Benim Hamilelik Hikayem : Zorlu Bir Yol

Anne adayı olma sürecim uzun, benim için yorucu, umut kırıcı ama sonunda mucizeli. O yüzden bu yazıda olabildiğince detaylı yaşadığım süreci tüm anne adaylarına ve anne olmak isteyenlere umut olsun, faydalı olsun diye yazacağım. İlgisi, alakası olmayanlar sıkılacaktır. Baştan söylüyorum, başka bir sayfada eğlenmenize bakın.

Benim hikayeme başlamadan önce şu an rahmimde 3 hatrı sayılır, 2 büyümekte olan myom ve bir bebiş taşıdığımı söylemek isterim. En büyük myomum şu an 13.5cm. Doktorlar bana hamile kalmamın çok zor olduğunu hatta tüp bebek bile yapsam bunun sonuç veremeyebileceğini söylediler; çünkü myomlara ek olarak AMH (Anti-Müllerian Hormonu) değerlerim de çok düşüktü. Bu demekti ki, yumurta rezervim azdı. Öğrendim ki, her kadın, her beden farklı! Bana çok zor gelen bir sıkıntı, başkası için belki çok hafifti. Neler neler yaşayan güçlü kadınların hikayelerini okudum aylarca. Ameliyat olmam gerekiyordu, myomlarım alınacak, sonra tekrar düşünülecekti. Çünkü myomlar ile yaşamak da çok zordu. Artık kotlarımın düğmesi kapanmıyor, karnımda kontrolsüz bir şişlik, oturup kalkmak iyice zorlaşıyordu. Tabii hiç hamile kalmadan bir alt batın ameliyatına girmek, burada yapışıklık riski ile karşı karşıya kalmak da ayrı bir sorundu. (Yapışıklık olursa, bir daha asla çocuğunuz olmuyor.) Aslında myom haberlerimi rutin bir kontrolde almadan önce bebek planımız “henüz” yoktu. “Daha 3-4 sene sonra olur bebek” diyen ben, kendimi bir anda kariyer, hayat, evlilik üçgeni içinde bebeğim olmayacak mı soruları ile yüzleşirken buldum. Bunlar benim için kolay değildi, daha yeni evliydik. Bir köpek sahiplenmiştik ve mümkünse “young couple” olarak kariyerlerimizi geliştirecek, hatta ülke değiştirecektik. Bu bebek planı da nereden çıkmıştı?

Ama hayatın planlandığı gibi olmadığı gerçeğini bir kez daha sonuna kadar hissettim ve inişli çıkışlı günlerden sonra “yok yahu ben ameliyat falan olmayacağım gerek kalmayacak” diye kendimi inandırdım. Eşim ve annem buna hafif anlayış göstererek, hafif inanmayarak da olsa gülerek, katılmak istiyorlardı. Ama gerçekler ortadaydı.

Bu “positive vibes only” ruhuna girmem ile birlikte, ki hiç öyle biri değilimdir, bir sonraki ay vücudumda olanlar bana yabancıydı. Önce kendi kendimi inandırdığımı düşündüm. Sonra biraz da hislerimin kuvvetli olması, psişik işlere olan merakım derken, rüyamda bir bebeğim olduğunu gördüm. Anneme, bence ben hamileyim dediğimde hekim olan annem “çok umutlanmayalım, inşallah öyledir.” demişti. (Yani anlayacağınız hepimizden umut damlıyordu.)

Reglim daha gecikmemişken, eczaneden bir hevesle “7 gün önceden bile haber veriyor çok süpersonik” adlı testlerden birini aldım ve evde eşime bile söylemeden uyguladım. Sonuç “tek çizgi” yani “no bebek, no cry” idi. Hevesim kursağımda kaldı ama ben yine de zorladım. (Yani o testlere rağbet etmeyeceksiniz.) Reglim 3 gün gecikir gecikmez soluğu hastanede aldım ve o gün doktorumun orada bulunmamasına rağmen aceleyle bir asistana güvendim. Ben Beta-HCG testi için gitmiştim. Yani kan testi. Fakat uzmanlığı gelmiş asistan gel vajinal ultrason ile bakalım daha net görürüz dedi. İyi dedim. Bunları detaylı yazıyorum çünkü hepimizin başına geliyor ve insan yaşamadan bilmiyor. O heyecan ve merakla insan her şeye he diyor. Aldı beni ultrasona, şöyle bir baktı ve rahim duvarın genişlemiş ama sen 2-3 güne regl olursun yok bir şey dedi. Umutlar yine kırılmıştı. Ben kesin uyduruyordum. Annem yine de yürü kan veriyoruz dedi. Gittik, kan verdim. Eve de moraller bozuk döndüm. Ama bende bir şeyler vardı ve eğer hamile değilsem kesin büyük bir hastalığın eşiğindeydim. (Çünkü benim böyle paniklerim de vardır.)

Eşim o gün izinli ve evdeydi; köpeklerimiz bu sırada 2 olmuştu, ben onları parka çıkarıp hava alacağımı söyledim, eşim de bana yemek yaparak bir nebze de olsa beni mutlu etmeye çalışacağını. Zaten test sonuçları normalde 1 saatte çıkarken maalesef çıkmıyordu, çünkü hastanede sistem çökmüştü, çünkü benim şansımdı.

Eve dönüp yemek yedik, derken aklıma tekrar sistemi zorlamak geldi. Bir baktım ki Beta HCG değerim 180. O kadar araştırmıştım ki, daha önce 0,2 değerini de görmüş biri olarak bunun bir hamilelik olduğunu anladım. Annemi aradım, eşime söyledim. Kimse doğru düzgün sevinemiyordu. Öyle filmlerdeki gibi elimde bir çubuk “hamileyim” diye evin içinde ağlamaklı danslar yapamıyordum. O gece inanamadan geçti.

Sonraki günler boyunca Beta HCG değerinin 2 katına çıkıp çıkmadığı, dış gebelik ve boş gebelik tehlikesi değerlendirildi. (Aman diyorum bunları sakın atlamayın, özellikle dış gebelik tehlikesi çok önemli, hemen hamileyim diye konu komşuyu aramayın.) Tabii benim ömrümden ömür gitti, o ultrasona bakarak geçen sessiz dakikalarda. (Bu arada o uzman doktora buradan sevgilerimi iletiyorum. Ona inansaydım, belki de düşük tehlikesi yaşacaktım. Lütfen tekrar tekrar kontroller yaptırın.)

Sonrası ise tamamen tetikte, tamamen korkulu, myomlar çocuğu ezecek mi, yok efendim Müge nasıl seyahat edecek, şimdi biz ne yapacağız telaşları ile geçti. Yani öyle çiçek gibi bir hamile olamadım. Midem aşırı bulanıyordu, çok sevdiğim yemek yapma ve yeme işi sona ermişti, evin içinde sürekli patates pişiyordu, biri pointer olan 23 kg ve aşırı enerjik köpeğimiz benim üstüme atlamamalı, zıplamamalı ve onu asla gezdirmemeliydim-mümkünse enerjisini atabileceği şekilde eşimin anne/babasının evine gitmeliydi, eşim kısa bir süre sonra yurtdışına taşınıyordu. Yani önümde depresyonun allahı vardı ama sakin olmalıydım.

Eşim taşındı, bulantılar bitti, biz ikinci trimestera (yani ikinci 3 aylık döneme – 4. ay ile başlıyor) progesteron coşkusu ile koca koca büyüttüğüm myomlar ve bir bebişko ile girdik. Evet, myomlar hamilelikte çoğunlukla büyüyor. Elimden geldiği kadar detaylı yazmaya çalıştım ama bu dönem çok ama çok zor geçti. Çünkü ilaç almadan bulantılar ile başetmek, eşim ve köpeklerimden ayrılmak, değişen bedenimi anlamak, kendim dışında korumak zorunda olduğum başka bir canlı olduğunu öğrenme sürecim, hareket kısıtlılıklarım derken yapmadığım araştırma kalmadı. Hala da her gün önüme geleni okuyorum. Şimdiden uyku ekollerini bile öğrendim diyebilirim.

Ayrıca bebiş Türkiye’de doğacak ama bir aksilik ve değişiklik olmazsa yurtdışında büyüyecek. Wow falan demeyin bu da aşırı stres çünkü anası, danası, komşusu, hala kızı, kuzeni toplanıp büyütmeyeceğiz bebişi. Ben ve eşim, bilmediğimiz bir ülkede, bilmediğimiz sağlık sistemi ile, bilmediğimiz metotlar ile büyüteceğiz. Bunun için araştırma seviyem doruklarda. Süreç benim için son hız devam ediyor.

Bu blog ile birlikte, kendi hikayelerimi samimi, açık ve olduğu gibi yazacağım. Çünkü hamilelikte okuduğum her kelime benim için çok değerli. Eminim benim gibi arayışta olan çok insan vardır. Öyle normal doğum yaptım, ve normal doğum yapmayanları kınıyorum, oh yoga ne güzel, çünkü ben yüce bir anneyim hala da taş gibiyim paylaşımları insanın yüreğine oturuyor. Yani hiç mi sorunlu insan yok, bir tek ben mi çekiyorum bu çileleri yarabbim neden ben dediğim çok oldu. İnsan ne kadar bilgili, doktorlar ile çevrili bir halde olursa olsun, günün sonunda o forumlara içini döken kadınlar ile bütünleşiyor. O zaman gerçek kadınlık ve hamilelik süreçlerini görüyor.

Umarım hepimizin hikayeleri bir mucize olur. Umarım hepimiz tüm serüvenleri her ne kadar doğuma kadar karnımızda kocaman bir top ile avokado gibi yaşasak da, sonunda eminim lezzeti bir başka olur.

Umarım anneavokado büyür, genişler ve anneler ile çoğalır.

Sevgiler,

Müge

Daha Doğurmadan Çıldırtan : En Kapsamlı Hastane Çantası

Daha önceki yazılarda söylemiştim, listemi paylaşacağım diye. Ben bu kadar her blogta üstünde durulan bir liste görmedim. Anne adayını strese sokan, sanki 10 gün ıssız bir adaya tatile gidilecekmiş hissi ile hazırlanan bu listeler hamilelikte sizi resmen bir proje yöneticisi haline getirebilir. Tabii anlamadığım, bu ihtiyaçlar eskiden de var mıymış, gerçekten ihtiyaç mı yoksa zaman ilerledikçe kapitalizmin kölesi mi olduk?

Bir sürü blog araştırdım, eşe dosta sordum. Cevaplar ve listeler farklı. Kimisi listeye kafasına takacağı tacı eklerken, kimisi iki zıbın bir gecelikle hastane yolunu tutmuş. O nedenle bu listeler kişiye göre değişir; hatta doğum yapacağınız hastane imkanlarına göre ve doğum şeklinize göre (normal, sezaryen doğum) de değişecektir. Bunu göz önüne alın. Tek bir liste derdinize derman olamaz. O yüzden ben size sadece birçok fikri biraraya getirerek oluşturduğum hastane çantası listemi paylaşıyorum. Hepsinin altında detaylıca neden gerekli veya gereksiz bulduğumu; seçtiğim markaları ve satın alabileceğiniz linklerini de ekliyorum. Markaları yazmamın sebebi, herhangi bir övgü meselesi değil. Ben liste araştırırken en çok PEKİ HANGİSİ?? diye saçımı başımı yolmuştum. Tavsiye iyi geliyor. Hazır yeri gelmişken de ürünler hakkında konuşmuş oldum.

Siz de bu listelerden “aa güzel fikir benim de ihtiyacım olabilir” dediklerinizi çıkarıp alın. Tutup bana ne yapmışsın ya hastanede 2 gün kalınıyor bıdı bıdı bıdı demeyin. Bir de keyfe keder bulduklarımı ayrıca ekstralar olarak listeledim. Haydi bakalım başlayın tiklemeye!

Benim Hastane Çantam

Süper öneri : Biz Arda ile bu listeleri yapmak için Wunderlist adlı bir program kullanıyoruz. Telefonunuzda ve bilgisayarınızda çok kolay kullanabilirsiniz. İşleri hallettikçe de üstünü çizersiniz. Ayrıca biriniz eklediğinde ortak listeleriniz birbirinizde senkronize oluyor, iş takibi aşırı kolaylaşıyor. Market alışverişi gibi işler için de ideal.

Not : Liste sıralaması kafama göredir, önem sırası değildir.

Anne İçin : 

  • Rulo Kağıt Havlu
    Hastanede en çok kullanılan ürün. Eğer hastaneniz temin etmiyorsa (devlet hastaneleri etmiyor), mutlaka yanınızda olmalı.
  • Göğüs Kalkanı
    Çok önemli çok değerli bir ürün olduğunu her yerde vurguluyorlar. Özellikle ilk günlerde bebeğiniz ile yaşayacağınız tecrübesiz emzirme dönemlerinde göğüs ucu yaraları için birebir. Philips Avent Göğüs Kalkanı hem açık hem kapalı kullanılabildiği ve göğüs ucu kreminizi sürüp taktığınızda göğsünüzün hava almasını sağladığı için benim seçtiğim ürün oldu.
  • Parabensiz – Alkolsüz Islak Mendil
    Bunu kendiniz ve yanınızdakiler için alabilirsiniz. Bebeğinize aldığınız ile aynı ürünü de kullanabilirsiniz. Ama ben günlük kullanım için ayrı bir ürün seçtim. Migros gibi mağazalarda parabensiz ve alkolsüz ıslak mendiller bulabilirsiniz. Normal ıslak mendil almayın.
  • Pet bardak – tabak – çatal bıçak
    Hastane odanız için ikram ve organizasyon şirketi ile çalıştıysanız muhtemelen bu konuda onlar size yardımcı olacaktır. Ama eğer yurtdışında veya organizasyonsuz bir doğum yapacaksanız, bu gibi malzemelere ihtiyacınız olacak. (Wtf is doğum organizasyonu?)
  • Atıştırmalık Yiyecekler
    Hurma, ceviz, badem
    güzel atıştırmalıklar olabilir. Fakat anne adayı olarak unutmayın ki, doğumdan önce yemek yeme izniniz, kusma riskiniz nedeniyle aslında yok. Çok acıktığınızda size buz verebilirler. Aklınızda olsun. Atıştırmalık ihtiyacı belki sezaryenden ve normal doğumdan sonra olabilir. Çantanızda bulunmasında fayda var. Özellikle hastane yemeklerini sevmiyorsanız veya o aralıklarda kan şekeriniz düşerse.
  • Göğüs Ucu Kremi
    7.-8. ayda kullanmaya başlamanızı öneriyorlar. Genellikle lanolin içerikli çok yoğun bir krem oluyor. Lanolin içerikli tercih edecekseniz, %100 lanolin olmasına özen gösterin. Bu alanda en iyisi Lansinoh Göğüs Ucu Kremi. Sürdükten sonra silmeden bebeğinizi emzirebilirsiniz deniliyor. Kimileri dayanamayıp sildiğini söylüyor. Bu size kalmış. Bir de daha natural içerikler tercih ederek lanolin karşıtı olan grup için memnun kalınan krem de Earth Mama Natural Nip Butter. Benim bu kremden haberim yokken Lansinoh tercih ettim. Belki sonra Earth Mama‘ya geçebilirim.
  • Göğüs Pedi
    Göğüslerinizden emzirmediğiniz sürede de süt aktığı için, bu süt kuruyarak yara yapabildiği veya geceliğinizi, pijamanızı ıslattığı için yumuşak, çamaşırınıza yapışabilen göğüs pedleri öneriliyor. Ben Lansinoh Göğüs Ped‘ini aldım. Sebebi de her bir göğüs pedinin kutusundan tek tek ambalajlı çıkması. Böylece istediğim kadarını paketli bir şekilde taşıyabiliyorum. Hijyenik açıdan da daha iyi olduğunu düşünüyorum, kullanıcı yorumları da oldukça iyi.
  • Humana Still Tee
    Bu çayın metnini o kadar çok duydum ki almazsam deneyimli anneler tarafından ıssız bir sokakta kıstırılacağımdan korktum. Şaka bir yana, süt arttırmak için rezene çayının faydaları biliniyor. Aktarlarda da süt yapıcı çay diyerek rezene ve birkaç bitkinin daha karışımından oluşan çaylar bulabilirsiniz. Bu çayı tadı ve kolay yapımı, soğuk veya sıcak içilebilmesi için övüyorlar. Eğer erken doğum, sezaryen gibi sütünüzü arttırmak istediğiniz bir süreç geçirecekseniz tavsiye ediliyor.
  • Banyo ve Yüz Havlusu
    Hastanede duş alacaksanız, ve hastaneniz temin etmiyorsa mutlaka ihtiyacınız olacak.
  • Yastık Kılıfı ve Çarşaf 
    Artık devlet hastaneleri bile bu konuda özenli. Temiz ütülü yastık kılıfı, çarşaf sağlıyorlar. Ama siz yine de kendi zevkinize ve hijyeninize göre yanınıza almayı tercih edebilirsiniz.
  • Lohusa Çamaşırı
    Tek kullanımlık olanları tavsiye ediliyor. Yani kullan at. Böylece hastane sonrasında kirli çamaşır derdiniz de olmuyor. Ben Baby&Me marka görünce almıştım. Mothercare‘de de satılıyormuş ama en son sadece small bedeni vardı. Bir de Watsons‘dan kullan at large beden çamaşır aldım. (Ne kadar bol o kadar rahat) Seyahat ürünleri bölümünde bulabilirsiniz.
  • Yüksek Belli Külot
    Eğer kullan at tercih etmiyorsanız, doğumdan sonra özellikle sezaryen doğum yapacaksanız mutlaka yanınıza yüksek belli iç çamaşırı alın. Ameliyat yerini düşünmeniz gerek.
  • Deodorant – Diş Macunu – Diş Fırçası – Tarak – Saç Kurutma Makinası
    Deodorant konusunda sprey ve kokulu deodorantlar bebeğinizi rahatsız edebilir. Ama kişisel bakımınızdan vazgeçmek istemezsiniz. Ve emzirirken de bol bol terleyeceksiniz. ( Üzgünüm 😦 ) Bu yüzden ben kokusuz ve vegan (cruelty free-hayvanlar üzerinde test edilmemiş), sprey olmayan (stick), alkolsüz, parabensiz bir deodorant tercih ettim. Gratis, Watsons gibi yerlerden kolayca alabilirsiniz. Benimkini de şuradan alabilirsiniz. Diş macunu, diş fırçası, tarak da zaten temel ihtiyaçlarınız. Kış bebeği doğuracaksanız, hastanenizin otelcilik hizmetleri iyi değilse o saç kurutma makinasını çok arayacaksınız.
  • Sıvı El Sabunu
    Hastanenizde olabilir. Hatta dezenfektan da hastanede bulunacaktır muhtemelen. Ama devlet hastanelerinde sabun olmuyor. Kendi söküğünüzü kendiniz dikiyorsunuz. Bir de ellerinizi sürekli yıkayıp dezenfekte edeceğinizi göz önüne alın. Yumuşatan, çok yoğun kokusu olmayan bir el sabunu tercih edebilirsiniz. Zeytinyağlılar olabilir. Ben Le Petit Marseillais aldım.
  • Yüz Temizleme Medili
    Doğumda makyaj yapmayacaksınız tabii ama yüzünüzü bol bol yattığınız yerde temizlemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, fotoğraf çekimi vs. olacaksa da makyaj temizlemeye ihtiyacınız olacak. Bir paket temizleme mendilini atın çantaya. Arada ferahlatır.
  • Dudak Kremi
    Daha hamilelikte kuruyan dudaklarınızı farkettiniz mi? Doğum esnasında ve sonrasında da çok ciddi dudak kuruluğu problemi olduğu ve buna ihtiyaç duyacağınız gerçek. Ben Blistex Daily Lip Conditioner kullanıyorum ve çok memnunum.
  • Makyaj Çantası
    Kendinizi iyi hissetmek, fotoğraf çekimi vb. durumlar için minik bir çantayı yanınızda bulundurmanız iyi olabilir. Ama bence doğuma takma kirpikle girmeyin, yapmayın bunu. Doğal doğum doğal doğum diye kendinizi yırtıp sonra da fotoğraflarda iyi çıkayım kaygısı ile yüzünüzde highlighter, kirpikleriniz 5 metre doğumda arzı endam etmeyin. Ne gerek var. Doğal olun.
  • Duş Jeli – Şampuan – Aseton- Pamuk
    Kendi şampuanınız ve duş jelinizi almayı unutmayın. Bebeğiniz teninize temas edeceği için doğal içerikli ürünler tercih edebilirsiniz. Hastanede ojesiz olmanız sağlığınız için tercih sebebidir. Morarma vb. durumlar için tırnaklarınızın görünür olması gerekir. Bu nedenle el ve ayaklarınızda oje olması durumunda aseton ve pamuğa ihtiyacınız olacak.
  • Kalın Çorap
    Özellikle sezaryen sonrası ayakların çok üşüdüğünü söylüyorlar. Yaz kış farketmiyormuş. Aklınızda olsun. Birkaç çift iyi olacaktır.
  • Emzirme Sütyeni
    Önce nerede bulunur bu meret dediğiniz sonra çok basic bir ürün olduğunu gördüğünüz meşhur sütyenler. Bebiş geldikten sonraki uzun aylar boyunca bu sütyenle haşır neşir olacaksınız. Bu nedenle rahat, penye bir modeli tercih etmeye çalışın. Çok ince olanlar iç gösteriyor dikkat. H&M, Mothercare, Defacto, LCW, Marks and Spencer gibi mağazalarda kolayca bulunuyor. Ayrıca Joker ve E-Bebek‘te de satılıyor. İnternet üzerinden de birçok seçenek bulabilirsiniz. Göğüsleriniz doğumdan sonra süt dolunca daha büyüyecek, bu alışverişi son aylarda yapın, ve büyüyen kap numaranıza gözlerinizi belerterek bakın.
  • Emzirme Özelliği Olan Gecelik – Pijama / Sabahlık – Terlik
    Bu konu beni hasta etti diyebilirim. Emzirme özelliği olan gecelik demek, lohusa geceliği demek. Ve bu arayışla alışverişe çıktığınızda, karşınıza gelenler gelinlikten hallice, aşırı süslü, taşlı, dantelli modeller. Aman allahım yani, o takımları giymem mümkün değildi. Kendimi şimdiden yaşlanmış, mahallenin gün yapan annesi olmuş, eltisini görümcesini çekiştiren kolu altın dolu gelini olarak dünyaya baştan gelmiş gibi hissetmiştim. Çok aradım taradım. Hem sade hem basit hem emzirme özellikli gecelik ve pijama takımlarımı daha önce hiç alışveriş yapmadığım Defacto‘dan aldım. Pijama için; hamile pijaması ve emzirme özellikli olması gerekiyor. Yani, altı geniş olmalı hamile karnına uygun şekilde. Lastikli vs olmamalı. Canınızı acıtmamalı. Başka türlü pijama doğumdan sonra uygun değil. Ayrıca önden düğmeli gecelik konusunda Oysho ve Marks and Spencer en iyisi. Bazen English Home‘da da seçenekler oluyor. Beni gecelik konusunda yurtdışından aldığım birkaç önden düğmeli gecelik kurtardı diyebilirim. Sabahlık da hastane içinde yürüyüş yapmanız gerekirse iyi oluyormuş. Bunun yerine rahat ettiğiniz bir üst, hırka, şal da tercih edebilirsiniz bence.
  • Kalın Hasta Pedleri
    Doğumdan sonra ciddi kanamalar olabiliyor. Bunun için hastaneniz de size verebilir, siz de yanınızda götürmek isteyebilirsiniz. Ben şundan aldım. Ama dert etmeyin, hastane içindeki bir medikal marketten de bulursunuz.
  • Süt Sağma Pompası
    Bu konu hakkında ayrıca bir yazı hazırlayacağım. Ben Lansinoh Tekli Elektrikli Süt Sağma Pompası aldım. Ama aklım Medela‘da kaldı. Görüş ve değerlendirmeyi sonra yapacağım. Sezaryen doğumlarda bu pompaya çok ihtiyacınız oluyormuş. Hastaneler bazen sağlıyor ama kendi makinanızı götürmeniz de iyi olabilir.
  • Lens Kutusu ve Solüsyonu – Gözlük
    Eğer benim gibi gözleriniz bozuksa, mutlaka yanınıza almayı unutmayın. Hatta lens kullanıyorsanız yedek lens almayı da ihmal etmeyin. Bebeği görmeye gidip, kör dönmeyin.
  • Eve Dönüş İçin Temiz Kıyafetler
    Hastaneye giderken giydikleriniz haşat olabilir. Eve de pijamayla dönmek istemeyebilirsiniz. Ama heyecanla yanınıza hamilelikten önce giydiğiniz kotlarınızı falan koymayın. Bu saflık olur. Yine temiz hamile taytı vb. kıyafetlerinizi atın çantaya.
  • El Temizleme – Antibakteriyel Jel
    Hastanede mevcut olabilir. Daha çok bebeğinize dokunmak isteyecek olan aceleci misafirlere sunmak için gerek.
  • Toka/Taç/Bant
    Saçlarınızı fenalık geçirip toplamak isteyeceğinize eminim.

Ekstralar :

  • Pilates topu
    Artık her hastanede mevcutmuş. Ben devlet hastanelerinde olduğunu sanmıyorum. Normal doğum için rahatlatıcı ve kolaylaştırıcı etkisi varmış. Benim ihtiyacım olmayacak.
  • Lavanta yağı
    Yine normal doğum öncesinde ferahlatan, stres azaltan bir etkisi varmış lavanta yağının. Ben hamileyken daraldığım zamanlarda antidepresan etkisi nedeni ile bileklerime sürdüm. Sezaryen bile olsanız tavsiye ederim.
  • Sıcak su torbası
    Belinizi ve ağrılarınızı rahatlamak için iyi olabilir.
  • Tenis topu 
    Sırta masaj yapılıyormuş, ben şok.
  • Yüz havlusu
    Doğum sancısı çekerken soğuk kompres için faydalı olabilir-miş.
  • Müzik seti – mini hoparlör – cd vb.
    Ne kadar uygulanabilir bilmiyorum ama sevdiğiniz bir yoga müziği normal doğum öncesinde sizi rahatlatır deniliyor. Devlet hastanelerinde böyle müzikler vs. gerçekten gülünç karşılanabilir.
  • Mum – Tütsü gibi rahatlatıcılar
    Bu konu da yine sizin güzel ihtiyaçlarınıza bırakılması gereken bir mesele. Normal doğum öncesi, odanın kokusu ile ilgili tercihiniz varsa düşünebilirsiniz.
  • Emzirme Yastığı 
    Evde kullanmak için çok gerekli bir ürün ama hastaneye yanınızda taşımak ne kadar gerekli bilemedim. Ben almıyorum. Almayı tercih edenler var.

Bebek İçin :

  • Eldiven
    Bu maddenin birçokları tarafından atlandığını duydum. Sonra ellerine çorap giydirmek zorunda kalanlar olmuş. Bazıları da ben eldivene karşıyım, dünyayı elleri ile keşfediyor diyor. Bana sorarsanız ilk zamanlar için, özellikle tırnaklarını kesemediğiniz ilk bir iki hafta için belki ilk günler için gerekecektir. Sonra salarsınız minik elleri dünyaya. 2-3 çift kaybolma riskine karşı alın yanınıza.
  • Battaniye 
    Bebeğiniz yaz bebeği de olsa, kış bebeği de olsa battaniye şart. Kış bebeği ise, polar battaniyeler, bir yanı pamuk kumaş bir yanı polar olanlar; yaz bebeği ise %100 pamuk ince battaniyeler özellikle yenidoğanlar için hastane çıkışında gerekecektir. 2 adet yeter diye düşünüyorum.
  • Önlük
    Bu önlük kocaman mama önlüğü veya BLW (bilmiyorsanız şimdilik boşverin) önlüğü değil tabii ki. Minik, sade, kusmalara önlem olacak şekilde önlükler tercih edebilirsiniz. Belki mama ihtiyacı da olabilir, o zaman da gerekecektir. Ben 5 adet koydum.
  • Zıbın
    Bu zıbın nedir neye benzer, bodyden farkı nedir anlamam uzun sürdü. Açıkçası ben çok beğenmedim görünce. Ama kruvaze geldiği için öneren çok anne var. Siz yine de 1-2 tane alın yanınıza, belki çok elzemdir.
  • Ağız Mendili
    Bakın bu elzem. Yani gerekli. Yani habire elinizde olacak. Bık bık geri tükürdüğü sütleri, salyaları bir güzel temizleyeceksiniz. Doldurun 10’lu paketleri. Bir de mermerşahi diye bir çeşidi var. Hayatınızda ilk kez duyabilirsiniz, bende öyle olmuştu. Hem pamuk hem mermerşahi aldım ben. Hangisini seveceğimi bilmiyorum. Mermerşahi daha ince. Şuradan kolayca alabilirsiniz.
  • Kendinden Eldivenli – Ayaklı Tulum
    Bu hastane çantasında bebek bölümünün süper starı. Özellikle önden fermuarlı versiyonunu bulursanız (Carter’s da oluyor) sakın kaçırmayın. Kendinden eldiveni, çorabı her şeyi bir bütün. İçine body giydirip üstüne bu tulumu çektiğiniz anda her şey tamam. Bebek de rahat siz de rahatsınız. Hastanede kaç gün kalacağınızı bilemiyorum ama 5-6 tane alsanız iyi olur.
  • Body
    Bu da aslında bebişinizin atleti, fanilası, içine giydiği basic tshirtü, ne derseniz osu. Mantık bu yani. Yaz bebeklerinde direkt bununla ortalarda bacaklar fora takılabiliyor. Kış bebeklerinde ise tulumların, alt üst vb. takımların içine giyiyor. 5-6 tane alın gitsin.
  • Çorap
    Nasılsa ayağında durmaz demeyin, şansınızı deneyin. H&M kış bebekleri için çok güzel kalın çoraplar üretiyor. Tavsiye ederim.
  • Şapka
    Bu da tabii bir Belgin Doruk şapkası değil, bildiğiniz ibiş şapkası. Minicik, yılbaşı cinine aitmiş gibi duran bir şapka. Bebeklerde şıklık, kokoşluk değil tatlılık, sevimlilik ön planda olmalı bana göre. O yüzden aşırı tatlılar. Ve en önemlisi, yenidoğan bebişler en çok başlarından üşüyor. Bu nedenle şapkayı ihmal etmeyin. Bırakın dünyaya yeni gözlerini açmış bıdığın kafasında taçlar, lastikler, çiçekler olmayıversin. Hastane çantama 3 adet koydum ben.
  • Müslin Bezi
    Gelelim akıllara durgunluk veren marketing ürünü “müslin bez”lere. Annelerimiz anneannelerimiz zamanında tülbentin yaptığı görevi üstlenen müslin bezler yalnızca Türkiye’de değil, İngiltere, Amerika falan nereyi görsem ün yapmış. Hatta bu işi desenlerle, bambu içeriklerle bezeyenler (bambu hakikaten aşırı yumuşak) deli fiyatlara yarım metre müslin bez satıyorlar. Önce anlamakta baya zorlandım, sonra her işi yaradığını öğrendim. Bunun için de ayrı bir yazı yazılır gibime geliyor. Ağız silmek, omuz bezi yapmak, bebeği sarmak, üstüne sermek, güneşi önlemek vs. aklıma ilk gelenler. Ben yanıma orta boylardan 3 adet aldım. Nereden beğenirseniz oradan alabilirseniz, her yerde her modelde satılıyor.
  • Alt – Üst Takımlar
    Bunu da sevmeyenler, önermeyenler, zor bulanlar var. Özellikle hastanede. Ben yine de neyin gerekip neyin gerekmeyeceğini yaşayarak göreceğim diyerek aldım 2 takım. 
  • Polar Tulum
    Kış bebekleri için, özellikle hastaneden çıkarken faydalı olacaktır. Önden fermuarlı polar tulumlar bir nevi kazak gibi. H&M tatlı modeller üretiyor. Ben birçok ürününü sevip aldığım Little White Company‘den almıştım.
  • Araba Koltuğu – Puset
    Bunun da detayı başka bir yazının konusu. Neyi tercih ederseniz edin, bebişiniz için aldığınız araba koltuğunuz yanınızda olmalı. Ve arabanıza nasıl bağlandığını bebiş doğmadan öğrenmiş olmalısınız. Biz Doona tercih ettik. Bunun da nedenini niçinini başka bir yazıda anlatacağım.
  • Yastık Kılıfı – Çarşaf 
    Bebişkonuz için adını işlettiğiniz yastık kılıfları, özel çarşaflar vb. ürünleriniz varsa unutmayın. Benim yok. O yüzden böyle bir maddem de yok.
  • Yenidoğan Islak Mendil
    Bu da en elzem, gerekli, stok stok alacağınız ürünlerden. Unibaby Yenidoğan öneren çok. Ama aynı kalitede olduğunu düşündüğüm ve kapağı bana daha sağlam görünen Baby&Me Yenidoğan Islak Mendil aldım ben. Normal ıslak mendil veya bebek mendili değil, dikkatinizi çekiyorum YENİDOĞAN ISLAK MENDİL. Saf su ve pamuk içermeli yalnızca. Aman dikkat.
  • Pişik Önleyici Krem
    Bu kremler hayatınızı rezil de eder, vezir de. Bir kere unutursanız, kullanmazsanız, bebişin poposuna iyi bakmazsanız ve bebiş pişik olursa sizi zor günler bekler. O yüzden bu işin sırrı herkesin doğru sandığı yanlışı düzeltmek : yani bebiş pişik olduktan sonra değil henüz olmamışken bariyer krem ile bölgeyi korumak. Ben bunun için iki krem tercih ettim. Birincisi doğal içerikli Bübchen Pişik Bariyer Kremi. Bunu her bez değişiminden sonra temizlenen bölgeye koruma amaçlı sürüp bezini kapatıyoruz. Diğeri de çinko içerikli acil durumlar için Desitin (Mor kutu). Diyelim ki her şeye rağmen bebiş pişik oldu, o zaman Desitin‘e sarılıyoruz.
  • Bebek Bezi
    Yemin ederim bu konu aileleri birbirine kırdırır, kan davalarına yol açar. Hatta o kadar tartışmalı ki, Bezegen diye bir aplikasyon bile yapmışlar. Telefonunuza yüklüyorsunuz, hangi bebek bezi daha iyi, son yorumları, fiyat performans falan takip ediyorsunuz. Herkes başka bir markanın müdavimi. Ben ilk etapta gidip Prima Premium Care Yenidoğan aldım. Sonra bu uygulamada son üretimine sövüp duran anne babaları görünce tavsiye üzerine bir de Huggies Yenidoğan aldım. Kapıştırıcam bakalım hangisi kazanacak? Hastaneye giderken de, eğer hastaneniz temiz etmiyorsa (ki hangi modeli ediyor bakalım?) yığın çantaya bezleri.
  • Alt Açma Bezi – Bebek Bakım Örtüsü
    Alt açarken oraya buraya saçma riskine karşı, pofuduk ve kullan at alt açma bezleri benim çok hoşuma gitti. Şunlardan aldım. Çantaya da 10 tane falan koydum.
  • Omuz Bezi
    Bu da bebişi omzunuza alırken, veya bir başkası aldığında hemen temiz temiz çıkarıp “şunu da koyalım mı, kusuyor da..” kibarlığında kullanacağınız örtü. Hem bebişi hijyenik olmayan kıyafetlere temastan kurtarıyorsunuz, hem de kucağa alanı batıp çıkmaktan. Benim aldığım bu modeller ayrıca önlük de oluyormuş.
  • Bebek Pamuğu
    Hastanede bulabileceğinizi düşünüyorum. Genellikle hemşireler pamuk yerine punch denilen bezlerden kullanıyorlar. Siz de bebeğinizin bakımı için sadece dağılmayan, bebeğinizin cildini tahriş etmeyen pamuk ve su kullanmak isterseniz, bu bebek temizleme pamuklarından alabilirsiniz.
  • Temizleme Solüsyonu
    İlk zamanlar göbek kordonu düşmeden bebişi yıkamanız doğru olmadığı için, (bazıları yıkarım diyor),  çok önerilen Mustela Physiobebe Temizleme Suyu gündemde. Bebişi durulamanız da gerekmiyor. Ben hastane çantama da koydum.
  • Patik
    Patik gerekli mi emin değilim. Belki hastane çıkışında 1 çift giyebilir.
  • Emzik – Emzik Kutusu – Silikon Mama Kaşığı – Biberon
    Emzik konusunda da anneler, uzmanlar birbirine girmiş durumda. Bazıları bebeğime asla emzik vermem derken, kimileri de en iyi buluş diyor. Sakinleştirici bir etki nihayetinde. Ama bebişler öyle her emziği de beğenmiyor.Emzirmeyi düşünüyorsanız 6-8 haftadan önce kullanmayın da deniliyor. Siz yine de ne olur olmaz diye çantaya 1 tane atmak isteyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. En garanti emzikler de Nuk Kauçuk diyor anneler. Deneyeceğim.  Biberon için de aynı tartışmalar var. Bebeğinize sağarak süt vermeniz gerekse bile asla biberonla vermeyin deniliyor. Memeden soğur kaygısı ile bunun için silikon kaşık öneriliyor. Yine size kalmış. Ben süt sağma makinam ile uyumlu Lansinoh bir biberon ekledim çantaya.Yanınızda Kalacak Kişi / Baba İçin : 
    Bu konuda neden karnı burnunda anne sorumlu tutuluyor anlamış değilim. Bir de babanın pijamalarını düşün deniliyor resmen. Ben bir ara kendimi kaptırıp, yukarıda bahsettiğim Wunderlist programına Arda’nın eşyalarını yazınca; Arda bunlar ne Müge ben kendi valizimi hazırlarım demişti. Gerçekten de burada yetişkin kişi kendi kişisel bakımı için gerekli malzemeleri hazırlayabilir sanırım. Bunu siz düşünmeyin.Yanınızda kalacak kişiden / babadan isteyebileceğiniz bazı görevler;
  • Fotoğraf Makinası – Şarjı : Ek hafıza almayı unutmayın
  • Telefonlar – Şarjlar
  • Laptop  : gerek duyuyorsanız
  • Hoparlör : Müzik vs isterseniz, mini ve bluetooth ile çalışanları tercih edebilirsiniz.
  • Bebek Oto Koltuğu / Kurulumu : Arabanıza nasıl bağlandığı, ekstra bir aparata ihtiyaç duyulup duyulmadığı konularında yardım isteyin

BONUS : 

  • Bozuk Para : Hastanedeki kahve, çay vb otomatlarında aşırı ihtiyaç oluyor.
  • Yelpaze – Pervaneli Su Fışkırtma : Yazın doğum yapacaksanız yelpazenin çok büyük kurtarıcı olduğunu söylüyor anneler.
  • Bebek Hatıra Defteri : Organizasyon firması ile çalışıyorsanız zaten bu düşünülmüştür, ama siz de bir defter ayarlayabilirsiniz.
  • Günün Gazetesi : Bu tam benlik, tam bir anı. Seneler sonra o gün neler olmuş hatırlamak çok keyifli olacak.
  • Göbek Kordon Bankası Kiti : Eğer göbek kordon kanı saklayacaksanız, bunun için bir şirketle anlaştıysanız, size o gün için bir kit verecekler ve bu kiti yanınıza almanız gerekecek. Unutmayın.
  • White Noise / Beyaz Gürültü Oyuncakları Vb. : Örneğin Sleep Sheep gibi, beyaz gürültü sağlayıcıları veya beyaz gürültü aplikasyonları ilk günden kullanmak istiyorsanız, yanınızdan ayırmayın. Beyaz Gürültü de ne? derseniz, onu başka bir yazıda detaylıca anlatırım ama kısaca anne karnındaki ses.

Hamilelikte Kasılmalar : Eyvah Doğuruyor Muyum?

Bu hafta gündemimdeki konu bu. Hamileliğimde de iki kere erken doğum tehlikesi ile hastanede yatmış biri olarak, kasılmalarla 20. haftamda tanışmıştım. Başka sitelerde dolaşırken birçok annenin bu kasılmalarla hiç tanışmadan hamileliklerini tamamladığını okuyorum. Şanslı olduklarını söyleyebilirim, çünkü itiraf edelim bu kasılmalar biraz sinir bozabiliyor. Ama yine de, doğanın bizi doğuma hazırladığına dair de son derece pozitif bir açıklaması var. Normal yolla veya sezaryen ile doğum yapmanız farketmez, bu kasılmaları dikkate almanız önemli.

Kasılmalar, diğer adı ile kontraksiyonlar aslında erken doğum habercisi olabilirler. Bu da bizim için erken önlem almak demek. Ben kendi hikayemi paylaşacak olursam, kasılmaların neye benzediğini gerçekten bilmiyordum çünkü daha önce doğum yapmadım. İlk hastaneye yatışımda ağrılarım vardı, sancılarım vardı ve doktorlar, hemşireler bana sürekli gelip gidip “Kasılman var mı?” diye soruyordu. Yok diyordum ama inanın ne olduğunu bilmiyordum. En sonunda dayanamayıp sordum, “yahu nedir bu kasılma, neye benziyor?” ve o klasik cevaplardan birini aldım; “Zaten kasılsan duramazsın.” Oldu, teşekkürler.

Ben de her şeyde olduğu gibi yine meseleyi okuyarak anladım. Şimdi en önemli nokta bu kasılma işi ikiye ayrılıyor :

  1. Braxton Hicks Kasılmaları (Yalancı Kasılmalar) :
    Bu kasılmalar, aynı ismi taşıyan bir amcamızdan bize yadigar. Kendisi konuyu yıllar yıllar önce netleştirince onun adını vermişler. Özetle bunlar, yalancı kasılmalar veya hazırlık kasılmaları olarak da biliniyor. Doğumdan önce bir armut boyutundaki uterusünüz, bebekle birlikte büyüyor. Hali ile sizin yaşadığınız kasılmalar ve ardından gelen rahatlamalar ise, bebeğin doğum kanalına itilmesini sağlıyor. Aslında oldukça doğal bir sürecin provaları. Yani bebek doğarken bu kasılmalar size yardım ediyor-edecek. Braxton Hicks kasılmaları da bunun için size alıştırma yaptırıyor.Özelliği : Düzensiz olması! Kesinlikle buna dikkat etmelisiniz. Bunlar düzensiz kasılmalar. Bir gelir, bir giderler. Örneğin bir kere olur, sonra 3 saat sonra olur sonra 1 saat sonra da olabilir, 1 gün sonra da. Herhangi bir düzenleri yoktur. 30 saniye hatta bazen 1 dakika da sürebilirler. Kasıklarda ağrı yapmazlar. Karnınızda sanki bebeğiniz topuğunu aniden dayamış gibi bir yerde kütle hissedersiniz. Daha yoğun yaşarsanız arada nefesinizi kesebilir. Geçtiğinde rahatlatır. Pozisyon değiştirdiğinizde, hareket ettiğinizde, yürüdüğünüzde geçer. Bu tip kasılmaları 5. ay sularında hissetmeye başlayabilirsiniz. Braxton Hicks’ten korkmayın.

  2. Gerçek Doğum Sancıları/Kasılmaları : 

    İşte korkulu rüya. Ben yaşadım, tanımlayabiliyorum az çok. Tabii ki doğurmadım (22. haftadaydık çok şükür doğum olmadı) , ama o sancılı ağrı ile tanıştım. Bu tip kasılmalarda ilk başta ağrı hissetmeyebilirsiniz. Kontraksiyon / kasılma durumunuzu da eğer hareket ediyorsanız kaçırabilirsiniz. Fakat yatar veya oturur pozisyondaysanız, mutlaka hissedeceğiniz SIKLIKTA, nefesinizi kesecek uzunlukta olacaklardır. Burada önemli olan kasılmaların sıklığı ve yoğunluğudur.1-5-1 Kuralı : 1 saat içinde 5 dakikada bir 1 dakika ve daha uzun süren kasılmalar yaşıyorsanız, hemen doktorunuzu aramalısınız.

    Bu kuralı aklınızda tutun. Daha önce Hamilelikte Kullandığım Mobil Uygulamalar yazımda bahsettiğim Alle Hamile uygulamasının Kasılma Sayacı diye bir programı var. Mesela bunu kasılma aralıkları ve yoğunluğunu takip etmek için kullanabilirsiniz.

    Özellikleri : Gerçek kontraksiyonlar yukarıda yazdığım gibi sık ve düzenli gelir. Ayrıca bu düzene bir noktadan sonra sancılar eklenmeye başlar. Genellikle çoğu kadın bu sancılı süreci fark ediyor. Sancılar da regl sancısına çok benzer. Kasıklarınızda ağrılı bir regl sancısı yaşadığınızı hayal edin, işte o.

    Bu durumda derhal doktorunuz ile hastaneye gidip, bulunduğunuz hamilelik haftasına göre ya erken doğum tedavisine alınmalısınız ya da doğuma. Bunun için ilk belirleyici serviks kontrolü. Ne kadar açılmanız olup olmadığını kontrol edecekler. Eğer açılmanız yok ise, muhtemelen damardan alacağınız sıvı + magnezyum ve yatak istirahati ile sizi yakından takip edeceklerdir. Bir de doktorunuzun kararı ile farklı tedaviler uygulanabilir. Erken doğum tedavisi biraz bıçak sırtı. O yüzden bunu doktorunuzdan öğrenmeniz en iyisi olur.

    Eğer doğum haftanıza yaklaştıysanız ve bu sancılara halk arasında nişan gelmesi denilen (neden nişan deniliyor, ne anlam ifade ediyor anlamadığım) kanlı mukus akıntı, suyunuzun gelmesi gibi etkenler de eşlik ediyorsa muhtemelen doğum çok yakın demektir. Mutlu son.

    Kasılmaları önlemek için kendi başınıza neler yapabilirsiniz?

    Eğer kasılmalarınızı takip ettiğinizde bunların yalancı kasılmalar olduğunu farkettiyseniz, yine de bir sonraki kontrolünüzde veya panik yapmadan en yakın zamanda doktorunuz ile paylaşmanızda fayda olacak. Kendi başınıza bu kasılmaları dindirmek için en önemli yardımcı günde 3 litre ve daha fazla su içmeniz, ayaklarınızı yüksek bir yerde tutarak dinlenmeniz, mümkünse yatarak istirahat etmeniz. Kontraksiyon hissettiğiniz anda pozisyon değiştirmeniz, solunuza yatarak dinlenmeniz kasılmaları, eğer bunlar Braxton Hicks kasılmaları ise geçirecektir. Aynı şekilde yürüyüş, ılık bir duş (asla sıcak değil) veya kısa bir hareket de geçmesi için yardımcı olacaktır.

    Eğer tüm bunlara rağmen geçmiyor ve yukarıda yazdığım gibi sıklıkla, sancı eşlik ederek geliyorsa doktorunuzu arayın. Asla geç kalmayın. Ben bu şekilde 2 kere tedavi olarak çok kötü durumların ucundan döndüm.

    Umarım siz sadece güzel doğum sancıları yaşarsınız.

Hamileliğin 34. Haftasında Sizi Neler Bekliyor?

Bu günlüğün de sanırım sonlarına gelmeye başladık. Bir başka yazıda bahsetmiştim günlük tutma – arşivcilik işlerinde hiç iyi değilim diye. Bunu da elimden geldiği kadar sürdürmeye çalıştım. Bu seferde hem yaşadıklarım hem sizin de başınıza gelebilecekleri yazıyorum.

Hamilelikte 33. haftadan sonra işlerin rengi biraz değişiyor bunu söylemem gerek. Ama bu benim ne kadar zor bir hamilelik geçirdiğimle de ilgili değil, gördüğüm kadarıyla çoğu hamile aynı dertlerden muzdarip. Sırasıyla sizi neler beklediğini sayıyorum.

Bir kere artık uyumanız imkansıza yakın. Neden derseniz, kocaman olan göbeğiniz ile sağa sola dönmek tam bir kabus. Sağdan sola dönerken plan yapmanız gerek. Bu sırada açılan uykuyu saymıyorum. Sırt üstü yatmak yasak, çünkü aort damarına yapılan baskı ile tansiyon düşüşü yaşayabilirsiniz (ki yaşanıyor), uykuda eğer farkında olmadan sırt üstü yattıysanız zaten tansiyonunuz düşünce istemsizce uyanıyorsunuz.

Durduk yere bir anda düşen tansiyondan da söz edelim. Bunun için az az sık sık yemek, aniden ayağa kalkmamak, ayakta iseniz dikilmek yerine mutlaka hareket halinde olmanız – aerobik yapın anlamında değil adım atın anlamında – ütü/ yemek vs. yapıyorsanız ayağınızın altına bir destek koyarak sırayla ayaklarınızın önce birini sonra diğerini yaslayarak destek almalısınız. Aynı anda iki ayağınızın üstünde durmanız beliniz ve sizin için iyi değil. Bu yöntemi yapmayarak, belimi fıtık ettim. Ayrıca tansiyom mutlaka yemek yaparken düşüyor. Bilginize.

Üstüne üstlük, çok su tüketmeniz gereken bir dönemdesiniz. Bunun sebebi; erken doğum, kontraksiyon / kasılma vb. problemleri önlemek için mühim olan dehidrasyonu azaltma operasyonu. Gün içinde en az 3 litre su tüketmelisiniz. Bu da size tuvalet yoluna döşenmiş çiçekli bir yol olarak geri dönüyor. Gün içinde hadi neyse ama gece sayısız kere tuvalete kalkmanız gerekiyor. Bir de artık bebeğiniz baş aşağı pozisyona geçtiyse ve idrar torbanızı bir yastık gibi kullanıyorsa vay halinize! Bir bardak su içtiğiniz anda o uyku size haram. Üzgünüm.

Gelelim diğer bir engele. Eğer magnezyum ve kalsiyum tüketiminiz az ise veya bunun için ekstra destek bir vitamin almıyorsanız (bkz. hamilelikte kullandığım vitaminler) geceleri bacaklarınızda kramplar yaşamanız muhtemel. Bunu engellemek için bol bol muz da tüketebilirsiniz.

Huzursuz bacak sendromu da bir başka uyku engelleyici. Sanırım ne kadar güzel ve keyifli bir dönem olarak adlandırılsa da, bir bilinmezliğe yaklaşmanın annede yarattığı önüne geçilemez bir stres mevcut. Ve bu, geceleri huzursuz bacak ve anksiyete olarak geri dönüyor. Ben araştırıp, melisa ve yasemin karışımı bir çay seçeneği buldum. Sadece melisa çayı da olabilir. Bunu içerek kendimi gece yatmadan önce sakinleştiriyorum. (Fakat unutmamanız gerek! Bitki çaylarını hamilelikte günde 1 bardaktan fazla tüketmemelisiniz. 2 bardak yazıyor her yerde ama bu bardağın boyunu hesaplamak ile risk almak demek. Ayrıca içilip içilmeyecek bitki çayları listesi de var. Onu yazarım.) Çünkü ister istemez yatağa yattığınızda aklınıza sınırsız düşünceler hücum edebiliyor. Siz ne kadar “ben rahatım yeaa” deseniz bile.

Braxton Hicks (doğum sancısı, kasılması olmayan; rahmi doğuma hazırlayan, düzensiz kasılmalar) olmasını umduğumuz kontraksiyon / kasılmalar da nefesinizi keserek sizi uykunuzdan uyandırabilir. – 1/5/1 kuralı! 1 saat içinde, 5 dakikada bir, 1 dakika ve daha fazla uzunlukta süren kasılmalarınız varsa hemen doktorunuzu aramalısınız. Bunlar braxton hicks değildir. 

Yani özetle o eski uykulara yavaş yavaş veda ediyoruz. Galiba bu da bebişle birlikte gelecek olan uykusuz gecelere bir antrenman.

Bütün bunlar dışında progestan hormonun etkisi ile eklemlerin gevşemesi, bedendeki ağırlık merkezinin değişmesi, benim bebişin tamamen sol tarafıma kendisini bırakması ile artık yürümek çok ama çok zorlaştı. Sanırım sol kalçam ve bel bölgemde bir fıtık oluştu. Umarım yavaş yavaş geçer, yoksa bu şekilde artık sırt ağrılarım, göğüs kafesime baskı yapan ayaklar ve yürüyemediğim bir bacak ile son haftalar inanılmaz zor olacak.

Anne adaylarının gönüllerinin sultanı hastane çantasından konuşmazsak olmaz. Biz hastane çantamızı yaşadığım durumlardan korktuğumuz için erkenden hazırlamaya başlamıştık. Şu an neredeyse eksiksiz bir şekilde hazır. Eksiksiz diyorum ama bu konuda herkesin çantası kendine. Araştırırken kimileri 2 gecelik, 2 bebek kıyafeti ile bir çanta kapıp hastaneye gitmiş. Kimileri valizlerle. Ben sanırım o valizlerle kategorisindeyim. Çünkü hastanede ne kadar kalacağımı ve neye ihtiyaç duyacağımı bilmemek beni gerer. Eksik olduğunda birilerinin o sırada eve veya oraya buraya koşturması da beni gerer. O yüzden biz eşimle her şeyimizi listeledik ve tek tek bebek valizi / anne çantası / baba çantası / bir de gerekli olabilecekler çantası diye ayırdık. Bu size anormal gelebilir veya doğum yaptığınız hastane zaten her şeyi sağlıyor olabilir. Ama bizim durumlar biraz farklı. Ve biz galiba biraz garanticiyiz.

Hastane çantası ile ilgili de bir yazı hazırlayacağım. Artık hangisi size uygunsa belki işinize yarar. Başına da her blogta olduğu gibi EN KAPSAMLI LİSTE yazmayı ihmal etmeyeceğim, ahahah 🙂

http://www.buseterim.com.tr/moda/sonbahara-ozel-balkabakli-brownie/2016
Damla Şeftalicioğlu tarifi ve fotoğrafıdır.

Hadi size bu sıkıntılardan bahsederken, arada bir güzellik yapayım. Dün akşam hatta gecenin bir yarısı üşenmeyerek Arda (eşim) ile balkabaklı brownie yaptık. Zaten tatlıya olan merakım tavan yapmış durumda. Muhteşem bir tarifti. Şurada tarifi bulabilirsiniz. Günler yiyerek, bol su içerek ve mümkünse sürekli yatarak geçiyor. Hiçbir sosyal hayatım kalmadığını itiraf edebilirim. Ben de mutfakta sosyalleşiyorum. Bu hamilelere önerilen bir şey değil. Siz de iyiyseniz kesinlikle bunu yapmayın, çıkın, gezin, dolaşabildiğiniz kadar dolaşın, arkadaşlarınızla buluşun. (Sinirinizi bozmayacak olanlarla) 

Son kulvara girmişken, artık evde olmaktan, bu bağımlı durumdan o kadar sıkıldım ki; bizim bebişko doğsun kendine gelsin ve hep beraber dağ tepe gezelim istiyorum. Şimdiden kendisini buna hazırlasa iyi olur. Çünkü eve kapanıp elimde ağız bezi ile koşan bir anne olursam, bileklerimi dikine kesebilirim. (Böyle olan annelere lafım yok, benim hamileliğim zor geçti bi kereee.)

Hazır tarif vermişken, mide yanmalarından konuşmazsak gözüm açık giderim. Özellikle gece ağzınıza ağzınıza gelen acı sular unutulmayacak hamilelik anılarıdır. Halk arasında “saçlanıyor, saçı çıkıyor, ondan miden yanıyor” diye uydurdukları bu konuyu izah edeyim; saçı maçı çıkmıyor, sen yanlış yemekler yiyorsun kardeş. Mesela bu konuda beni mahveden açık ara : salça ve salçalı yemekler. Bazen karabiber gibi baharatlar da midemin coşmasını sağlıyor. Siz de bu konuda 3 şeye güvenebilirsiniz. 1. sizi rahatsız eden bu güçlü aromalardan kaçının. 2. yastığınızı yükseltin, üstüste iki yastıkla uyumaya başlayın. Boynunuz kopabilir, ama midenizden gelen o asit yerine tercih edebilirsiniz. 3. Doktorunuza da danışarak Gaviscon şurup kullanabilirsiniz. İyilerin dostu, mide asitlerinin amansız düşmanı.

Bir de okumuştum, gerçekten de hissediyorum. Hamileliğin son dönemlerinde ilk dönemlerindeki gibi iştahsızlık, halsizlik durumu geri gelebiliyormuş. Ne yaparsanız yapın yorgun hissediyorsunuz. Bu doğru. Öyle ben 9 aylık hamileydim, düğünlerde pistteydim diyenlere inanmak güç. Bilim var karşımızda bilim!

Bunun bir sebebi de, son aylarda artan kansızlık ve demir ihtiyacı. Bugünlere kadar normal değerlerle geldiyseniz bile, mutlaka düşüş yaşayabilirsiniz, çünkü bebeko ve plasenta ikilisi sizi daha güçlü sömürüyor. Belki demir takviyesi almanız gerekebilir, doktorunuz veya ebenize danışın.

Bel ve göbek çevrenizde, ya da kollarınızda, bacaklarınızda artmış, çıkmış, belirmiş olabilecek çatlaklardan ise hiiiiiiiç bahsetmiyorum. Onun için kullandığım kremi ve önerilerimi şurada yazmıştım.

Yarın doktor kontrolümüz var. Haberler ne olacak bekliyoruz. Ve evet, son 3 aylık dönemin yani 3. trimesterın sloganı kesinlikle:  “Alın şunu içimdeeeeeen!”

İlk Anneliğim: Joy ve Yulaf

Joy ve Yulaf

Yukarıda görmüş olduğunuz benim ilk anneliğimin kızları : Joy ve Yulaf.

Daha önce Joy’un adına açtığım ve yalnızca köpek bakım bilgilerinden bahsettiğim bir blogum vardı. Sürdüremedim. Ve onları da avokado gibi anne çatısı altından ayırmamam gerektiğini fark ederek, yer yer onlarla ilgili de yazılar yazacağım.

Kısa özgeçmişleri 

Joy : Hakkımda kısmında da bahsettiğim, evliliğimizin 2. ayında benim fotoğrafını görüp dayanamayarak ve eşime yoğun ısrarlarım ile sahiplendiğimiz German Shorthair Pointer kızımız. Aslında ırkının pek bir önemi yok. Hatta kırmalık taşıyor Joy. Fakat huyunu tahmin edebilmeniz için ırklarından bahsedeceğim.

Joy Yavru 3Bize gelmeden önce Joy İzmir-Çeşme otobanında annesi ve 2 kardeşi ile aç bir şekilde şaşkınca gezinirken bulunmuş. Buradan onları bulup İzmir Yüksek Teknoloji Üniversite kampüsünde yuvalar hazırlayarak hayatlarını kurtaran Nurhan ve Ozan’a tekrar teşekkür ederim. Bütün kardeşleri ve Joy güzel yuvalara gitti. Anneleri ise kampüsün tatlı köpeği oldu.

Bu sırada biz Joy’u sahiplendiğimizde yukarıda ve aşağıda gördüğünüz fotoğraflardaki gibiydi. Uzun bir süre alerjileri ile başettik çünkü sokakta annesinde uyuz başlamıştı ve Joy‘a da bulaşmıştı. Fakat bu tedaviler 1-2 ay sonra çok güzel sonuç verdi ve eser kalmadı kirden 🙂 Hatta öyle ki, Joy ne zaman parka gitse herkes tüylerinin parlaklığına, atletikliğine övgüyle baktı. Hatta sokaktan sahiplendiğimizi öğrendiklerinde insanlar çok şaşırdı. Yani, her şey sizin elinizde. Bu kafasında otlar samanlar olan perişan yavru, en üstte paylaştığım dalyan gibi bir köpeğe dönüştü.

Daha önce mama seçimlerimi ve köpek bakım ürünlerimi detaylı anlatıyordum blogumda. Yine bununla ilgili bir yazı yazarım belki. Ama kısaca biz Joy‘un gelişimi sırasında Acana Heritage Large Puppy mamasını tercih ettik. Linke tıklayarak inceleyebilir, alabilirsiniz. Uzun bir süre Joy sadece bu mamayı yedi ve tüy dökme, kaka düzeni, cilt kokusu gibi her konuda çok mutluyduk. Temiz içerikli mamalardan biri. Fakat biraz maliyetli olabiliyor. Sonra uzun araştırmalarım sonucu Brit Premium Hypo-Allergenic Kuzulu ve Pirinçli Köpek Maması ile devam ettik. Önemli olan markadan çok içerik. Aynı markanın kötü içerikli mamaları da mevcut. Bu mamasını alerji karşıtı olması ve temiz içeriği ile tercih etmiştim. Daha sonra da yine araştırmalarım sonucu en son Happy Dog Supreme Sensible mama ile devam ettik. Ve bu mamadan oldukça memnun kaldık. Hem içerik, hem lezzet ve etki olarak. Kısaca mama tercihimiz bu yönde oldu. Eğer hassas bir köpeğiniz varsa, eğer özel bir diyete ihtiyacı vb. yoksa mutlaka tavuksuz mamaları tercih etmelisiniz diyerek bu bahsi kapatıyorum.

Joy son derece hiperaktif, sosyal ve iyi huylu bir köpek oldu. Söylememe gerek bile yok, bir av köpeği olmasına rağmen, av kültürüne çok karşı olduğumuz için bu gibi görevlerde asla kullanılmadı. Hatta hiç saldırgan bir köpek de olmadı. Kedilerle, kuşlarla arası son derece iyi oldu şaşırtıcı bir biçimde. Bu aralar bolca sosyalleşme ve sincap kovalama gibi görevleri nedenleri ile dedesinin evinde bir alabey ve bir kangal ile takılıyor. Kaslarına kuvvet 🙂

Yulaf : Yulaf bize hiç hesapta yokken geldi. Nasıl olduğunu biz de anlamadık. Bir gün sayısız yuva arayan yavru ilanı ve telefonuma gelen fotoğraflar arasından bir Yorkshire Terrier bana bakıyordu. Daha önce hiç yorkie bakmamıştım, kişiliğini tanımıyordum. Yuva arıyordu. Ailesi ile yollarını ayırması gerekliydi. Sahibi iyi bakabilecek birini bulmadan vermeyecekti ve bildiğiniz hikayeler. Nedense hemen arayıp görüşmek istedim. Sahibini neredeyse ikna ederek, dil dökerek, Yulaf‘ı bir gün bize getirdim. Eşim şaşkın, ben şaşkın, Joy hepimizden daha şaşkındı. Kimdi bu tüylü küçük arkadaş?

Birbirlerine alışmaları 2 gün sürdü. Ben rahat davrandım. İlk gece Yulaf‘ı bir odadan dışarıya adım attırmayan Joy, 2. günün sonunda Yulaf ile aynı evde başbaşa kalmıştı. Dediğim gibi çok sosyal bir köpek olmasının etkileri ile bu tüylü arkadaşı hemen bağrına bastı. (Tam olarak bağrına bastı diyemeyiz, değişik bir oyun oynama yöntemi var :))

O gün bugündür Yulaf da bizimle. Ailemizin en komik üyesi. Ciddiyet nedir bilmeyen, kucakların vazgeçilmezi, biraz dağınık, biraz pespaye ruhlu, köpeklerle arası olmayan insanları bile kendisine aşık edecek kadar şeytan tüylü bir bıdık. Onu tanımasaydık nasıl olurdu hayatımız bilmiyorum. Onunla sabahları mutsuz uyanmamız imkansız.

Yulaf için de geldiği zaman önce Acana Puppy Small Breed ile başlamıştık. Çünkü bize geldiğinde 10 aylıktı. Şimdi Ocak ayında 2 yaşında olacak. Sonra Happy Dog Mini İrland ile devam ettik. Tavsiye ediyorum. Joy ve Yulaf 2

Tüy bakımı, kulak içi bakımı, gözlerinin akıntılı olması (terrier özelliği), soğuklar gelince mutlaka kıyafet ihtiyacı derken Yulaf biraz daha bakım isteyen bir pati bebişi.

İşte bizim ailenin ilk üyeleri. İlk anneliğim onlarla başladı. Arkalarından koşmam, bütün çiş-kakalarını temizlemem, oyun parklarında sosyalleşsinler diye beklemem, en iyi mamayı yesin, yedi mi yemedi mi diye günlerce cebelleşmem, uykuyu öğrenmesi için özellikle Joy ile geçirdiğim uykusuz geceler, cilt problemleri olduğunda cildinden örnek alınırken veterinerde bayılmam gibi sayısız annelik görevini onlarla deneyimledim.

O yüzden, benim için annelik tabii ki aynı olmasa da hafif torpilli ve provalı bir deneyim olacak. Umarım yeni gelecek bebişimiz ile uyum içinde kardeş kardeş oynarlar 🙂

Bu vesile ile #satınalmasahiplen

Tüm pati annelerine sevgilerimle..

 

 

 

Hamileyken İzleyebileceğiniz 20 Film

Bu listeyi birkaç ay önce biz de eşimle araştırmıştık fakat karşımıza çok iyi öneriler çıkmadı. Zaten genel olarak “hadi bebişli film izleyelim” veya “hamile kadınlar hakkında bir film olsun da karşısına geçip empati hönküreyim” dediğiniz noktada maalesef çok başarılı filmler yok. Ya da ben daha öylesine denk gelmedim. Sadece biraz “aaa bana benziyor, bize benziyor”  diyebiliyorsunuz, hepsi bu. Şimdi ben bu listeyi aslında daha önce tavsiye ettiğim uygulamalarda bahsettiğim Bump uygulamasından arakladım. Türkçe meali ve kendi yorumlarım ile arama motorunda hunharca bu listelerden kovalayanlara sundum. Bu da bi hizmet sonuçta.

  1. Babies

    Bu bir film değil, bir belgesel. Dünyanın farklı köşelerinden bebeklerin ilk yılını konu alıyor. Ve nerede, nasıl, hangi kültürde olursa olsun bebeklerin sadece bebek olduğunu anlatıyor.
  2. Juno
    Bu filmi seneler önce bebekle, hamilelikle hiç işim olmayacak bir yaştayken izlemiştim. Hamile olmasanız da izleyebileceğiniz tatlılıkta bir indie filmdir kendileri. Hamilelik ile ilgili de çok özdeşleşebilir misiniz bilmiyorum çünkü 16 yaşında bir genç kızın hamile kalması ve Amerika’daki genç kızların evlat edindirmek üzere verdiği bebeklere gönderme yapan bir film. Fakat çok tatlı.
  3. Knocked UpBu filmi izlediğimde Amerika’da staj yapan küçük bir kızdım. Aşırı gülüp eğlenmiştim. Komik bir film. Hamile değilseniz bile izlenir özellikle eşiniz ile baymadan izleyebileceğiniz bir film arıyorsanız öneriyorum. Adı üstünde; konusu plansız hamilelikler.
  4. Baby Mama
    Tina Fey sevenler bir adım öne çıksın. Tabii ki yine bir girl power filmi. Eğlenceli, dayanışmalı.
  5. Away We Go
    Baştan söylüyorum; biraz yavaş bir film. Yukardaki çıtır komiklere benzemiyor. Ağırlığı da bolca var filmin. Bağımsız film ve yol filmi sevenler için keyifli. Biraz düşündürücü. Hamilelikte yaşananlarla ilgili güzel empatik sahneler var.
  6. Business of Being Born

    Bu da bir belgesel film. Bahsedildiğine göre biraz doğal doğum/normal doğum nasıl adlandırırsanız onun tarafını tutarak çekilmiş bir belgesel. Özellikle hiçbir medikal destek almadan yapılmadan doğumlardan bahsediyor. Bedenin mucizevi yeteneklerine yakından bakıyor. Eğer medikal desteksiz (ilaç vb.) doğum yöntemlerine ilgiliyseniz hoşunuza gidebilir.
  7. Baby Boom
    Bebek veya hamilelik konulu filmler ararken, 80’li yıllarda ciddi bir bebekli film patlaması olduğunu görebilirsiniz. Neden bilmiyorum ama bizim çocukluğumuzda da televizyonda dönen bebekli, bebek bakıcılı, evde tek başına kalan çocuklu, konuşan bebekli gibi sınırsız film vardı. Bu da onlardan biri. Diane Keaton gençliğinden bir kuple ile o günlere dönmek isterseniz güzel seçenek. Ayrıca profesyonel hayattaki anneler veya tek başına çocuğunu büyüten anneler için de keyifli bir film.
  8. Neigbours
    Yine komik bir film. Sanırım işin içinde bebek varsa mizah bu duruma çok yakışıyor. Yeni bebek sahibi olan bir çiftin bir yandan sosyal ve hızlı hayata ayak uydurma bir yandan da bebekli hayatı yürütme çabasını konu alıyor.
  9. Nine Months

    Benim gibi 90’lı yılların Hugh Grant’ı hayranıysanız (artık değilim), veya o dönem heyecanı taşıyan filmleri seviyorsanız çok tatlı bir film. Klişeleri var evet. Kıyafetler dönemden. Tam popcornunuzu alıp keyifli bir pazar günü izlenecek film.
  10. First Comes Love

    Daha gerçekçi hissettiren bir hamilelik filmi arıyorsanız doğru adres. Otobiyografik bir hamile belgeseli. 41 yaşında hamile kalan bir kadın ana kahraman. Modern annelik yöntemlerini gerçekçi bir şekilde belgeselleştirmiş.
  11. Waitress

    Kalpleri ısıtan, bir o kadar da yine yalnız anneliğe göndermelerle bezeli bir Amerikan klasiği.
  12. Look Who’s Talking

    Bu filmi 90’larda televizyon başında olanlar şüphesiz hatırlar. Çok keyifli bir filmdi o zamanlar. Hem de dublajlı dublajlı izlerdik. Bir bebeğin konuşma fikri oldukça komikti. O yıllara dönmek isterseniz güzel bir nostalji.
  13. Life As We Know It

    Daha dün akşam izleyerek keyifli olduğunu söyleyebileceğim bir film. Fakat süper komik bir film bekliyorsanız yanlış seçim olur, draması da az değil. Romantizmi de mevcut. Arada ağlamaya da hazır olun.
  14. 40 Weeks

    Hepimizin cep telefonunda ya 40 haftalık hamilelik sürecini takip eden bir uygulama yüklü ya da bu uygulamaları biliyoruz. İşte bu film de uygulamaların biraz daha ötesine geçerek bize 40 haftalık serüveni belgeselleştiriyor. Hamile kadınların bu süreçte yaşadıkları duygusal ve fiziksel değişimlerini farklı röportajlarla ele alıyor. Gerçekçi bir empati için birebir.
  15. Bridget Jone’s Baby

    Bridget kitaplarını okumayan, filmlerini izlemeyen kaldı mı? Kendi adıma pek severim. Bebekli bir filmi geldiğini duyduğumda da kaderim bir bu kadınla diye dalga geçmiştim. İtiraf edeyim Hugh Grant’lı Bridget Jones filmlerini arattı bu film. Ama yine de geçmiş günlerin hatrına yalnız takıldığınız bir akşam izlenilesi.
  16. What to Expect When You’re Expecting

    Bir Amerikan klasiği olan “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabının isminden esinlerek hayata geçirilmiş film. Hata Jenifer Lopez’in elindeki kitap da meşhur o kitap. Oyuncular ünlü, IMDB puanı düşük, ama sonuçta hamilelikle ilgili ne olsa izleriz değil mi?
  17. The Beginning of Life

    8 farklı ülkede çekilen, oldukça dikkat çekici bir hamilelik belgeseli. Bir bebeğin/çocuğun ilk dönemlerinde yetiştiği çevrenin algısal, bilişsel, sosyal ve duygusal yapısına nasıl etki ettiğini konu alıyor. Çok fazla bilimsel laflar ederek canınızı sıkmayacak türden bir belgesel ve genler dışında nasıl da bebeğinizin gelişimi farklı şekilde etkileniyoru öğrenmek için biçilmiş kaftan.
  18. Boss Baby

    Şimdi diyeceksiniz ki, bu film çocuk film mi? Hayır. Ama hamilelik konulu bir film de değil. Daha çok bebek yapımı hakkında son derece komik, eğlenceli, iyi bir animasyon. Animasyon sevenleri çok mutlu edecek.
  19. The Back-Up Plan

    Gelelim tüp bebek serüvenlerine. Tüp bebek sonucunda ikiz hamilelik yaşayan bir Jennifer Lopez izlemek isterseniz, sevebilirsiniz.
  20. The Switch

    Bu da sevdiğimiz başka bir Jennifer’ın, Jennifer Aniston’ın sperm bankası yolu ile bir bebek sahibi olma kararı ile başlıyor. Hamileliğin, partnerliğin ve bebek sahibi olmanın birçok yolu var değil mi?

 

Bebek Alışverişini Neden Abartmamalısınız?

Eveeet, 8 aylık maratonumda ciddi emek sarf ettiğim, tezimden fazla değer verdiğim, okumaktan gözlerimin karardığı bebek alışverişi listemi ve bu sürede izlediğim yolu artık cümle aleme açıklama vakti geldi. Böyle yazınca sanmayın ki aylardır döktüre döktüre alışveriş yapıyorum. Hayır. Tam tersine aylardır bu alışveriş listelerinin, gerekli gereksiz her şeyin nedenini OKUYORUM.

Huyum kurusun okumayı ve karşılaştırmayı çok severim. Hatta bazen kafayı yiyecek kadar okuyorum. Bir ürünü almadan önce hakkındaki tüm yorumları okumak sanırım hamilelik döneminde edindiğim en büyük kabiliyet oldu (ne büyük ama!)

Peki bütün bu sürecin sonunda kendi kendime, henüz bebiş doğmamışken bu alışveriş silsilesinin abartılmaması gerektiğini nasıl söyledim?

Öncelikle alışveriş yaptığım, yapmak istediğim tüm sitelerde dolaştıkça gördüm ki, ÇOK FAZLA ÜRÜN VAR. Gerçek bir sektöre dönüşmüş olan bebek-anne dünyası size sınırsız ürün seçeneği sunuyor. Ve siz özellikle benim gibi deneyimsiz bir anne adayı iseniz, “hepsini almak mı gerek, hepsini alalım ki çocuk eksik kalmasın, 20 yıl sonra neden almadık diye dizimizi dövmeyelim.” gibi cümleler kurabilirsiniz.

Haklısınız, ama unutmamak lazım ki hiçbir bebek alışverişi listesi sizin için biçilmiş kaftan olmayacak. Çünkü hepsi bir başka annenin seçimi. İzlediğim onca youtube videosu, okuduğum blog, takip ettiğim instagram hesabı derken anladım ki bir ürün için biri iyi derken biri kötü diyor; siz de afallayıp kalıyorsunuz. Burada deneme ve tecrübe devreye giriyor elbet. Ben daha oraya gelemedim.

Ama sonunda keşfettim ki, bebek henüz doğmamışken ona spor ayakkabı seçmek veya kocaman bir oda hazırlamak (bu odaya anti alerjik halı seçerken aklını oynatmak) falan gerçekten çok ama çok saçma. – bana göre.

Çünkü daha bebeğiniz doğmadı, bebeğinizin kişiliğini bilmiyorsunuz, o hazırladığınız odada uyuyup uyumayacağını bile bilmiyorsunuz çünkü henüz bebeğiniz ile hangi uyku methodunu takip edeceğinizi bilmiyorsunuz! (Method mu ne methodu demeyin, elbet bir yönteminiz olacak. Belki beraber uyuyacaksınız, belki co-sleeping denilen şekilde yanınızda yatağınıza bağlanan minik bir beşikte yatacak, belki aynı odada fakat kendi beşiğinde yatacak veya tamamen odaları ayıracaksınız.) 

Bebekle ilgili bugüne kadar kafama kazınan en önemli şey : “Bilmedikleriniz üzerine bir dünya inşa etmeyin.” oldu.  Çünkü sonra bütün anneler giyilmeyen kıyafetlerden, kullanılmayan ürünlerden, ziyan olan ve bilmeden yaptıkları binbir tane şeyden bahsediyor. Siz de bu tuzağa düşmeyin. – bence.

Bebeğiniz için, bebek alışverişi listelerimi ben de paylaşacağım. Ama bu en doğru ve kapsamlı liste olduğu için değil. Gerçekten bir fikre ihtiyacınız olursa diye. Veya benim aldığım ürünü siz de internette kullanan var mı acaba diye araştırıyorsunuzdur belki diye.

Fakat sanırım bu iş için kurduğum mantığı paylaşmak benim için daha önemli. Bunlar sırası ile şöyle:

  1. Bebeğiniz için alışveriş yaparken ilk 3 ayı düşünün.
  2. Bu ilk 3 ay için en elzem ihtiyaçlarınızın bir listesini çıkarın.
  3. Listeyi hazırlarken kendi ihtiyaçlarınızı ve bebeğinizi nasıl karşılamak istediğinizi de hesaba katın. (Oda hazırlama, bebek taşıma – sling tercihi vb.)
  4. Bir ürünü herkes alıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  5. Bir ürünü bloggerlar (hani şu her etkinliğe giden, evlerine ürün yağan, instagramda binlerce takipçisi olanlar) paylaşıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  6. İlk 3 ayı hesapladığınızda oyuncak alışverişine hiç gerek yok.
  7. Oyuncak alışverişi için bebeğinizin dünyaya gelmesini ve onu tanımayı bekleyin.
  8. Aynı evin içinde ve odaları ayırmayan bir sistemde iseniz (ilk 40 gün zaten aynı odada olacaksınız.) kamera alışverişine daha bebeğiniz doğmadan kalkışmayın.
  9. Estetik kaygılarınızın yanı sıra aldığınız ürünün bebeğiniz için faydasına da dikkat edin.
  10. Diş kaşıma, çıngırak, mama sandalyesi, tabak çatal gibi alışverişleri erteleyin. Daha o günlere var. O gün geldiğinde bebeğinizin neye ihtiyacı olduğunu şimdiden bilemezsiniz. Ayrıca gerek var mı?
  11. Biberon, emzik gibi ilk 3 ay için de gerekecek fakat daha bebeğinizin tercihini bilmediğiniz ürünlerden koleksiyon yapmayın. Denemek için bir iki tane edinebilirsiniz. Çünkü bebiş o emziği sevmezse, neredeyse sevdiğini bulana kadar emzik deneyeceksiniz. Aynı şey biberon için de geçerli. Şimdiden bu işe soyunmayın.
  12. 1 yaşına gelince kullanacağı, 4 yaşına kadar kullanabileceği iddiasındaki bebek arabalarına servet yatırmaktan vazgeçin. 4 yaşına kadar oturacak bir çocuğunuz olduğuna emin misiniz?
  13. Alışveriş listenizde must have dediğimiz olmazsa olmaz ürünleri (mesela tulumlar) arttırıp, keyfe keder ürünleri azaltıp çıkartmayı deneyin. Örneğin bir ağız bezi, ilk aylar kusup duran bebeğiniz ile en çok ihtiyacınız olan şey olacakken; diş kaşıma oyuncağı için daha oldukça vaktiniz var.
  14. Önceliklerinizi belirleyin. Hatta bunu eşiniz ile yapın. En önemli mantık sanırım bu.

 

Bütün bunlardan sonra tabii ki ben de en gerekli, en gereksiz bulduğum ürünler gibi listelerle sizlerle olacağım. Beni bekleyin anacııım, baaaay. (90’lar Olacak O Kadar Ana Haber Bülteni’ni hatırlamıyorsanız çok üzgünüm.)