Uykusuz Her Gece : Aile Dramlarının Kralı Uyumayan Bebek

Herkese uzun bir aradan sonra Merhabaaaa!

Bu yazı nerede, hani yazacaktın nerede nerede diyen tüm eşe dosta “kusura bakmayın kendi derdime düştüm” demek istiyorum. Evet, Dafi büyüdükçe başka uğraşlara yöneldim ne olacak bu uykunun hali diyenleri erteledim. Şimdi geldik o büyük yazıya.

Öncelikle baştan uyarayım, burada size derin devlet sırları vermeyeceğim. Ya da “sallamaya devam kardeş” diyerek içinize su serpmeyeceğim. Bu iş biraz kararlılık ve işin mantığını içine sindirme işi.

ferber minutes ile ilgili görsel sonucu

Hiç Ağlamasın ama Tüm Gece Uyusun

Evet, ben de isterdim ki evimiz şekerden olsun, geceleri de Alice Harikalar Diyarı’na doğru yola çıkayım. Maalesef hayat böyle değil. İnsan ve uyku ilişkisi nicedir zorlu bir ilişki. Ömür boyu uyku ile ilişkinizi sorguladığınızı düşünün. Ben 30 yaşına geldim hala uyku ile hesaplaşmalarım bitmedi. İşte bu insan-uyku ilişkisi tam olarak bebeklikten hayatımıza giren bir ilişki. Ya alacaklı oluyorsunuz uykudan ya da borçlu.

Durum böyle olunca, bebeğimi sarıp sarmalamak ve onu hep yanımda uyutmak belki çok büyülü bir dünya olsa da; şimdi birinci kuralı açıklıyorum :

1. NASIL ALIŞTIRIRSAN ÖYLE GİDER

Bu demek değil ki, artık dönüşü yok! Hayır her şeyin bir dönüşü vardır, bazen zor bazen daha kolaydır. Ama belirtmem gerekir ki, nasıl başladığınız çok mühim. Eğer ilk günden yanınızda yatan bir bebeğiniz varsa bunu değiştirmek her geçen ay tik tak tik tak daha zor olacaktır. Ama olabilir sadece sancılı olur. İlk günden kendi yatağında yatmayı öğrenen bir bebek bunun böyle geliştiğini, uyku yerinin o alan olduğunu bilir ve farklı bir yer aramaz. (Bebeğinizin ağlaması, bak işte yanıma gelmek istiyor gördün mü demek değildir.)

2. BAĞIMSIZ UYKUYU BULMAK ŞART

Bağımlı uyku nedir? Bağımlı uyku bebeğinizin kucağa, emziğe, biberona, sallanmaya herhangi bir uyku geçişgenine devamlı ihtiyaç duymasıdır. Buna ilk başta ihtiyaç duyması (sadece ilk geçiş için geçerli, sonrasında kendi başına uyuyabiliyorsa tamam) ilk 1 sene için kabul edilebilir. Fakat devamında kendi kendine uykuya dalabilen bir insan olması beklenir.

Hepimiz uykuya dalarken belirli zamanlar harcarız. Kimimiz 1 saat kimimiz 5 dakikada uykuya dalarız. Bebekler de böyledir. Öncelikle ağlamalarının nedenini anlamak gerek.

Ä°lgili resim

NEDEN AĞLIYORLAR? NEDEN GÜLÜYORLAR?

Genel inanış şöyledir. Bebek yatağına gittiğinde ağlamaya başlıyorsa, veya gülüp oynuyor kıkırdıyorsa ebeveynler “uyumak istemediğine” inanır. Evet bu bir açıdan doğrudur. Çünkü bebeğin uyku döngüsünü iyi takip etmeniz gerekir. Eğer her aklınıza estiğinde bebeğinizi yatırıp, aklınızda estiğinde uyumasına izin vermezseniz bu bebeğin yorgunluk sonrası aşırı aktif, ajite ve huzursuz olmasını tetikler. Ayrıca siz de uyku saatinin gerçekten gelip gelmediğini takip edemezsiniz.
baby sleep hours ile ilgili görsel sonucu

Bu paylaştığım uyku aralıkları özellikle değerli. Aşağı yukarı bu şekilde bir düzen oturtmanız eğer uyku ile güzel bir ilişki kurmak istiyorsanız kesinlikle gerekli. Bebekler her gün aynı şeyleri yapmayı, aynı ritüelleri takip etmeyi severler. Birbiri ardına neler geleceğini bilen bebek rahat olur. Örneğin banyo sonrası uykunun geleceğini bilmek, kitap okuduktan sonra yatırılacağını bilmek gibi.

Bebekler gülüp oynadığında da aşırı aktif olduğunda da bunun bir diğer nedeni geçirilen uyku sinyallerinin sonucu yorgunluğu sebep olduğu benim “kudurma hali” dediğim evredir. Burada da ebeveynler kolayca yanılır, bebek uyumadıkça ebeveyn her türlü yolu dener bebek daha da çok uyumaz ve böylece sabahlar olmasın!.

ferber minutes ile ilgili görsel sonucu

RITUEL ve TEKRAR

Bebekler küçük şamanlardır. Ritüelleri, her gün tekrar eden aynı şarkıları dinlemeyi, aynı saatte aynı aktivileri yapmayı çok severler. Tabii ki sizin ebeveyn olarak her gün aynı şeyleri yapmanız o kadar kolay değil. Fakat en azından uykudan önce alacağınız aksiyonların her gün aynı saatlerde ve aynı şekilde olmasına özen gösterirseniz bebeğiniz “hmm.. şimdi şu geliyor.” diyebilecektir.

Uykudan en az 30 dakika önce evdeki sesleri, televizyonu, gürülteleri, ışıkları yumuşatın. Gece uykusunda özellikle bebeğinizin doğduğu ilk günden itibaren hiçbir şey anlamıyor gibi dursa da GECE / GÜNDÜZ farkını öğrenebilmesi gerek. Bunun için temel: akşam oldukça aktivitelerin yavaşlaması, şarkıların yavaşlaması, coşkunun yavaşlaması; sakin bir duşun akabinde ninniler masallar ve yumuşak bir atmosferde uykunun yaklaşmasıdır. Gündüz ise, sabah uyanıldığında coşkuyla açılan perdeler, söylenen coşkulu heyecanlı şarkılar, temponun yüksek olması önemli. Yani bu durumda bebek zaman içinde gün döngüsünün neler içerdiğini anlayabilir.

Her akşam banyo ritüeli artık çok meşhur. Bunu yaptığınızda peki bu hep aynı saatte mi oluyor? Ayrıca bebeğinizin ritmine uygun mu? Mesela siz her akşam 20.00 de banyo hazırlıyorsunuz. Ama bebeğiniz yine de çok zorlanıyor, uykuya geçemiyor vb durum içinde misiniz? O zaman burada sorulması gereken soru bebeğiniz için 20.00 doğru bir saat mi? Mesela Dafi ile biz banyo ritüelimizi 17.00’de yapıyorduk. Evet oldukça erken değil mi? Ama burada hava erken karardığı için, onun da vücudu bunu istediği için 17.00 civarı gelen çıldırma ataklarında hemen kendimizi ılık bir banyo hazırlarken bulup Dafi’yi ve kendimizi sakinleştiriyorduk. Sonra sakince giyinme, masal/ninni, uyku öncesi beslenme derken uykuya dalması 19.00 civarını buluyordu. Yani bu onun ritüeliydi, hala da her gün aynı aralıklarda olsa da onu mutlaka izleyip dinliyorum. Çünkü bazı günler çok yorgun bazı günler ise dinç olabiliyor. Ama bu demek değil ki, bir gün 18.00 de bir gün 22.00 de uyusun. 20.00’i asla geçmiyor uyuma saati. Geçmemeli de.

Bebekler ne kadar geç yatarsa o kadar geç kalkmaz, o kadar erken kalkar ve yorgun kalkar! Bu nedenle lütfen bebeklerinizi geç saatlere kadar uyaranlarla başbaşa bırakmayın, sokaklarda bi’ zahmet artık o saatte gezdirmeyin gezdireceksiniz mutlaka uyuyacağı bir ortam oluşturun. Ayrıca güzel bir uyku ve zamanında bir uyku bebeklerin beyin gelişimi için çoook önemli, bunu da atlamalıyın.

Ä°lgili resim

3. SABIR, SÜKUNET, SELAMET

Evet gelelim nasıl uykuya dalacak diyenlere. Öncelikle ilk 4 ay bebeği ağlatmak, bırakıp gitmek gibi yöntemlere ben karşıyım. İlk 3 ay bebeklerle ilişkinizi nasıl tutmak isterseniz öyle tutun ama bana sorarsanız gazını, huzursuzluğunu bolca almaya rahatlatmaya beslemeye çalışarak geçirin. Ama uykuya yatağında dalmasını sağlayın. 

Eğer bebeği uyuyunca yatağına koyuyorsanız o bebek ilk zamanlar yeni doğan olduğu için evet ama ilk 1 aydan sonra 30-45dk periyodundan fazla uyumaz. Sıkça gelen şikayet “bebeğim 30 dk veya 45 dk uyuyor, sanki saati kurulmuş gibi kalkıyor.” Bu bebeklerin yani aslında insanların tam olarak uyku döngü dakikaları. Bebek uzun uyuduğunda da bu döngüler olacak, yalnızca onları bağlamayı öğrenecek hepsi bu.

Siz bebeği kucağınızda uyuttuğunuzda ve yatağına koyduğunuzda bebek uykuya NASIL DALDIYSA 30. veya 45. dk da bu geçişi arayacak! Bunu hiç unutmayın! Bu mantığı aklınıza yazarsanız hayat boyu bebeğinizin uykusunu yönlendirebilirsiniz.

Örneğin uykuya emzikle daldı, 30. dakikada kalkıp ağlayarak emzik arıyorsa bu o geçişi arıyordur ve evet Houston, We have a problem! Aynı teori meme, kucak ve sallanma için de geçerli. Bütün bunları uykuya dalma esnasında kullanıp mayışan ama henüz tam olarak uyumamış bebişinizi yatağına koymak ve kendi kendine uykuya dalmasına izin vermek, gecenin bir yarısı kalkan bebeğin “aa doğru burayı biliyorum burada uyumuştum zaten” demesini sağlar ve bebek uykuyu bağlar. 

ferber minutes ile ilgili görsel sonucu

4. AKILLARA ZARAR, KALPLERİ KIRAN BEBEK AĞLAMASI

Bebekler ağlar arkadaşlar! Bu ağlamanın farklı versiyonları vardır. Bebeğinizi tanımak ağlama versiyonlarını tanımak, zamanla bebeğinizin numaracı mı yoksa zorlayıcı mı olduğunu bile çözmenize yardımcı olur. (Bebekler 5. aydan sonra etki tepkiyi çözer ve sizi denerler)

Bu nedenle diyelim ki bebeğiniz ile uyku yönlendirmesi(ben uyku eğitimi demeyi sevmiyorum), yatakları odaları ayırma gibi bir döneme girmek istiyorsunuz. O halde yanınıza cabbar bir aile üyesini, bir arkadaşı alın ya da benim gibi tek tabanca bu işe koyulun. Hanginiz güçlüyse ve dayanıklıysa bunu başaracağına inanıyorsa uyku sürecine o dalsın.

Bebeğiniz ağlayacak mı ağlayacak. Ağlamadan uyuttum dünyada büyük bir yalan. Çünkü ağlama aslında bir konuşma, bir reaksiyon, bir tepki. Bebekler her şeye üzülüp kırıldıkları için ağlamazlar. Protesto etmek istediklerinde, yemek istediklerinde, akıllarına ne eserse seslerini duyurmanın tek yolu ağlamaktır.

Ä°lgili resim

Ne Kadar Küçük O Kadar İyi

Yaş büyüdükçe bebeklerde farkındalık artar ve 1 yaşındaki bir bebeğin olan biteni fark etmesi ile 5 aylık bir bebek arasında akıl almaz bir fark vardır. Bu nedenle ne kadar erken başlarsanız bu süreç sizin ve aileniz için o kadar az sancılı olur.

Tüm Temel İhtiyaçlar Tamam Mı? 

Uyumayan bebekte hemen akıllara “kolik” geliyor, yani çok gazlı bebek. Aslında kolik artık gaz ile ilişkili de değil ve sadece ilk 3 ay sürüyor. 3. aydan sonra devam ediyorsa bunun “kolik” bebek olmakla ilişkisi maalesef yok. Ayrıca kolik bebek olunca da yalnızca gaz değil, anne karnı özlemi ağır basıyor. Bu durumda anne karnı sesleri, gürültü, kanguruda uyutma gibi yöntemler çok işe yarıyor.

Gelelim temel ihtiyaçlara; bebeğiniz tok mu, sağlıklı mı, ateşi var mı yok mu, altı temiz mi, oda sıcaklığı kaç derece? (18-21 arası olmalı), bebeğinizin üzerinde kaç kat var? (itiraf edin kaç kat giydirdiniz?)

Uyku ahtapot gibi bir şey. Eğer bir noktada fire veriyorsanız diğer taraf hareket edemez. Bütün kolları tamamlamak gerek. Klasik bir mantık ile odayı 25 derece yapıp çocuğu da Bulgar böreği gibi giydirirseniz o çocuktan uyku beklemeyin. Bebekler ve aslında bütün çocuklar serin havada uyumayı sever. İsveç ve Danimarka’da çocukları balkonda uyuttuklarını biliyor muydunuz?

Bütün temel ihtiyaçlar tamamsa, ortam hazırsa; gelelim odanın perdeleri sorusuna. Perdeler kalın, güneş ışık geçirmeyen olmalı. Yani gece gündüz farkı için. Ayrıca odada ışık olmamalı, uyaran oyuncak / dönence olmamalı. Yatakta YASTIK OLMAMALI! (Bkz. Ani Bebek Ölümleri)

Bütün bunlar hazırsa, gelelim yönteme:

SİHİRLİ DAKİKALAR 

UYARI : Bu yöntemi uygulamadan önce vakti olan ebeveynler lütfen Dr.Richard Ferber‘in kitabını alıp okusun. Bu da Türkçe çevirisi. Konunun bebeği bırakıp ağlatmamak olduğunu derinlemesine görecekler. Hiçbir şeyi kaynaksız ve tıbba bakmadan yapmadığım için Ferber Amca benim için ağlatan cani adam değil, son derece bu işi bir sürü bilimsel araştırma sonucu dakikalara vurmuş saygıdeğer bir uyku doktorudur. (Hala da bu konu üzerine çalışıyor.) 

ferber minutes ile ilgili görsel sonucu

Bu dakikaların gerçekten bir anlamı var. O yüzden 17 diyorsa 17, 18 değil. Veya 15 değil. Lütfen birebir uygulayın.

En solda gün sayıları var, bu methodu 7 gün uyguluyoruz. Kendinize sağlam 1 hafta ayırın. Özellikle 2. gün baya dirençli geçebiliyor buna da hazırlanın fakat sonra sancı gittikçe yavaşlıyor.

  1. gün bebişinizi aynı ritüelleri yaptıktan sonra yatağına bırakıp KAÇMIYORSUNUZ. Öperek severek ve her akşam İyi Geceler dileyerek odasından çıkıyorsunuz. 4. aydan sonra bebeğinize UYKU ARKADAŞI da tanıştırabilirsiniz, biz çok faydasını gördük. Bebeğinizin yanında başka hiçbir şey olmuyor. Odadan çıkınca muhtemelen bir tepki gelecek. Bu konuşarak veya ağlayarak olabilir veya hiçbir tepki de gelmeyebilir. İlk gün ilk bekleyiş 3 dakika. 3 Dakika sonra odaya giriyorsunuz bebeğinizi YATAĞINDAN ALMIYORSUNUZ. Saçlarını ellerini severek “buradayım, uyku saati geldi, sabah tekrar geleceğim..” gibi cümlelerle yanında maksimum 1 DAKİKA zaman geçirerek çıkıyorsunuz. Yine kapının önünde veya kameranız ile başka bir yerde bu sefer 5 dakika bekliyorsunuz. Tekrar aynı süreç devam ediyor. Yine 1 DAKİKA kalıp çıktan sonra 10 dakika bekliyorsunuz. VE bunun devamında aynı süreci 10 dakika + 10 dakika olarak devam ettiriyorsunuz. Tüm bu süreç MAKSİMUM 1 SAAT (60 DAKİKA) sürebilir. Eğer 1 saat sonunda bebeğiniz hala uyumadıysa onu yatağından alıp çok fazla dikkatini dağıtmadan, ışık açmadan zaman geçirebilirsiniz. Sonra aynı süreci tekrar deneyebilirsiniz.
  2.  gün dakikalar biraz daha değişecek fakat süreç aynı olacak.

Bu uygulama 7 gün sürüyor. Dafi ile kendi kendine uyuma yöntemini bu şekilde çözdük ve seyahat, hastalık ve ekstra durumlar dışında tekrar bu yöntemle topladık. Bizim için 2-3 günden uzun sürmedi adaptasyon.

Ä°lgili resim

Uyku konusu çok derin bir konu, aklıma gelen her şeyi yazmaya çalıştım ama sizden gelen sorulara göre daha çok yanıt vermek ve yönlendirme yapmak isterim.

Herkese derin uykular, güzel günler ve bol enerji diliyorum!

Müge xx

Reklamlar

Bebek İle İlk 3 Ay : Ne Umduk Ne Bulduk?

Dafne, nam-ı diğer Dafi ile geçen ilk 3 ayımız hayatımda aldığım en büyük derslerin paket şeklinde sunulmuş haliydi. Bir annenin ve bir babanın bu ilk 3 aydan öğreneceği çok şey var. Anne olarak kendi payıma bir sürü içsel yolculuğa çıktığımı itiraf edebilirim. Kimi zaman enerjik, kimi zaman depresif, çoğu zaman şaşkın ve gerçekten ne yaşadığımızı anlamayan bir halde geçti gitti ilk 3 ay.

Neler öğrendiğimi ve size neler tavsiye edebileceğimi minik başlıklar altında toparlamak istersem;

Önce Bebişin Rutini / Uyku Düzeni

Bebeklerde uyku düzeni bence hayatımızda girip girebileceğimiz bütün sınavlardan daha zor bir sınav. Ben bu konudan deli gibi korkan bir anne adayı olarak, daha Dafi doğmadan sayısız makale ve kitap okumuş, kendimi uyku düzeni konusuna hepten kaptırmıştım. Dafi doğduğunda hastane odasındaki ilk gece yattığım yerden white noise açarak doktorları korkutacak kadar kendimi konuya vermiştim.

Eve geldiğimiz ilk gece Dafi ağlamaya başladığında, hemen aklımda uçuşan Harvey Karp methodları, Tracey Hogg düsturları ile çocuğu yan çevirip kulağına ŞŞŞŞ lamaya başlamış; Arda’nın çılgın motivasyonu ile yeme-uyuma-aktivite şeklinde geçen bu ilk zamanların Excel çizelgelerini bile çıkarmıştık.

Dafi’nin bir düzeni vardı; elbet bunu keşfetmeliydik – yoksa da biz yaratmalıydık!

İşe ilk önce gece gündüzü öğreterek başladık ve her şeyi saatli, takipli yaptık. Her ağladığında meme/mama vermedik, uykularını takip ettik ve doktorumuzun önerisiyle gün içinde (ve bunu geceye çekmek koşulu ile) en az 1 kere 4-5 saat kadar uyumasına izin verdik. Gelişimi için bu çok önemliydi.

Şanslıydık, çünkü Dafi çok ağlayan bir bebek değildi. Yemeğini yediği sürece güzelce uyuyabilirdi. Fakat ilk 1 ay sonunda ufak ufak kolik belirtileri baş gösterdi. Akşamüzeri olduğu anda Dafi huysuzlanmaya, çılgınca ağlamaya başladı. Bu konudan da gaz giderici damlalar, değişen mama tipi derken kısa sürede paçamızı kurtardık.

Fakat bu sefer de, uyunmayan gündüz uykuları baş gösterdi. Dafi artık yatağında uyumuyordu. Akşam bir şekilde yatağında destekli bir şekilde (biberon) uyuyordu fakat gün içinde feryat figan, kucaktan kucağa hatta ana kucağında sallanmaya varana kadar saçma sapan şekilde uyuma alışkanlıkları edinmeye başlamıştı.

O esnada taşınma derdinde olduğumuzdan bir şekilde düzen elden gider gibi oldu; fakat Amsterdam’a geldikten sonra gece uykularını biraz toparlayabildiysek de gündüz uykusuzluğu artık hem Dafi’nin hem benim canıma tak etmişti. Uyuyamıyor, uyumadıkça huzursuzlanıyor ve evi bana dar ediyordu. Çareyi bebek arabasını kapıp park bahçe dolaşmakta bulmuştum. Bir gün sabah 11 de çıkıp akşam 19 da eve girdiğimi bilirim. Resmen saat 16.30-17.00 sularında evde olmak istemiyordum.

Tam bütün bunlar peak yapmış, Dafi 3. ayını doldurmuşken ani bir Türkiye seyahati yapmamız gerekti. Anne kız bu seyahatte birbirimiz hakkında çok şey öğrendik. Bunlardan biri de uyku düzeni oldu. Döner dönmez ilk iki gün Dafi’nin adaptasyonunu bütün gece uyanmasına izin vererek bekledim. 3. gün ise herkesin acımasız bulduğu fakat gerçekten çok araştırarak umudumu bağladığım Ferber yöntemine başladık. Ve biberon ile uyuma saplantımızı yıkmaya çalışıyoruz. Bugün 10. gündeyiz. Çok güzel sonuçlar aldık. Bu konu hakkında da ayrıca bir yazı yazacağım.

Özetle; uyku bebekler ve çocuklar için devamlı kontrol edilmesi gereken bir mesele. Eminim bizi daha çooook uykusuz geceler, gündüzler bekliyor. Fakat en önemlisi uyku eğitimi falan değil; bir uyku rutini, düzeni. Bebeğin meme/mama saatinin belirli olması, aktivite saatinin belirli olması ve uyku saatinin de bütün bunlar doğrultusunda doğru zamanlarda DESTEKSİZ sağlanabilmesi. Memede, biberonda, emerek, sallayarak, kucakta vs uyutmamak. Çocuğunuza bu şansı vermek bence en önemlisi. Geriye kalan inişler çıkışlar zaten hep olacak.

Uyku konusunda detaylı bir yazı yazacağım ama daha bir şeyi başarmadan kimseye akıl verir gibi olmak istemiyorum, bu nedenle bekleyişteyim 🙂 Fakat düzen, her şey demek. Bunu şüphesiz söyleyebilirim. Hayatınızı kurtarır.

Eşyalara Bağlı Kalma

Bu ilk 3 ayda öğrendiğim çok tatlı bir motto oldu, çünkü Dafi gelmeden dersimi çok çalışmış, gerekli ürünler listemi ezberlemiş; ihtiyacı olan her şeyi dizi dizi dizmiştim. Gak dediğinde şunu, guk dediğinde bunu verecektim ve her şey hallolacaktı 🙂 Şimdi doğruya doğru, evet bu listeler çok işime yaradı. Çoğu ürünü önceden aldığımı gören ailem bile dersime iyi çalıştığımı kabul etmişti. Bebeğiniz doğmadan iyi bir hazırlık yapmak sizi en azından ilk 3 ay için gerçek anlamda rahatlatacaktır. Fakat, eşyalardan medet ummak işte bu tamamen bir stres kaynağı.

Dikkat etmeyi öğrendiğim şey, her bebeğin gelişimini takiben ihtiyaçlarının farklı olduğu. Ayrıca sırf o araç gereci aldınız diye o problem çözülecek veya olmayacak diye bir şey yok. En önemlisi bebeğinizi izlemek. Mesela pişik önlemek için gerekli önlemleri/ürünleri evet önceden alın, ama salıncak/oyuncak/ana kucağı vb pahalı yatırımlar konusunda sakin olun. Belki de bebeğiniz hiçbirini sevmeyecek veya siz zaten neye ihtiyacı olduğunu onu tanıdıkça anlayacaksınız.

İnsanlara Kulak Asma

İşte bu ilk 3 ayda öğrendiğim en güzel başlık. Özellikle “Emiyor mu?” sorusunun muhatabı olmaya hazır değilseniz, önce kendinizi bir güzel güçlü cevaplarla kuşatmanız gerek. Her kafadan bir ses, her kafadan bir yorum gelecek. Bebeğinizi süzüp sağlıklı olup olmadığını tartan teyzeler, iyi bakıp bakmadığınızı değerlendiren aile dostları, utanmasa bebeğinizi elinden alıp ben daha iyi bakarım sonuçta bilmemkaç çocuk büyüttüm sen ne bilirsinciler, mama verdiğinizi duyup inatla emzirme konusunda “neden, niçin, niye” diye tutturarak çocuğunuza fare zehiri verdiğinizi ima edenler, mama yediği için ilerde zeki olmayacağı kaygısı ile size acıyarak bakanlar (evet çünkü tüm anne sütü ile beslenenler şu an Elon Musk)  olacak. Bunları zor da olsa duymamayı öğrendim.

Direnmemeyi ve en önemlisi kendimi bu insanlar yüzünden kötü hissetmemeyi öğrendim. Tabii zaman aldı. Tabii ki çoğu cümleyi kafama taktım. Özellikle emzirme konusunda doğumdan önce bile ciddi argümanlarım olmasına rağmen, sütüm az olduğunda bir parça üzüldüm ve kendimi eksik hissettim, evet. Hiçbir annenin sütü az değildir, anneler beceriksizdir diye ortalarda dolaşan herkesten nefret ederek tırnaklarımı kemirdim, evet. Ama sonra hepsi geçti. Çünkü bunların kültürel birer kavga olduğunu da, bunun annenin bir tercihi olduğunu da içime sindirdim. Ve bu düşüncesiz, empati yoksunu, bayağı insanlara kulaklarımı tıkamayı öğrendim.

Anne olmayı oturttuğum andan ve Dafi’nin sorumluluğunu aldığımı/alabildiğimi farkettiğim andan beri kimse umrumda değil. Onun için en iyisini yapmaya gayret ettiğimi biliyorum, ve bundan sonraki yolda daha mutlu hissediyorum.

Her Şey Olmaya Çalışma

Bu psikolojim için çok önemli ve zor kazandığım bir madde oldu. Çünkü ister istemez anne olduktan sonra, eğer benim gibi zorlu ve içe kapanık bir hamilelik geçirdiyseniz doğumdan sonra her şey olabilme eğiliminiz artabilir.

Bundan kastım ne?

Hem anne, hem eş, hem kadın, hem kariyer sahibi bir insan, hem sosyal bir insan, hem evini idare edebilen, hem de her şeyi çekip çevirebilen bu sırada da kendisine, bakımına, ihtiyaçlarına vakit ayırabilen bir insan olma kaygısı.

Evet, ben bunu yaşadım. Eski kotlarıma 15 gün sonra girebileceğim inancı, eski filmlerime kitaplarıma dönebileceğim ve Dafi uyuduğunda yine eşim ile eski Müge olabileceğim sanrıları ile uzun bir zaman geçirdim. Dafi uyumadığında, yemek saatleri kaçıp gidip, işten gelen eşim ile zaman geçiremediğimde içten içe sinirleniyor; bebek sallarken aslında şu an daha büyük işlerin başında olmalıydım düşüncelerine kapılıyor; bir türlü kapanmayan kot düğmelerine sayıp sövüyordum. Bir anda her şey olabileceğimi sanmıştım. Fakat hiçbiri tam olmadığında da elimde mutsuzluktan başka bir şey olmuyordu.

Bunu annem sayesinde aştım. Benimle yaptığı “yavaş ol, sakin ol, kendin ol” konuşması ile kendime geldim. Mükemmel olma kaygısına tüm kadınlar gibi ben de sürüklenirken bulmuştum kendimi. Sarsıldım ve durdum.

Processed with VSCO with hb2 preset

Dafi ile geçen her an çok kıymetli, geri alınamaz, bir daha yaşanamaz ve çok özel. Anne olmak bir o kadar sorumluluklarla dolu tam zamanlı bir iş evet, ama bir süre çeşitlendirilebilecek, başa çıkılabilecek, tercih edilen bir iş. Çocuğumun ve benim uzun seneler hatırlayacağımız bir iş. Bu nedenle, başka hangi işleri kaçırdığımı düşünmeyi bıraktım.

Eşimin benden bir beklentisi olmadığı halde, sanki bir beklentisi varmış gibi strese girmenin son derece anlamsız olduğunu; onunla da rahat olduğumda daha iyi sohbet edebildiğimi farkettim. Sakin olmadığımda sadece Dafi hakkında konuşarak evde kriz yarattığımı görerek bundan da çok geç olmadan vazgeçtim.

Bu ilk 3 ayda anladım ki, bazen sadece neysek oyuz. Gelen kilolar gidecek, uykular geri gelecek, günler dönecek; bu sırada her şey olmaya çalışmaktansa sadece kendimiz olmaya odaklanarak mutlu olabiliriz/olabilirim.

Geleceği Hesaplama

Anda kalmanın önemini çoğu zaman kendimize tekrar etsek de, başarması belki de çoğumuz için mümkün olmayan felsefelerden biri. Zaten geleceği hesaplama konusunda kendimi zor zapteden biri iken, anne olunca bu özelliğim coştu. Şu ayda bu, diğer ay şu, sonra şu aya gelince de bunu yaparız gibi planları havada kapmaya başlamıştım ki; hoooooop durdum!

Geleceği hesaplayarak hiçbir şey olmuyor, çünkü gelecek hiç sizin hesaplarınızdaki gibi gelmiyor. Yani en azından bana hep böyle oldu. Hesaplarınızdaki gibi gelmediğinde de daha çok hüsran sizi takip ediyor. Bundan yırtmanın en iyi yolu, geleceği hesaplamamak. Geleceğe bel bağlamamak.

Yani; 3. ay bitsin her şey düzelecek, 5. ay bitsin şunlar geçecek bunlar geçecek; kreş zamanı gelsin rahat edeyim, okul zamanı gelsin de kendime zaman ayırayım falan bunları unutun. 

Derdiniz kendinize zaman ayırmaksa tam şu an, şimdi ayırabilirsiniz. Mümkün değil demeyin, inanın mümkünmüş. Ben de geç keşfettim.

Anda kalın. Gelecekle kumar oynamayın. Kendinizi olup olmayacağını bilmediğiniz şeylere sabitleyerek, bugünü kaçırmayın. Ben 3 ay boyunca neredeyse bunu yaptım, fakat artık anda kalmaya önem veriyorum. Tavsiye ederim.

Bebek Alışverişinde Bir Kriz : Dönence Gerekli Mi?

Sevgili dostlar ve Romalılar!

Bu haftasonu kafaya taktığım ve en sonunda tartışmaya açarak çok sevgili, deneyimli, bol fikirli annelerden geri dönüş aldığım konu : DÖNENCE.

236400129alt2

Peki nedir bu dönence? Oyuncak mı? Uyku aracı mı? Gaz çıkartıcı mı? Gece lambası mı?

Dönence aslına bakarsanız bebek yatak / beşik / karyolasına asarak kullanılan; bebeğin motor becerilerini geliştirdiği, uykuya dalmasını kolaylaştırdığı ve/veya oyalanmasını sağladığına inanılan bir çeşit araç. Bu araç dönebilen (dönmeyince adı neden dönence oluyor onu da anlamadım), müzik çalabilen, projektörle tavana çeşitli dikkat çekici görüntüler yansıtabilen versiyonlar ile karşımıza çıkıyor. Anne-bebek sektörü geliştikçe ürünler de çeşitleniyor anlaşılan. Dönence denilen araç bebeğin maksimum 5.-6. ayına kadar kullanılabiliyor. Sonrasında uzmanlara göre bu aracı bebeğin yatağından uzaklaştırmalısınız.

Dönence konusunda üç grup anne olduğunu gördüm. İlk grup kesinlikle karşı. İkinci grup kullanıldığında fayda görmüş, dönence olmalı diyor. Üçüncü grup ise özel olarak karşı değil, hatta bazıları hediye gelince kullanmış, sevmiş ama olmasa da olur bizce gerek yok almaya diyor. Peki hangi grup haklı? Hangisini dinlemeliyim? Ya da yeni anne olacaksınız siz hangi yoldan gideceksiniz?

Kesinlikle Karşı Olan Grup

Çok uzun ve ikna edici yazılar yazmak istemiyorum. Sonuçta fikri kapıp devamını getirmek her ananın asli görevi 🙂 Dönenceye kesinlikle karşı olan grup, beşiğin / bebek karyolasının tamamen bir uyku yeri olduğunu söylüyor. Yani burada bebişi stimüle edecek herhangi bir araç-gereç-oyuncaktan kaçınılmalı diyorlar. Bu gruba göre bebiş bu alana uyku için gelindiğini ve uyuyacağını bilmeli.

fisher-price-mobile-bichinhos-do-bosque-em-cdm84_iZ92190428XvZxXpZ3XfZ3253841-764758774-3.jpgXsZ3253841xIMAyrıca, dönencenin yeni çıkan ışıklı, projektörlü ve kallavi özellikli kocaman makina gibi olanlarına ise şiddetle karşı çıkanlar var. Bu kimseler de uzmanları referans göstererek, bu tip dönenceleri kullanmanın bebişe televizyon izletmekten farksız olduğunu; çünkü projektörden yansıyarak tavanda dönen yıldızların, durmaksızın müzik çalarak bebişin gözüne gözüne bakan tuhaf oyuncakların onu yalnızca sersem ederek uyuttuğunu (eğer uyursa) söylüyorlar. Bu şekilde sersem olup uyumanın ise kendi kendine uykuya dalma becerisini etkileyeceğini savunuyorlar.

Ülkemizde son yıllarda popüler olan uyku danışmanlarından Pınar Sibirksy de dönencenin beşikte / bebek karyolasında olmaması gerektiğini; hatta uyku arkadaşı dışında hiçbir oyuncağın bu alanda bulunmaması gerektiğini söylüyor.

Kısaca bu grup dönenceye hayatlarında kesinlikle yer vermiyor.

Dönenceyi Severek Kullanan / Savunan Grup

Bu grup birçok anneyi barındırıyor. Sanırım bebek alışverişine çıkılırken, daha bebek doğmadan, develer tellal pireler berber iken o dönence zaten alınıyor veya hediye geliyor. Anneler de bir şekilde belki görüntülerini sevdikleri için, belki çocuklarını bir şekilde oyaladığı için ya da dönence olmazsa olmaz denildiği için kullanıyor. Ve bu grup faydasını da gördüğünü söylüyor. Özellikle kolik bebek sendromunda (bu konuda Harvey Karp’ın aslında kolik yoktur, bebeğin anne karnında geçiremediği son 3 ay sendromu vardır tezine de katılıyorum, çünkü ben bütün tanımlara uyan bir kolik bebek-mişim fakat gaz sorunum yok-muş.) dönencelerin çok fayda sağladığını ileri sürüyorlar. 7560V6800_Sweet_-Dreams_-cot_-mobile_front_shot

Yeni dönencelerde artık bilimum ninni, projektörden yansıyan zirilyon tane renk, aylar, yıldızlar, ayıcıklar hatta çizgi film kahramanları, ve en mühimi white noise bile var. Hal böyle olunca, anne ya da baba ihtiyaca göre basıyor uzaktan kumadaya (evet uzaktan kumadalılar da var). Dediğim gibi aşırı faydasını gördüklerini söyleyenler çok.

White noise – beyaz gürültünün yanı sıra, bebeğin gaz çıkarması için de dönencelerin faydalarından bahsedenler çok. (Bunu önce anlamamıştım. Hala da dolaylı bir tesadüfi fayda olacağını düşünüyorum. Bir de tabii yatakta mı gaz çıkaracak yoksa uyku öncesi mi çıkaracak gibi sıralama ile ilgili de kafanızda bazı şeyleri kurmalısınız sanırım.) Bebek bir süre sonra – sanırım ilk 2 ayın sonunda – oyuncaklara erişmeye çalıştığı için bu motor becerilerini geliştiren hareketler dahilinde sayılıyor. Ayrıca bunu yaparken de bacaklarını döndürüp, çevirme gibi hareketler gerçekleştirdiği için gaz çıkarma da bedavaya geliyor.

Bu grup bebeğin nasıl uyutulması gerektiği konusunda bir şey söylemiyor. – Benim rastladıklarım. Dönenceden memnunlar. Hatta mümkünse canlı renklerin, olabilirse siyah-beyaz-kırmızı gibi bebeğin ilk aylarında seçebildiği kontrast renklerin olmasını öneriyorlar.

Dönenceye Karşı Olmayan Ama Gerekli Olmadığını Düşünen Grup 

Bu gruptaki anneler fanatik bir savunucu değil. İki gruba da dahil değil gibiler. Yine bazıları dönence kullanmış, sevmiş ama hediye geldiği için yoksa gerekli bir alet değil diyorlar. Bazıları almaya gerek duymamış ve hallerinden memnunlar. Bazıları da dönence ve benzeri mekanizmaları beşik / bebek karyolası dışındaki farklı alanlarda kullanmayı tercih ediyorlar.

Mesela alt değiştirme masasında. Bebiş durmadığı zamanlarda onu oyalamak için güzel bir dikkat dağıtıcı diyorlar. Veya bebek arabasına asılan dönenceye benzer mobil-müzikli oyuncakları tercih ediyorlar. Bunlarda da abartıya kaçmıyorlar. Daha sade, yalnızca okasyonlara göre bebeği oyalayabilecek oyuncakları seçiyorlar. İlk zamanlar için siyah-beyaz-kırmızı renkte ve oyuncakları bebeğe bakanlar favorileri.

Annelerin yılmaz yardımcısı Tracy Hogg teyzemiz de (artık hayatta olmasa da) 2-3 aydan sonra dönence düşünebilirsiniz, ilk aylarda gerek yok diyordu. Bu da bir tercih olabilir.

Peki Ben Neyi Seçtim?

Bütün bu görüşleri almak inanılmaz faydalı oldu ve beni bir kere daha dönence konusunda okumaya yöneltti. Akademisyenlik tozu ile yukarda küçük çaplı araştırmamı da size sundum 🙂 Şimdi gelelim benim özetime.

Açıkçası ben de uyku methodlarına kafayı taktığım ve bebeğim uyusun başka ihsan istemem modunda bir anne adayı olduğum için; dönencenin uykuya vuracağı en ufak bir darbe beni korkuttu diyebilirim. Ayrıca projektörlü ve müzikli kocaman bir makinanın bebikonun yatağında durması tüm o sade ve sükunetli ortamı bozacakmış gibi geldi. Diğer yandan hiçbirinin tasarımını, renklerini sevmedim. Mesela bebekliğimden beri uyku ile ciddi mücadele veren biri olduğum için; beni ortamın renkleri, kalabalıklığı, sessizliği, ışığı aşırı etkiler. Yatağımın olduğu yerde sadece soft renkler olsun, mümkünse çok fazla obje, kıyafet dolabı vs olmasın isterim. Uyandığımda fresh bir yere, temiz bir görüntüye bakmak isterim.

Kendimden yola çıkarak, tasarım harikası mı değil mi değerlendirmek belki bana düşmez ama kesinlikle benim zevkime uymayan dönencelerden zaten soğumuştum. Sonra instagramda soft renklerde, yalnızca klasik müzik çalan keçe tasarımlarla yapılan el emeği dönenceler gördüm. Sayfayı merak edenler buraya yorum yazarak benden öğrenebilir. (Dönence kullanmayı isteyenler için bence çok güzel bir seçenek) Fakat ben bu seçenekten de şimdilik vazgeçtim.

Daha çok farklı alanlarda kullanılan müzikli oyuncak fikrine yakınım. Belki bebek arabasında veya alt açarken olabilir. Ona henüz emin değilim. Diğer yandan uykuya dalarken white noise fikri benim için hala geçerli. Deneyeceğim. Fakat bunu uzaktan yönetebildiğim mini bir hoparlör ile yapmaya karar verdim. Artık telefonlarda bir sürü uygulama ve youtube’da bir sürü şarkı var. (Bkz: Buziki Orhan) 

Dönence fikrini seven, ama yine mekanik olmasın, el işi göz nuru olsun diyenler Etsy sayfalarına bakabilir. Çok güzel modeller var. Tabii bunlar bana biraz oda dekorasyonu gibi de geliyor. Ama neyse.

Sonuç : Dönence şimdilik yok. Bebek Alışveriş Listesi’nden çıkarıldı. Üstünü çizebilirim.