağrı ne kadar sürüyor ve sonunda rahatlamanız kaç dakika alıyor? Eğer 15-20 saniyeden fazlaysa yine doktorunuzu arama vakti.

Ben bu kasılmaları 2-3 dakikada bir yaklaşık 1.5 dakika sürecek şekilde sanırım 24 saat yaşadım. Sonunda gaz sancısı, ya da bebek hareketi olmadığını anlayarak hastaneye gittiğimde Erken Doğum Tehdidi ile alalacele hastaneye yatırıldım ve evet maalesef bu sefer o berbat serumdan kaçamadım.

Neler Gördüm, Neler Geçirdim?

Çok fazla detaya girip burayı bir kara deftere çevirmek istemiyorum. Hayatımın en kötü günleriydi sanırım. Korku, acı, stres, hayalkırıklığı, üzüntü, yalnızlık.. Ne ararsanız vardı. Bol sıvı almak, daha önce de yazdığım gibi, çok önemli olduğu için 7/24 seruma bağlıydım. (Günde mutlaka minimum 3 litre su içmelisiniz.) Progestan’a tekrar başladım. Tabii ki Proluton iğneyi tekrar tattım. Ve Endol ile tanıştım. Bütün bu kokteyl üzerine, tüm baskılara rağmen evde dinlenmek istediğimi söyleyerek hastaneden çıktım.

 

Şimdi çok şükür bütün bunların yanında, iyiyim.

27. Hafta Neye Benziyor, Ben Neye Benzedim?

27. haftaya ben mutlu girdim, çünkü eşim yurtdışından yanıma geldi. Evime, huzuruma kavuştuğum bir psikolojik destek bulmuş oldum. Fakat 27. hafta gerçekten kendimi -abartmıyorum- Beyaz Show’daki Obez Usta ile kuvvetli empati yaparken bulduğum bir hafta oldu. Bir kere, böyle bir açlık yok! 2 saatte bir kan şekerim yerlerde. Bu arada 26. haftada Şeker Yükleme Testi yaptırdım ve başarı ile geçtim. Bu nedenle bu açlıkları anlamam mümkün olmuyor. Fakat sanırım küçük kurabiye ne yediysem hapur hupur mideye indiriyor, benim vücuda bir şey kalmıyor. Açım aç!

Onun dışında, gittikçe devasalaşan bir karın var. Sadece devasalaşsa neyse, bu dengemi de bozuyor. Şişirilmiş balon gibi, oturduğum yerden kalkamıyorum, yatamıyorum, yürüyemiyorum yani bunları yaparken kesinlikle göbeğime kum torbası bağlamışlar gibi çok zorlanıyorum. Henüz dengemi bulamadım.

Sırtım aşırı ağrıyor. Hamile yastığı denilen yastıklardan bir tane hamileliğin başında eşim hediye etmişti. Ne olduğunu ve kıymetini ürünü beğensem de çok anlamamıştım. Fakat şimdi her yere onunla gidiyorum. Kıvırıp sırtıma koyuyorum, gece de bacak arama koyarak uyuyorum. Böyle bir yastık edinmenizi şiddetle tavsiye ederim. İnternette kolayca bulabilirsiniz. Şu an benim en yakın dostum bu fasülye yastık.

Biraz sinir stres de arttı sanki. Nasıl bir stres derseniz, üniversite sınavına girecekmişim gibi bir stres. Zamanın biraz daha geldiğini hissediyorsunuz tabii. Bebiş hareketleniyor, karın büyüyor, tarihler yaklaşıyor. Yani tüm bunların bir oyundan ibaret olmadığını anlama haftası oldu benim için. Bir an önce beşik, kıyafet, ana kucağı ve bilimum neyi varsa almam gerek. Hala bunu idrak etmeye çalışıyorum. İnşallah alışverişe başlayacağım. Elim hep geri geri gidiyor. Biraz daha sabredeyim.

Özetle ben şişirilmiş ve eğri büğrü oransız bir balon gibiyim. Ya da sumo güreşçisi kıyafeti giyerek birbirlerine vuran insanlar gibi. Öyle işve cilve, yüzümde parlayan bir nur, başımda bir hare falan yok.

Annelik çok harika, çok fantastik bir duygu durum tamam buna yürekten katılıyorum. Eşsiz bir şey. Hatta erkeklerin, kadın bu kadar çile çekerken çocuk hakkında bir sürü hak iddia etmesine de bu aralar takmış durumdayım. Biz çekiyoruz, biz okuyoruz öğreniyoruz, her şeyi biz düşünüyoruz; sonra yok efendim o benim soyum. Hee, ben zaten sadece taşıyıcıyım öyle mi? (Çok pis feminist damarım tutuyor bu sinirle, ama bu başka ve ciddi bir konu.)

Özetle, buralara düşe kalka geldim. Pes etmeye de, nazara göze söze falan da kapılmaya niyetim yok. Aa bir de klasiktir, eklemeden olmaz, kimler yanımda kimler değil eh tabii onu da bir güzel öğrendim. Hayat iyi günde ve kötü gündekileri çok güzel ayırır, siz bununla asla uğraşmayın.

Hamilelik kadının en büyük gücünü ortaya koyduğu dönem. Tüm kız kardeşlere kocaman sabır, güç ve azim diliyorum.

Not : Yazıdan da anlaşılacağı gibi, bu haftalarda kafa gidip geliyor, bir iniyor bir çıkıyor, bir mantıklı bir serzenişte, bir kızıyor bir gülüyor. Bu da bize anı olsun.