Bebek İle İlk 3 Ay : Ne Umduk Ne Bulduk?

Dafne, nam-ı diğer Dafi ile geçen ilk 3 ayımız hayatımda aldığım en büyük derslerin paket şeklinde sunulmuş haliydi. Bir annenin ve bir babanın bu ilk 3 aydan öğreneceği çok şey var. Anne olarak kendi payıma bir sürü içsel yolculuğa çıktığımı itiraf edebilirim. Kimi zaman enerjik, kimi zaman depresif, çoğu zaman şaşkın ve gerçekten ne yaşadığımızı anlamayan bir halde geçti gitti ilk 3 ay.

Neler öğrendiğimi ve size neler tavsiye edebileceğimi minik başlıklar altında toparlamak istersem;

Önce Bebişin Rutini / Uyku Düzeni

Bebeklerde uyku düzeni bence hayatımızda girip girebileceğimiz bütün sınavlardan daha zor bir sınav. Ben bu konudan deli gibi korkan bir anne adayı olarak, daha Dafi doğmadan sayısız makale ve kitap okumuş, kendimi uyku düzeni konusuna hepten kaptırmıştım. Dafi doğduğunda hastane odasındaki ilk gece yattığım yerden white noise açarak doktorları korkutacak kadar kendimi konuya vermiştim.

Eve geldiğimiz ilk gece Dafi ağlamaya başladığında, hemen aklımda uçuşan Harvey Karp methodları, Tracey Hogg düsturları ile çocuğu yan çevirip kulağına ŞŞŞŞ lamaya başlamış; Arda’nın çılgın motivasyonu ile yeme-uyuma-aktivite şeklinde geçen bu ilk zamanların Excel çizelgelerini bile çıkarmıştık.

Dafi’nin bir düzeni vardı; elbet bunu keşfetmeliydik – yoksa da biz yaratmalıydık!

İşe ilk önce gece gündüzü öğreterek başladık ve her şeyi saatli, takipli yaptık. Her ağladığında meme/mama vermedik, uykularını takip ettik ve doktorumuzun önerisiyle gün içinde (ve bunu geceye çekmek koşulu ile) en az 1 kere 4-5 saat kadar uyumasına izin verdik. Gelişimi için bu çok önemliydi.

Şanslıydık, çünkü Dafi çok ağlayan bir bebek değildi. Yemeğini yediği sürece güzelce uyuyabilirdi. Fakat ilk 1 ay sonunda ufak ufak kolik belirtileri baş gösterdi. Akşamüzeri olduğu anda Dafi huysuzlanmaya, çılgınca ağlamaya başladı. Bu konudan da gaz giderici damlalar, değişen mama tipi derken kısa sürede paçamızı kurtardık.

Fakat bu sefer de, uyunmayan gündüz uykuları baş gösterdi. Dafi artık yatağında uyumuyordu. Akşam bir şekilde yatağında destekli bir şekilde (biberon) uyuyordu fakat gün içinde feryat figan, kucaktan kucağa hatta ana kucağında sallanmaya varana kadar saçma sapan şekilde uyuma alışkanlıkları edinmeye başlamıştı.

O esnada taşınma derdinde olduğumuzdan bir şekilde düzen elden gider gibi oldu; fakat Amsterdam’a geldikten sonra gece uykularını biraz toparlayabildiysek de gündüz uykusuzluğu artık hem Dafi’nin hem benim canıma tak etmişti. Uyuyamıyor, uyumadıkça huzursuzlanıyor ve evi bana dar ediyordu. Çareyi bebek arabasını kapıp park bahçe dolaşmakta bulmuştum. Bir gün sabah 11 de çıkıp akşam 19 da eve girdiğimi bilirim. Resmen saat 16.30-17.00 sularında evde olmak istemiyordum.

Tam bütün bunlar peak yapmış, Dafi 3. ayını doldurmuşken ani bir Türkiye seyahati yapmamız gerekti. Anne kız bu seyahatte birbirimiz hakkında çok şey öğrendik. Bunlardan biri de uyku düzeni oldu. Döner dönmez ilk iki gün Dafi’nin adaptasyonunu bütün gece uyanmasına izin vererek bekledim. 3. gün ise herkesin acımasız bulduğu fakat gerçekten çok araştırarak umudumu bağladığım Ferber yöntemine başladık. Ve biberon ile uyuma saplantımızı yıkmaya çalışıyoruz. Bugün 10. gündeyiz. Çok güzel sonuçlar aldık. Bu konu hakkında da ayrıca bir yazı yazacağım.

Özetle; uyku bebekler ve çocuklar için devamlı kontrol edilmesi gereken bir mesele. Eminim bizi daha çooook uykusuz geceler, gündüzler bekliyor. Fakat en önemlisi uyku eğitimi falan değil; bir uyku rutini, düzeni. Bebeğin meme/mama saatinin belirli olması, aktivite saatinin belirli olması ve uyku saatinin de bütün bunlar doğrultusunda doğru zamanlarda DESTEKSİZ sağlanabilmesi. Memede, biberonda, emerek, sallayarak, kucakta vs uyutmamak. Çocuğunuza bu şansı vermek bence en önemlisi. Geriye kalan inişler çıkışlar zaten hep olacak.

Uyku konusunda detaylı bir yazı yazacağım ama daha bir şeyi başarmadan kimseye akıl verir gibi olmak istemiyorum, bu nedenle bekleyişteyim 🙂 Fakat düzen, her şey demek. Bunu şüphesiz söyleyebilirim. Hayatınızı kurtarır.

Eşyalara Bağlı Kalma

Bu ilk 3 ayda öğrendiğim çok tatlı bir motto oldu, çünkü Dafi gelmeden dersimi çok çalışmış, gerekli ürünler listemi ezberlemiş; ihtiyacı olan her şeyi dizi dizi dizmiştim. Gak dediğinde şunu, guk dediğinde bunu verecektim ve her şey hallolacaktı 🙂 Şimdi doğruya doğru, evet bu listeler çok işime yaradı. Çoğu ürünü önceden aldığımı gören ailem bile dersime iyi çalıştığımı kabul etmişti. Bebeğiniz doğmadan iyi bir hazırlık yapmak sizi en azından ilk 3 ay için gerçek anlamda rahatlatacaktır. Fakat, eşyalardan medet ummak işte bu tamamen bir stres kaynağı.

Dikkat etmeyi öğrendiğim şey, her bebeğin gelişimini takiben ihtiyaçlarının farklı olduğu. Ayrıca sırf o araç gereci aldınız diye o problem çözülecek veya olmayacak diye bir şey yok. En önemlisi bebeğinizi izlemek. Mesela pişik önlemek için gerekli önlemleri/ürünleri evet önceden alın, ama salıncak/oyuncak/ana kucağı vb pahalı yatırımlar konusunda sakin olun. Belki de bebeğiniz hiçbirini sevmeyecek veya siz zaten neye ihtiyacı olduğunu onu tanıdıkça anlayacaksınız.

İnsanlara Kulak Asma

İşte bu ilk 3 ayda öğrendiğim en güzel başlık. Özellikle “Emiyor mu?” sorusunun muhatabı olmaya hazır değilseniz, önce kendinizi bir güzel güçlü cevaplarla kuşatmanız gerek. Her kafadan bir ses, her kafadan bir yorum gelecek. Bebeğinizi süzüp sağlıklı olup olmadığını tartan teyzeler, iyi bakıp bakmadığınızı değerlendiren aile dostları, utanmasa bebeğinizi elinden alıp ben daha iyi bakarım sonuçta bilmemkaç çocuk büyüttüm sen ne bilirsinciler, mama verdiğinizi duyup inatla emzirme konusunda “neden, niçin, niye” diye tutturarak çocuğunuza fare zehiri verdiğinizi ima edenler, mama yediği için ilerde zeki olmayacağı kaygısı ile size acıyarak bakanlar (evet çünkü tüm anne sütü ile beslenenler şu an Elon Musk)  olacak. Bunları zor da olsa duymamayı öğrendim.

Direnmemeyi ve en önemlisi kendimi bu insanlar yüzünden kötü hissetmemeyi öğrendim. Tabii zaman aldı. Tabii ki çoğu cümleyi kafama taktım. Özellikle emzirme konusunda doğumdan önce bile ciddi argümanlarım olmasına rağmen, sütüm az olduğunda bir parça üzüldüm ve kendimi eksik hissettim, evet. Hiçbir annenin sütü az değildir, anneler beceriksizdir diye ortalarda dolaşan herkesten nefret ederek tırnaklarımı kemirdim, evet. Ama sonra hepsi geçti. Çünkü bunların kültürel birer kavga olduğunu da, bunun annenin bir tercihi olduğunu da içime sindirdim. Ve bu düşüncesiz, empati yoksunu, bayağı insanlara kulaklarımı tıkamayı öğrendim.

Anne olmayı oturttuğum andan ve Dafi’nin sorumluluğunu aldığımı/alabildiğimi farkettiğim andan beri kimse umrumda değil. Onun için en iyisini yapmaya gayret ettiğimi biliyorum, ve bundan sonraki yolda daha mutlu hissediyorum.

Her Şey Olmaya Çalışma

Bu psikolojim için çok önemli ve zor kazandığım bir madde oldu. Çünkü ister istemez anne olduktan sonra, eğer benim gibi zorlu ve içe kapanık bir hamilelik geçirdiyseniz doğumdan sonra her şey olabilme eğiliminiz artabilir.

Bundan kastım ne?

Hem anne, hem eş, hem kadın, hem kariyer sahibi bir insan, hem sosyal bir insan, hem evini idare edebilen, hem de her şeyi çekip çevirebilen bu sırada da kendisine, bakımına, ihtiyaçlarına vakit ayırabilen bir insan olma kaygısı.

Evet, ben bunu yaşadım. Eski kotlarıma 15 gün sonra girebileceğim inancı, eski filmlerime kitaplarıma dönebileceğim ve Dafi uyuduğunda yine eşim ile eski Müge olabileceğim sanrıları ile uzun bir zaman geçirdim. Dafi uyumadığında, yemek saatleri kaçıp gidip, işten gelen eşim ile zaman geçiremediğimde içten içe sinirleniyor; bebek sallarken aslında şu an daha büyük işlerin başında olmalıydım düşüncelerine kapılıyor; bir türlü kapanmayan kot düğmelerine sayıp sövüyordum. Bir anda her şey olabileceğimi sanmıştım. Fakat hiçbiri tam olmadığında da elimde mutsuzluktan başka bir şey olmuyordu.

Bunu annem sayesinde aştım. Benimle yaptığı “yavaş ol, sakin ol, kendin ol” konuşması ile kendime geldim. Mükemmel olma kaygısına tüm kadınlar gibi ben de sürüklenirken bulmuştum kendimi. Sarsıldım ve durdum.

Processed with VSCO with hb2 preset

Dafi ile geçen her an çok kıymetli, geri alınamaz, bir daha yaşanamaz ve çok özel. Anne olmak bir o kadar sorumluluklarla dolu tam zamanlı bir iş evet, ama bir süre çeşitlendirilebilecek, başa çıkılabilecek, tercih edilen bir iş. Çocuğumun ve benim uzun seneler hatırlayacağımız bir iş. Bu nedenle, başka hangi işleri kaçırdığımı düşünmeyi bıraktım.

Eşimin benden bir beklentisi olmadığı halde, sanki bir beklentisi varmış gibi strese girmenin son derece anlamsız olduğunu; onunla da rahat olduğumda daha iyi sohbet edebildiğimi farkettim. Sakin olmadığımda sadece Dafi hakkında konuşarak evde kriz yarattığımı görerek bundan da çok geç olmadan vazgeçtim.

Bu ilk 3 ayda anladım ki, bazen sadece neysek oyuz. Gelen kilolar gidecek, uykular geri gelecek, günler dönecek; bu sırada her şey olmaya çalışmaktansa sadece kendimiz olmaya odaklanarak mutlu olabiliriz/olabilirim.

Geleceği Hesaplama

Anda kalmanın önemini çoğu zaman kendimize tekrar etsek de, başarması belki de çoğumuz için mümkün olmayan felsefelerden biri. Zaten geleceği hesaplama konusunda kendimi zor zapteden biri iken, anne olunca bu özelliğim coştu. Şu ayda bu, diğer ay şu, sonra şu aya gelince de bunu yaparız gibi planları havada kapmaya başlamıştım ki; hoooooop durdum!

Geleceği hesaplayarak hiçbir şey olmuyor, çünkü gelecek hiç sizin hesaplarınızdaki gibi gelmiyor. Yani en azından bana hep böyle oldu. Hesaplarınızdaki gibi gelmediğinde de daha çok hüsran sizi takip ediyor. Bundan yırtmanın en iyi yolu, geleceği hesaplamamak. Geleceğe bel bağlamamak.

Yani; 3. ay bitsin her şey düzelecek, 5. ay bitsin şunlar geçecek bunlar geçecek; kreş zamanı gelsin rahat edeyim, okul zamanı gelsin de kendime zaman ayırayım falan bunları unutun. 

Derdiniz kendinize zaman ayırmaksa tam şu an, şimdi ayırabilirsiniz. Mümkün değil demeyin, inanın mümkünmüş. Ben de geç keşfettim.

Anda kalın. Gelecekle kumar oynamayın. Kendinizi olup olmayacağını bilmediğiniz şeylere sabitleyerek, bugünü kaçırmayın. Ben 3 ay boyunca neredeyse bunu yaptım, fakat artık anda kalmaya önem veriyorum. Tavsiye ederim.

Daha Doğurmadan Çıldırtan : En Kapsamlı Hastane Çantası

Daha önceki yazılarda söylemiştim, listemi paylaşacağım diye. Ben bu kadar her blogta üstünde durulan bir liste görmedim. Anne adayını strese sokan, sanki 10 gün ıssız bir adaya tatile gidilecekmiş hissi ile hazırlanan bu listeler hamilelikte sizi resmen bir proje yöneticisi haline getirebilir. Tabii anlamadığım, bu ihtiyaçlar eskiden de var mıymış, gerçekten ihtiyaç mı yoksa zaman ilerledikçe kapitalizmin kölesi mi olduk?

Bir sürü blog araştırdım, eşe dosta sordum. Cevaplar ve listeler farklı. Kimisi listeye kafasına takacağı tacı eklerken, kimisi iki zıbın bir gecelikle hastane yolunu tutmuş. O nedenle bu listeler kişiye göre değişir; hatta doğum yapacağınız hastane imkanlarına göre ve doğum şeklinize göre (normal, sezaryen doğum) de değişecektir. Bunu göz önüne alın. Tek bir liste derdinize derman olamaz. O yüzden ben size sadece birçok fikri biraraya getirerek oluşturduğum hastane çantası listemi paylaşıyorum. Hepsinin altında detaylıca neden gerekli veya gereksiz bulduğumu; seçtiğim markaları ve satın alabileceğiniz linklerini de ekliyorum. Markaları yazmamın sebebi, herhangi bir övgü meselesi değil. Ben liste araştırırken en çok PEKİ HANGİSİ?? diye saçımı başımı yolmuştum. Tavsiye iyi geliyor. Hazır yeri gelmişken de ürünler hakkında konuşmuş oldum.

Siz de bu listelerden “aa güzel fikir benim de ihtiyacım olabilir” dediklerinizi çıkarıp alın. Tutup bana ne yapmışsın ya hastanede 2 gün kalınıyor bıdı bıdı bıdı demeyin. Bir de keyfe keder bulduklarımı ayrıca ekstralar olarak listeledim. Haydi bakalım başlayın tiklemeye!

Benim Hastane Çantam

Süper öneri : Biz Arda ile bu listeleri yapmak için Wunderlist adlı bir program kullanıyoruz. Telefonunuzda ve bilgisayarınızda çok kolay kullanabilirsiniz. İşleri hallettikçe de üstünü çizersiniz. Ayrıca biriniz eklediğinde ortak listeleriniz birbirinizde senkronize oluyor, iş takibi aşırı kolaylaşıyor. Market alışverişi gibi işler için de ideal.

Not : Liste sıralaması kafama göredir, önem sırası değildir.

Anne İçin : 

  • Rulo Kağıt Havlu
    Hastanede en çok kullanılan ürün. Eğer hastaneniz temin etmiyorsa (devlet hastaneleri etmiyor), mutlaka yanınızda olmalı.
  • Göğüs Kalkanı
    Çok önemli çok değerli bir ürün olduğunu her yerde vurguluyorlar. Özellikle ilk günlerde bebeğiniz ile yaşayacağınız tecrübesiz emzirme dönemlerinde göğüs ucu yaraları için birebir. Philips Avent Göğüs Kalkanı hem açık hem kapalı kullanılabildiği ve göğüs ucu kreminizi sürüp taktığınızda göğsünüzün hava almasını sağladığı için benim seçtiğim ürün oldu.
  • Parabensiz – Alkolsüz Islak Mendil
    Bunu kendiniz ve yanınızdakiler için alabilirsiniz. Bebeğinize aldığınız ile aynı ürünü de kullanabilirsiniz. Ama ben günlük kullanım için ayrı bir ürün seçtim. Migros gibi mağazalarda parabensiz ve alkolsüz ıslak mendiller bulabilirsiniz. Normal ıslak mendil almayın.
  • Pet bardak – tabak – çatal bıçak
    Hastane odanız için ikram ve organizasyon şirketi ile çalıştıysanız muhtemelen bu konuda onlar size yardımcı olacaktır. Ama eğer yurtdışında veya organizasyonsuz bir doğum yapacaksanız, bu gibi malzemelere ihtiyacınız olacak. (Wtf is doğum organizasyonu?)
  • Atıştırmalık Yiyecekler
    Hurma, ceviz, badem
    güzel atıştırmalıklar olabilir. Fakat anne adayı olarak unutmayın ki, doğumdan önce yemek yeme izniniz, kusma riskiniz nedeniyle aslında yok. Çok acıktığınızda size buz verebilirler. Aklınızda olsun. Atıştırmalık ihtiyacı belki sezaryenden ve normal doğumdan sonra olabilir. Çantanızda bulunmasında fayda var. Özellikle hastane yemeklerini sevmiyorsanız veya o aralıklarda kan şekeriniz düşerse.
  • Göğüs Ucu Kremi
    7.-8. ayda kullanmaya başlamanızı öneriyorlar. Genellikle lanolin içerikli çok yoğun bir krem oluyor. Lanolin içerikli tercih edecekseniz, %100 lanolin olmasına özen gösterin. Bu alanda en iyisi Lansinoh Göğüs Ucu Kremi. Sürdükten sonra silmeden bebeğinizi emzirebilirsiniz deniliyor. Kimileri dayanamayıp sildiğini söylüyor. Bu size kalmış. Bir de daha natural içerikler tercih ederek lanolin karşıtı olan grup için memnun kalınan krem de Earth Mama Natural Nip Butter. Benim bu kremden haberim yokken Lansinoh tercih ettim. Belki sonra Earth Mama‘ya geçebilirim.
  • Göğüs Pedi
    Göğüslerinizden emzirmediğiniz sürede de süt aktığı için, bu süt kuruyarak yara yapabildiği veya geceliğinizi, pijamanızı ıslattığı için yumuşak, çamaşırınıza yapışabilen göğüs pedleri öneriliyor. Ben Lansinoh Göğüs Ped‘ini aldım. Sebebi de her bir göğüs pedinin kutusundan tek tek ambalajlı çıkması. Böylece istediğim kadarını paketli bir şekilde taşıyabiliyorum. Hijyenik açıdan da daha iyi olduğunu düşünüyorum, kullanıcı yorumları da oldukça iyi.
  • Humana Still Tee
    Bu çayın metnini o kadar çok duydum ki almazsam deneyimli anneler tarafından ıssız bir sokakta kıstırılacağımdan korktum. Şaka bir yana, süt arttırmak için rezene çayının faydaları biliniyor. Aktarlarda da süt yapıcı çay diyerek rezene ve birkaç bitkinin daha karışımından oluşan çaylar bulabilirsiniz. Bu çayı tadı ve kolay yapımı, soğuk veya sıcak içilebilmesi için övüyorlar. Eğer erken doğum, sezaryen gibi sütünüzü arttırmak istediğiniz bir süreç geçirecekseniz tavsiye ediliyor.
  • Banyo ve Yüz Havlusu
    Hastanede duş alacaksanız, ve hastaneniz temin etmiyorsa mutlaka ihtiyacınız olacak.
  • Yastık Kılıfı ve Çarşaf 
    Artık devlet hastaneleri bile bu konuda özenli. Temiz ütülü yastık kılıfı, çarşaf sağlıyorlar. Ama siz yine de kendi zevkinize ve hijyeninize göre yanınıza almayı tercih edebilirsiniz.
  • Lohusa Çamaşırı
    Tek kullanımlık olanları tavsiye ediliyor. Yani kullan at. Böylece hastane sonrasında kirli çamaşır derdiniz de olmuyor. Ben Baby&Me marka görünce almıştım. Mothercare‘de de satılıyormuş ama en son sadece small bedeni vardı. Bir de Watsons‘dan kullan at large beden çamaşır aldım. (Ne kadar bol o kadar rahat) Seyahat ürünleri bölümünde bulabilirsiniz.
  • Yüksek Belli Külot
    Eğer kullan at tercih etmiyorsanız, doğumdan sonra özellikle sezaryen doğum yapacaksanız mutlaka yanınıza yüksek belli iç çamaşırı alın. Ameliyat yerini düşünmeniz gerek.
  • Deodorant – Diş Macunu – Diş Fırçası – Tarak – Saç Kurutma Makinası
    Deodorant konusunda sprey ve kokulu deodorantlar bebeğinizi rahatsız edebilir. Ama kişisel bakımınızdan vazgeçmek istemezsiniz. Ve emzirirken de bol bol terleyeceksiniz. ( Üzgünüm 😦 ) Bu yüzden ben kokusuz ve vegan (cruelty free-hayvanlar üzerinde test edilmemiş), sprey olmayan (stick), alkolsüz, parabensiz bir deodorant tercih ettim. Gratis, Watsons gibi yerlerden kolayca alabilirsiniz. Benimkini de şuradan alabilirsiniz. Diş macunu, diş fırçası, tarak da zaten temel ihtiyaçlarınız. Kış bebeği doğuracaksanız, hastanenizin otelcilik hizmetleri iyi değilse o saç kurutma makinasını çok arayacaksınız.
  • Sıvı El Sabunu
    Hastanenizde olabilir. Hatta dezenfektan da hastanede bulunacaktır muhtemelen. Ama devlet hastanelerinde sabun olmuyor. Kendi söküğünüzü kendiniz dikiyorsunuz. Bir de ellerinizi sürekli yıkayıp dezenfekte edeceğinizi göz önüne alın. Yumuşatan, çok yoğun kokusu olmayan bir el sabunu tercih edebilirsiniz. Zeytinyağlılar olabilir. Ben Le Petit Marseillais aldım.
  • Yüz Temizleme Medili
    Doğumda makyaj yapmayacaksınız tabii ama yüzünüzü bol bol yattığınız yerde temizlemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, fotoğraf çekimi vs. olacaksa da makyaj temizlemeye ihtiyacınız olacak. Bir paket temizleme mendilini atın çantaya. Arada ferahlatır.
  • Dudak Kremi
    Daha hamilelikte kuruyan dudaklarınızı farkettiniz mi? Doğum esnasında ve sonrasında da çok ciddi dudak kuruluğu problemi olduğu ve buna ihtiyaç duyacağınız gerçek. Ben Blistex Daily Lip Conditioner kullanıyorum ve çok memnunum.
  • Makyaj Çantası
    Kendinizi iyi hissetmek, fotoğraf çekimi vb. durumlar için minik bir çantayı yanınızda bulundurmanız iyi olabilir. Ama bence doğuma takma kirpikle girmeyin, yapmayın bunu. Doğal doğum doğal doğum diye kendinizi yırtıp sonra da fotoğraflarda iyi çıkayım kaygısı ile yüzünüzde highlighter, kirpikleriniz 5 metre doğumda arzı endam etmeyin. Ne gerek var. Doğal olun.
  • Duş Jeli – Şampuan – Aseton- Pamuk
    Kendi şampuanınız ve duş jelinizi almayı unutmayın. Bebeğiniz teninize temas edeceği için doğal içerikli ürünler tercih edebilirsiniz. Hastanede ojesiz olmanız sağlığınız için tercih sebebidir. Morarma vb. durumlar için tırnaklarınızın görünür olması gerekir. Bu nedenle el ve ayaklarınızda oje olması durumunda aseton ve pamuğa ihtiyacınız olacak.
  • Kalın Çorap
    Özellikle sezaryen sonrası ayakların çok üşüdüğünü söylüyorlar. Yaz kış farketmiyormuş. Aklınızda olsun. Birkaç çift iyi olacaktır.
  • Emzirme Sütyeni
    Önce nerede bulunur bu meret dediğiniz sonra çok basic bir ürün olduğunu gördüğünüz meşhur sütyenler. Bebiş geldikten sonraki uzun aylar boyunca bu sütyenle haşır neşir olacaksınız. Bu nedenle rahat, penye bir modeli tercih etmeye çalışın. Çok ince olanlar iç gösteriyor dikkat. H&M, Mothercare, Defacto, LCW, Marks and Spencer gibi mağazalarda kolayca bulunuyor. Ayrıca Joker ve E-Bebek‘te de satılıyor. İnternet üzerinden de birçok seçenek bulabilirsiniz. Göğüsleriniz doğumdan sonra süt dolunca daha büyüyecek, bu alışverişi son aylarda yapın, ve büyüyen kap numaranıza gözlerinizi belerterek bakın.
  • Emzirme Özelliği Olan Gecelik – Pijama / Sabahlık – Terlik
    Bu konu beni hasta etti diyebilirim. Emzirme özelliği olan gecelik demek, lohusa geceliği demek. Ve bu arayışla alışverişe çıktığınızda, karşınıza gelenler gelinlikten hallice, aşırı süslü, taşlı, dantelli modeller. Aman allahım yani, o takımları giymem mümkün değildi. Kendimi şimdiden yaşlanmış, mahallenin gün yapan annesi olmuş, eltisini görümcesini çekiştiren kolu altın dolu gelini olarak dünyaya baştan gelmiş gibi hissetmiştim. Çok aradım taradım. Hem sade hem basit hem emzirme özellikli gecelik ve pijama takımlarımı daha önce hiç alışveriş yapmadığım Defacto‘dan aldım. Pijama için; hamile pijaması ve emzirme özellikli olması gerekiyor. Yani, altı geniş olmalı hamile karnına uygun şekilde. Lastikli vs olmamalı. Canınızı acıtmamalı. Başka türlü pijama doğumdan sonra uygun değil. Ayrıca önden düğmeli gecelik konusunda Oysho ve Marks and Spencer en iyisi. Bazen English Home‘da da seçenekler oluyor. Beni gecelik konusunda yurtdışından aldığım birkaç önden düğmeli gecelik kurtardı diyebilirim. Sabahlık da hastane içinde yürüyüş yapmanız gerekirse iyi oluyormuş. Bunun yerine rahat ettiğiniz bir üst, hırka, şal da tercih edebilirsiniz bence.
  • Kalın Hasta Pedleri
    Doğumdan sonra ciddi kanamalar olabiliyor. Bunun için hastaneniz de size verebilir, siz de yanınızda götürmek isteyebilirsiniz. Ben şundan aldım. Ama dert etmeyin, hastane içindeki bir medikal marketten de bulursunuz.
  • Süt Sağma Pompası
    Bu konu hakkında ayrıca bir yazı hazırlayacağım. Ben Lansinoh Tekli Elektrikli Süt Sağma Pompası aldım. Ama aklım Medela‘da kaldı. Görüş ve değerlendirmeyi sonra yapacağım. Sezaryen doğumlarda bu pompaya çok ihtiyacınız oluyormuş. Hastaneler bazen sağlıyor ama kendi makinanızı götürmeniz de iyi olabilir.
  • Lens Kutusu ve Solüsyonu – Gözlük
    Eğer benim gibi gözleriniz bozuksa, mutlaka yanınıza almayı unutmayın. Hatta lens kullanıyorsanız yedek lens almayı da ihmal etmeyin. Bebeği görmeye gidip, kör dönmeyin.
  • Eve Dönüş İçin Temiz Kıyafetler
    Hastaneye giderken giydikleriniz haşat olabilir. Eve de pijamayla dönmek istemeyebilirsiniz. Ama heyecanla yanınıza hamilelikten önce giydiğiniz kotlarınızı falan koymayın. Bu saflık olur. Yine temiz hamile taytı vb. kıyafetlerinizi atın çantaya.
  • El Temizleme – Antibakteriyel Jel
    Hastanede mevcut olabilir. Daha çok bebeğinize dokunmak isteyecek olan aceleci misafirlere sunmak için gerek.
  • Toka/Taç/Bant
    Saçlarınızı fenalık geçirip toplamak isteyeceğinize eminim.

Ekstralar :

  • Pilates topu
    Artık her hastanede mevcutmuş. Ben devlet hastanelerinde olduğunu sanmıyorum. Normal doğum için rahatlatıcı ve kolaylaştırıcı etkisi varmış. Benim ihtiyacım olmayacak.
  • Lavanta yağı
    Yine normal doğum öncesinde ferahlatan, stres azaltan bir etkisi varmış lavanta yağının. Ben hamileyken daraldığım zamanlarda antidepresan etkisi nedeni ile bileklerime sürdüm. Sezaryen bile olsanız tavsiye ederim.
  • Sıcak su torbası
    Belinizi ve ağrılarınızı rahatlamak için iyi olabilir.
  • Tenis topu 
    Sırta masaj yapılıyormuş, ben şok.
  • Yüz havlusu
    Doğum sancısı çekerken soğuk kompres için faydalı olabilir-miş.
  • Müzik seti – mini hoparlör – cd vb.
    Ne kadar uygulanabilir bilmiyorum ama sevdiğiniz bir yoga müziği normal doğum öncesinde sizi rahatlatır deniliyor. Devlet hastanelerinde böyle müzikler vs. gerçekten gülünç karşılanabilir.
  • Mum – Tütsü gibi rahatlatıcılar
    Bu konu da yine sizin güzel ihtiyaçlarınıza bırakılması gereken bir mesele. Normal doğum öncesi, odanın kokusu ile ilgili tercihiniz varsa düşünebilirsiniz.
  • Emzirme Yastığı 
    Evde kullanmak için çok gerekli bir ürün ama hastaneye yanınızda taşımak ne kadar gerekli bilemedim. Ben almıyorum. Almayı tercih edenler var.

Bebek İçin :

  • Eldiven
    Bu maddenin birçokları tarafından atlandığını duydum. Sonra ellerine çorap giydirmek zorunda kalanlar olmuş. Bazıları da ben eldivene karşıyım, dünyayı elleri ile keşfediyor diyor. Bana sorarsanız ilk zamanlar için, özellikle tırnaklarını kesemediğiniz ilk bir iki hafta için belki ilk günler için gerekecektir. Sonra salarsınız minik elleri dünyaya. 2-3 çift kaybolma riskine karşı alın yanınıza.
  • Battaniye 
    Bebeğiniz yaz bebeği de olsa, kış bebeği de olsa battaniye şart. Kış bebeği ise, polar battaniyeler, bir yanı pamuk kumaş bir yanı polar olanlar; yaz bebeği ise %100 pamuk ince battaniyeler özellikle yenidoğanlar için hastane çıkışında gerekecektir. 2 adet yeter diye düşünüyorum.
  • Önlük
    Bu önlük kocaman mama önlüğü veya BLW (bilmiyorsanız şimdilik boşverin) önlüğü değil tabii ki. Minik, sade, kusmalara önlem olacak şekilde önlükler tercih edebilirsiniz. Belki mama ihtiyacı da olabilir, o zaman da gerekecektir. Ben 5 adet koydum.
  • Zıbın
    Bu zıbın nedir neye benzer, bodyden farkı nedir anlamam uzun sürdü. Açıkçası ben çok beğenmedim görünce. Ama kruvaze geldiği için öneren çok anne var. Siz yine de 1-2 tane alın yanınıza, belki çok elzemdir.
  • Ağız Mendili
    Bakın bu elzem. Yani gerekli. Yani habire elinizde olacak. Bık bık geri tükürdüğü sütleri, salyaları bir güzel temizleyeceksiniz. Doldurun 10’lu paketleri. Bir de mermerşahi diye bir çeşidi var. Hayatınızda ilk kez duyabilirsiniz, bende öyle olmuştu. Hem pamuk hem mermerşahi aldım ben. Hangisini seveceğimi bilmiyorum. Mermerşahi daha ince. Şuradan kolayca alabilirsiniz.
  • Kendinden Eldivenli – Ayaklı Tulum
    Bu hastane çantasında bebek bölümünün süper starı. Özellikle önden fermuarlı versiyonunu bulursanız (Carter’s da oluyor) sakın kaçırmayın. Kendinden eldiveni, çorabı her şeyi bir bütün. İçine body giydirip üstüne bu tulumu çektiğiniz anda her şey tamam. Bebek de rahat siz de rahatsınız. Hastanede kaç gün kalacağınızı bilemiyorum ama 5-6 tane alsanız iyi olur.
  • Body
    Bu da aslında bebişinizin atleti, fanilası, içine giydiği basic tshirtü, ne derseniz osu. Mantık bu yani. Yaz bebeklerinde direkt bununla ortalarda bacaklar fora takılabiliyor. Kış bebeklerinde ise tulumların, alt üst vb. takımların içine giyiyor. 5-6 tane alın gitsin.
  • Çorap
    Nasılsa ayağında durmaz demeyin, şansınızı deneyin. H&M kış bebekleri için çok güzel kalın çoraplar üretiyor. Tavsiye ederim.
  • Şapka
    Bu da tabii bir Belgin Doruk şapkası değil, bildiğiniz ibiş şapkası. Minicik, yılbaşı cinine aitmiş gibi duran bir şapka. Bebeklerde şıklık, kokoşluk değil tatlılık, sevimlilik ön planda olmalı bana göre. O yüzden aşırı tatlılar. Ve en önemlisi, yenidoğan bebişler en çok başlarından üşüyor. Bu nedenle şapkayı ihmal etmeyin. Bırakın dünyaya yeni gözlerini açmış bıdığın kafasında taçlar, lastikler, çiçekler olmayıversin. Hastane çantama 3 adet koydum ben.
  • Müslin Bezi
    Gelelim akıllara durgunluk veren marketing ürünü “müslin bez”lere. Annelerimiz anneannelerimiz zamanında tülbentin yaptığı görevi üstlenen müslin bezler yalnızca Türkiye’de değil, İngiltere, Amerika falan nereyi görsem ün yapmış. Hatta bu işi desenlerle, bambu içeriklerle bezeyenler (bambu hakikaten aşırı yumuşak) deli fiyatlara yarım metre müslin bez satıyorlar. Önce anlamakta baya zorlandım, sonra her işi yaradığını öğrendim. Bunun için de ayrı bir yazı yazılır gibime geliyor. Ağız silmek, omuz bezi yapmak, bebeği sarmak, üstüne sermek, güneşi önlemek vs. aklıma ilk gelenler. Ben yanıma orta boylardan 3 adet aldım. Nereden beğenirseniz oradan alabilirseniz, her yerde her modelde satılıyor.
  • Alt – Üst Takımlar
    Bunu da sevmeyenler, önermeyenler, zor bulanlar var. Özellikle hastanede. Ben yine de neyin gerekip neyin gerekmeyeceğini yaşayarak göreceğim diyerek aldım 2 takım. 
  • Polar Tulum
    Kış bebekleri için, özellikle hastaneden çıkarken faydalı olacaktır. Önden fermuarlı polar tulumlar bir nevi kazak gibi. H&M tatlı modeller üretiyor. Ben birçok ürününü sevip aldığım Little White Company‘den almıştım.
  • Araba Koltuğu – Puset
    Bunun da detayı başka bir yazının konusu. Neyi tercih ederseniz edin, bebişiniz için aldığınız araba koltuğunuz yanınızda olmalı. Ve arabanıza nasıl bağlandığını bebiş doğmadan öğrenmiş olmalısınız. Biz Doona tercih ettik. Bunun da nedenini niçinini başka bir yazıda anlatacağım.
  • Yastık Kılıfı – Çarşaf 
    Bebişkonuz için adını işlettiğiniz yastık kılıfları, özel çarşaflar vb. ürünleriniz varsa unutmayın. Benim yok. O yüzden böyle bir maddem de yok.
  • Yenidoğan Islak Mendil
    Bu da en elzem, gerekli, stok stok alacağınız ürünlerden. Unibaby Yenidoğan öneren çok. Ama aynı kalitede olduğunu düşündüğüm ve kapağı bana daha sağlam görünen Baby&Me Yenidoğan Islak Mendil aldım ben. Normal ıslak mendil veya bebek mendili değil, dikkatinizi çekiyorum YENİDOĞAN ISLAK MENDİL. Saf su ve pamuk içermeli yalnızca. Aman dikkat.
  • Pişik Önleyici Krem
    Bu kremler hayatınızı rezil de eder, vezir de. Bir kere unutursanız, kullanmazsanız, bebişin poposuna iyi bakmazsanız ve bebiş pişik olursa sizi zor günler bekler. O yüzden bu işin sırrı herkesin doğru sandığı yanlışı düzeltmek : yani bebiş pişik olduktan sonra değil henüz olmamışken bariyer krem ile bölgeyi korumak. Ben bunun için iki krem tercih ettim. Birincisi doğal içerikli Bübchen Pişik Bariyer Kremi. Bunu her bez değişiminden sonra temizlenen bölgeye koruma amaçlı sürüp bezini kapatıyoruz. Diğeri de çinko içerikli acil durumlar için Desitin (Mor kutu). Diyelim ki her şeye rağmen bebiş pişik oldu, o zaman Desitin‘e sarılıyoruz.
  • Bebek Bezi
    Yemin ederim bu konu aileleri birbirine kırdırır, kan davalarına yol açar. Hatta o kadar tartışmalı ki, Bezegen diye bir aplikasyon bile yapmışlar. Telefonunuza yüklüyorsunuz, hangi bebek bezi daha iyi, son yorumları, fiyat performans falan takip ediyorsunuz. Herkes başka bir markanın müdavimi. Ben ilk etapta gidip Prima Premium Care Yenidoğan aldım. Sonra bu uygulamada son üretimine sövüp duran anne babaları görünce tavsiye üzerine bir de Huggies Yenidoğan aldım. Kapıştırıcam bakalım hangisi kazanacak? Hastaneye giderken de, eğer hastaneniz temiz etmiyorsa (ki hangi modeli ediyor bakalım?) yığın çantaya bezleri.
  • Alt Açma Bezi – Bebek Bakım Örtüsü
    Alt açarken oraya buraya saçma riskine karşı, pofuduk ve kullan at alt açma bezleri benim çok hoşuma gitti. Şunlardan aldım. Çantaya da 10 tane falan koydum.
  • Omuz Bezi
    Bu da bebişi omzunuza alırken, veya bir başkası aldığında hemen temiz temiz çıkarıp “şunu da koyalım mı, kusuyor da..” kibarlığında kullanacağınız örtü. Hem bebişi hijyenik olmayan kıyafetlere temastan kurtarıyorsunuz, hem de kucağa alanı batıp çıkmaktan. Benim aldığım bu modeller ayrıca önlük de oluyormuş.
  • Bebek Pamuğu
    Hastanede bulabileceğinizi düşünüyorum. Genellikle hemşireler pamuk yerine punch denilen bezlerden kullanıyorlar. Siz de bebeğinizin bakımı için sadece dağılmayan, bebeğinizin cildini tahriş etmeyen pamuk ve su kullanmak isterseniz, bu bebek temizleme pamuklarından alabilirsiniz.
  • Temizleme Solüsyonu
    İlk zamanlar göbek kordonu düşmeden bebişi yıkamanız doğru olmadığı için, (bazıları yıkarım diyor),  çok önerilen Mustela Physiobebe Temizleme Suyu gündemde. Bebişi durulamanız da gerekmiyor. Ben hastane çantama da koydum.
  • Patik
    Patik gerekli mi emin değilim. Belki hastane çıkışında 1 çift giyebilir.
  • Emzik – Emzik Kutusu – Silikon Mama Kaşığı – Biberon
    Emzik konusunda da anneler, uzmanlar birbirine girmiş durumda. Bazıları bebeğime asla emzik vermem derken, kimileri de en iyi buluş diyor. Sakinleştirici bir etki nihayetinde. Ama bebişler öyle her emziği de beğenmiyor.Emzirmeyi düşünüyorsanız 6-8 haftadan önce kullanmayın da deniliyor. Siz yine de ne olur olmaz diye çantaya 1 tane atmak isteyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. En garanti emzikler de Nuk Kauçuk diyor anneler. Deneyeceğim.  Biberon için de aynı tartışmalar var. Bebeğinize sağarak süt vermeniz gerekse bile asla biberonla vermeyin deniliyor. Memeden soğur kaygısı ile bunun için silikon kaşık öneriliyor. Yine size kalmış. Ben süt sağma makinam ile uyumlu Lansinoh bir biberon ekledim çantaya.Yanınızda Kalacak Kişi / Baba İçin : 
    Bu konuda neden karnı burnunda anne sorumlu tutuluyor anlamış değilim. Bir de babanın pijamalarını düşün deniliyor resmen. Ben bir ara kendimi kaptırıp, yukarıda bahsettiğim Wunderlist programına Arda’nın eşyalarını yazınca; Arda bunlar ne Müge ben kendi valizimi hazırlarım demişti. Gerçekten de burada yetişkin kişi kendi kişisel bakımı için gerekli malzemeleri hazırlayabilir sanırım. Bunu siz düşünmeyin.Yanınızda kalacak kişiden / babadan isteyebileceğiniz bazı görevler;
  • Fotoğraf Makinası – Şarjı : Ek hafıza almayı unutmayın
  • Telefonlar – Şarjlar
  • Laptop  : gerek duyuyorsanız
  • Hoparlör : Müzik vs isterseniz, mini ve bluetooth ile çalışanları tercih edebilirsiniz.
  • Bebek Oto Koltuğu / Kurulumu : Arabanıza nasıl bağlandığı, ekstra bir aparata ihtiyaç duyulup duyulmadığı konularında yardım isteyin

BONUS : 

  • Bozuk Para : Hastanedeki kahve, çay vb otomatlarında aşırı ihtiyaç oluyor.
  • Yelpaze – Pervaneli Su Fışkırtma : Yazın doğum yapacaksanız yelpazenin çok büyük kurtarıcı olduğunu söylüyor anneler.
  • Bebek Hatıra Defteri : Organizasyon firması ile çalışıyorsanız zaten bu düşünülmüştür, ama siz de bir defter ayarlayabilirsiniz.
  • Günün Gazetesi : Bu tam benlik, tam bir anı. Seneler sonra o gün neler olmuş hatırlamak çok keyifli olacak.
  • Göbek Kordon Bankası Kiti : Eğer göbek kordon kanı saklayacaksanız, bunun için bir şirketle anlaştıysanız, size o gün için bir kit verecekler ve bu kiti yanınıza almanız gerekecek. Unutmayın.
  • White Noise / Beyaz Gürültü Oyuncakları Vb. : Örneğin Sleep Sheep gibi, beyaz gürültü sağlayıcıları veya beyaz gürültü aplikasyonları ilk günden kullanmak istiyorsanız, yanınızdan ayırmayın. Beyaz Gürültü de ne? derseniz, onu başka bir yazıda detaylıca anlatırım ama kısaca anne karnındaki ses.

Alınmaması Gereken Kitap: “Başlarım Şimdi Anneliğe”

Geldik mi 19. haftaya!

Son 2.5 haftayı eşim sağolsun su gibi geçirdim. Ne ara 19 olduk onu bile farketmedim. Bu cuma yolun yarısı! Yani 20. hafta. Tabii bu yol eğer tamı tamına 40 hafta süren bir gebeliğiniz olursa. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, hamilelik aylarla değil haftalar ile hesaplanıyor diye. Bakalım bizim kız ne zaman gelecek..

Zaman tik tak tik tak oynarken, ben balina gibi şişerken, hormonlar her yerime tüy salarken, yatakta hiçbir yana dönemeyip tombalak bir yavru köpek gibi uyurken, develer tellal, eee tamam işte durumlar bu kadar karmaşıkken okuduğum kitaplara hız vermenin vakti gelmişti. Hemen girdim idefix‘e (çünkü bence normal bir kitapçıdan yaptığınız alışverişin %50’sini ödüyorsunuz ve her aradığınızı hop diye buluyorsunuz, öyle en çok satan popülerler ile kitapçının yarısı dolu olmuyor, hem de kargo hızlı.) doldurdum sepeti, geldiler 3 günde. Yeni kitap aşığı biri olarak, bir gecede hemen aşağıda yorumlayacağım kitabı bitirdim. Ve bu kitap hakkında iki çift laf etmek istedim.

Kitap : Başlarım Şimdi Anneliğe
Yazar : Şermin Çarkacı

başlarım şimdi anneliğe ile ilgili görsel sonucu
Başlarım Şimdi Anneliğe – Şermin Çarkacı

Eveeet, bu kitabı birçok insandan duyarak, bloggerların hunhar tavsiyelerini alarak ve adını da pek keyifli bularak hemen şipariş edip o gece bitirdim. Bazı eleştirilerim ve sevdiğim yanlar var. Ama bu yazının devamını okumak istemeyenler için acil uyarı yapıyorum; BU BİR REHBER KİTAP DEĞİL! Neden uyarıyorum çünkü kapağında böyle yazıyor; “Anneliğe ve Bebek Bakımına Güzel Bir Başlangıç İçin Rehber Kitap”.

Hmm.. Şermin Çarkacı bu kitabında belli ki kelimeleri güzel kullanıyorum, basit de bir dilim var, yaşadıklarımdan şu annelerin derdine derman olacak kolay bir “rehber” yazayım demiş. Önsözü de pek duygusala bağlayarak, omuza dokunan bir el olarak yorumlamış kendisini. İyi, güzel, amaç kutsal. Ee peki sonra nolmuş?

Kitabı bir gecede bitirdim, ama bu benim okuyuculuğumdan çok bence yazarın aşırı basit dilinden kaynaklanıyor. Gerçekten okuması çok kolay. Akıcı ve basit bir dili var. Hani arkadaşınızdan gelen mesajı okumak ya da blog yazısı okumak ya da ekşi sözlük yorumu okumak gibi basit. Şip şak. Bu samimiyeti arttırmış. Okurken sesli güldüğüm çok an oldu. Kabul. Hatta Arda’ya sesli okuduğum yerler de çok oldu, beraber de güldük. Kabul. Bu açıdan şahane bir kitap, yani Şermin Hanım’ın başından geçenleri yazdığı bir günlük, bir dertleşme ne bileyim bir anı kitabı diyebiliriz. Yani bu yüzden kitabın kapağına “Benim annelik anılarım” veya “Ben annelikten ne anladım” veya “Benim yeni doğan bebek ile annelik maceram” falan gibi şeyler yazılsaymış kitap CUK otururmuş.

Fakaaat.. Kitap gerçekten doğal bir şekilde yazıldığı için bunun neresi rehber diye soruyorsunuz. Çünkü tamamen Şermin Hanım’ın yaptığı doğru, yanlış hatta yalan yanlış şeyler var. Mesela yere düşen emziği bazen çocuğuna kafasını sağa çevirip verdiğini falan anlatıyor. Kendisinin köyde büyüdüğünü, o yüzden bazı şeylerin çok da şaapılmaması gerektiğini ifade ediyor. İyi de, o zaman bu rehber değil ki, bu senin kafana göre zorluğa katlanamayıp uyguladığın şeyler. 3 çocuk yapması ile aşırı övünüyor. Bravo! Önce ikizleri olmuş sonra da bir daha doğurmuş. Umarım planlıdır yani bu ne övünç onu anlayamadım. Hem çalışıp hem 3 çocuk yapıyorum gibi bir dil ona güven vermiş. Tebrikler. Ama yatılı dadı ve anne-baba-anneanne desteği de cabası. 4+1 evde oturduğunu ve yatılı dadı seçiminin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Hatta en güldüğüm kısım sanırım gerçek dadı mülakatlarından aldığı kesitlerdi. Kaç oda-salonda oturduğundan banane de, bizim Türk kadının 3 çocuk yapıp üstüne dadılar tutup üstüne de çalışacak gücü var mı bunu sorguladım. (Hakkımda kısmında yazmıştım, Kadın Çalışmaları alanında akademisyen olmamın bazı sorgulama getirileri var, buna hazır ol okuyucu.) 

Bu tavrı bana son derece garip geldiği gibi, bir yerde de kardeş yapmayan kişilere resmen sövüyor. Tek çocuk yaparsanız çocuğun elinden şu hakkı bu hakkı alırsınız, ne hakla bunu yaparsınız, gücünüz varsa yapın bir kardeş gibi laflar ediyor. Yani bu bir blog yazısı olsa, eyvallah derdim. Ama rehber kitap diye fıldır fıldır satılıyorsa, okunuyorsa; biraz eyvah! dediğimi itiraf etmeliyim.

Sonra kendi içinde çelişik! Organik modasına kızdığı bir bölüm var. Pazara gitmiş de, pazarcı amca çoraba bile organik demiş daha pahalıya satmış falan filan. Böyle hani biraz köyde büyüdüm, pazardan alışveriş yaparım lokalliğini korumak istemiş ama sonraki bir bölümde bir takım konular için organik seçim yaptığı için kendisini kutluyor.

Bebeğe katı gıdaya geçildiğinde tuz ve yağ yasak. Ben bile doğurmadan bunu biliyorum, yuh yani! Şermin Hanım, bu kuralı ihlal etmiş, tuzu da basmış püreye, hatta “blenderdan geçirmeyin diyor doktorlar ama ben geçirdim, tuzladım oh ne güzel yediler; e banane zaten sonra fast foodları hamburgerleri yemeyecekler mi?” diyor! Pes! E ilk günden verseydin Big Mac’i ablacım. Atsaydın blendera patatesle. Oh mis yani. Gelişim 101’den bir haberiz ama rehber kitap yazıyoruz maşallah. Velev ki biri, saf saf bu kitabı okudu ve uyguladı. İçler acısı.

Sonra gelelim en taktığım ve derslerimde bile anlattığım hassas konuya. Emzirmek!

Bu konu hassas çünkü bloggerlar arasında bir moda var, o da; “emziremiyorsanız bırakın yaa, çok takılmayın, kimseye de kendinize karıştırtmayın; bizi annelerimiz SMA larla hazır mamalarla büyütmüş maşallah turp gibiyiz” cilik. Bravo, çok like aldınız, youtube videolarınız çok tıklandı, Şermin Hanım senin de kitabın çok satıldı.

Şimdi şöyle bir fark var, Başlarım Şimdi Anneliğe kitabında Şermin Çarkacı yaşadığı zorluklar nedeni ile sütünün gelmediğinden bahsediyor. Bu nedenle de hatta üzüldüğünü, istese de süt veremediğini ve mamaya geçtiğini anlatıyor. Buna saygım sonsuz. Yapılacak bir şey yok şüphesiz, tahmin ediyorum ki doktorlarına danışmıştır, elinden geleni yapmıştır. Ama yazılarının devamında bu emzirme meselesini hafife almış. Yani ben bir okuyucu olarak, “ya acaba hakkaten çok da uğraşmayıp mama versek, teknoloji gelişmiştir artık mamalar iyidir ya” demeye yaklaştım. Sonra silkelendim!

Ayrıca, hadi sütü gelmedi anlıyorum, ve benim de başıma neler gelecek bilmiyorum; o yüzden büyük konuşmaya gerek yok. Ama ya sonrası? Katı gıdaya geçildiğinde de sevgili yazarımız evde püre yap, hazırla ile uğraşamayıp onu da hazır mamaya bağlamış. Ee ne anladık bu işten? Yani tamam insan böyle çözümler bulabilir, olabilir, yaşamışsındır da bunu çıkıp “Anneliğe ve Bebek Bakımına Güzel Bir Başlangıç İçin Rehber Kitap” diye pazarlamak neden? Bunun neresi güzel bir başlangıç?

Amerikalı doktor diye bahsettiği muhtelemen Harvey Karp abimiz, zaten bu abimizin her yerde bastırarak söylediği anneannelerin metodunun doğru olduğu. Old fashioned – modası geçmiş gibi görünen durumların aslında doğru olduğunu anlatıyor. Yazarımız da çok yaratıcı ya hani, almış bu yazıları anneannesinin söyledikleri ile harmanlamış ordan da yine hooop köye bağlamış!

Özetleyecek olursam, bu kitabı eğer bir annenin kafasına göre başından geçenler olarak alıp okumak, gülmek, uçak yolcuğunda falan okuyarak kafa dağıtmak isterseniz tavsiye ederim.

Ama yok efendim, ben okuyup feyz alacağım, belki işime yarar şeylerden bahsediyordur derseniz, ben bu ablayı dinlemezdim. Sanırım hiçbir tıp kaynaklı veya ebe kaynaklı dünya literatürü de dinlemez. Saldım çayıra mevlam kayıra mantığının övüldüğü bir kitaba da rehber denmez!

Kitabın sonu da yine köye uçuyor, (bu arada köy dokundurmasının nostaljik ve tatlı olduğunu düşünenlerdenseniz yanılıyorsunuz; Ankara’nın modern şehir hayatında yaşayıp, sterilizasyon makinasını öven bir yazarın arada köy iç çekişleri bunlar) uçtuğu köyden de orada bebeklerin sokaklarda salçalı ekmekle koşturduğu günlerden dem vuruyor. Offfff! İçiniz bayıldı mı? Benim bayıldı! Bu “nerede o eski bayramlar” tadındaki serzenişler artık çok sıkıcı. Zaten bunun da ekmeğini yiyerek en son Dedemin Bakkalı diye bir kitap da yazmış kendisi. Hatta ekmeğini yağla balla yemeye devam ederek Dedemin Bakkalı – Çırak diye de seriyi uzatmış. Yakında film çekmesinden korkuyorum. (Ama belki sadece çocuklar için kitap yazmakta iyidir, şimdi hakkını yemeyeyim)

Neden bu kadar karşıyım bu “eskiden şu mu varmış, bu mu varmış, ama bak ne güzel büyümüşüz” laflarına? Çünkü evrime inanıyorum. (öhö) Ve caaanım kadınların birçoğu yanlış doğumlardan kalça çıkığı, bebeklerin birçoğu ilerleyen yaşlarda kanser hatta bir önceki nesil bazen 50 yaşı bile göremiyor. Adapte olacak alerjen, dış etken bu kadar sık değil. Vücut direncinden, vitaminlerden, nasıl emzirileceğinden bile insanlar bi’ haber. Haa eğer eskiden dem vurmak istiyorsak, gelişmemiş modern zamanlardan değil, bebeğini sürekli bedenine bağlayıp gezen, günde 50 kere emziren kabile kadınlarından bahsedebiliriz belki. Çünkü sterilizatör makinaları yoktu hatta steril etmeye gerek duydukları eşyaları bile yoktu!

3 çocuk yapmak marifet değil. Hatta bu çocuk yapın sloganlarına çok karşıyım. İsteyen yapar, isteyen yapmaz kardeşim. Kadın çocuksuz EKSİLMEZ! Her işe bulaşmaya meraklı biri olarak, kadın / cinsiyet çalışmalarına bulaşmam ile paralel gelen hamileliğim beni bir sürü referans blogu, bloggerı ile tanıştırdı. Hepsinde bu annelikten duyulan sonsuz bir ego, anne olmayana karşı üstünlük telaşı (evet hayatın tamamen değişiyor ve anne olmayandan başka bir yaşam şeklin var kabul), anneliği pazarlayanlar, dadıları, tırıvırıları arkalarına dizip fotoğraf çekimi yapanlar, öfffff. Bunları gördükçe kendimde bu yazıları yazmak hatta daha fazlasını yapmak için bir sorumluluk hissettim.

Neyse, sonuç; bu kitabı basana ve yazana tebrikler. Kitap yazmak bu kadar basit mi diye beni sorgulattı.

Okuyana, iyi eğlenceler, sadece iyi eğlenceler.