Bebekli Hayatımın En İyi Seçimi : Doona

Processed with VSCO with hb1 preset

Ben bu tavsiye yazısını yazacağımı daha Doona’yı almadan biliyordum; biraz iddialı olacak ama gerçekten bayılmıştım bu ufak tefek, pratik ve dünya tatlısı bebek arabasına. Evet, adı Doona. Simple Parenting adlı bir firmanın. Adı üstünde basit ebeveynlik. Kallavi büyüklükteki bebek arabalarını, oto koltuklarını, ana kucaklarını, pusetlerini tak çıkar derken kafası atan bir baba tarafından tasarlanmış. Türkiye’de mağazalarda teşhiri hamilelik dönemimde ve en son yoktu. İnternetten videolarını izleyerek sipariş verdik. Türkiye’de satışı var. Medizane firması getirtiyor. Hiç görmeden aldığım bu bebek arabası, çocuklu hayatımın başlangıcında kesinlikle oyun değiştirici oldu. Her görenin önce anlamakta zorluk çektiği, sonra bayıldığı bir araba. Özellikle uçak yolculuğu ve metropol şehir hayatı için ideal. Yurtdışında ise oradan oraya hızlı hareket ederken gerçekten inanılmaz işime yaradı.

Artılarını eksilerini ve neden tavsiye ettiğimi detaylıca yazmak istedim, umarım işinize yarar.

Artıları : 

  • En en en büyük artısı, otomatik olarak katlanıp açılabilen ayaklarının olması. 
  • İki saniye önce oto koltuğu iken, birden bebek arabasına dönüşebilmesi.
  • Yenidoğan eklentisi ile ilk günden itibaren kullanılabilmesi.
    Biz Dafi’yi hastane çıkışında kolaylıkla oturtmuştuk.
  • Baş destekleyici eklentisi ile güvenli yolculuk imkanı, baş sarsıntılarını engellemesi.
  • Farklı ve güzel renk seçenekleri.
    Biz gri rengini kullanıyoruz ve çok beğeniyoruz.
  • Yanınızda başka birisine ihtiyaç duymadan arabayı taşıyabiliyor oluşunuz.
    Genellikle anneler şasesi, puseti derken harap  oluyor ve babaya mutlaka ihtiyaç duyuyor. Doona’nın en büyük işlevi anneyi tek başına bebeği ve arabası ile özgür kılması.
  • Tek elle inanılmaz rahat kullanılması.
    1 hafta boyunca Amsterdam’da bir elimde Doona’da oturan Dafi, bir elimde Google Maps açık telefonumla gezdim. Her yer vızır vızır bisiklet ve hızlı manevralar yapmanız gerekiyor. Toprak, arnavut kaldırım, eğim, ve aklınıza gelebilecek bilimum her yerde çok rahat kullandım. Çünkü gerçekten çok hafif.
  • Az yer kaplaması.
    Özellikle Türkiye’de geniş alanlarda, geniş arabalarda yaşamlarımızı sürdürme alışkanlığımız var, kabul. Peki ya arabanızın bagajı yeterli değilse? Evinizde kallavi bir bebek arabasını bulundurabileceğiniz yeriniz yoksa? İkinci bahsettiğim konu kesinlikle yurtdışında büyük olay. Bizim için Doona büyük kurtarıcı oldu çünkü Amsterdam’da genellikle evler o kadar dar yapılı ki, bebek arabanızı apartmanda ayrı bir yere koymanız veya girişlerde bırakmanız gerekiyor. Doona ise çok rahat her yere sığabiliyor. Baston gibi dikilmiyor. Arabanızın bagajı küçükse endişelenmenize gerek yok çünkü bagaja koyacağınız hiçbir şey yok. Ayaklarını katlayıp arabaya yerleştirecek ve sonra çıkarıp tekrar katlanan ayaklarını açacaksınız. Hepsi bu!
  • Bebeğinizi uyandırmadan hareket edebilmeniz. 
    Evet, içinden alıp ona koy buna koy derken bebeğinizi uyandırmadan hareket edebiliyorsunuz.
  • Oto koltuğu ergonomisinden çok farklı.
    Ne yazık ki Türkiye’de bu bebek arabasına tamamen oto koltuğu muamelesi yapılıyor ve bebek orada duramaz denilerek tüketici bu seçenekten uzaklaştırılıyor. Bizzat yaşadım. Zaten kafası çoktan karışmış ebeveynde çaresizce bu fikri kabulleniyor. Oysa unutulan şu ki; siz hangi bebek arabasını alırsanız alın – düz yatan pusetler hariç – özellikle travel system denilen kapsamlı bebek arabalarında ilk 6 ay hem oto koltuğu hem ana kucağı olarak lanse edilen koltuğu bağlayıp kullanıyorsunuz. Ki inanın onların ergonomisi hiç de iyi olmuyor, bebek içinde durmuyor, başını rahat tutamıyor, her şey hızla kabusa dönüşebiliyor. Bu nedenle Doona bir oto koltuğundan çok daha farklı. Çok daha geniş.
  • Uçağa binebilen bir araba. 
    Evet uçağa puset alınabiliyor, bunu sağlayan bazı havayolları ve uçuş seferleri mevcut. Fakat Doona aslında uçağa alınabilen ilk bebek arabası oluyor. Yine buna alışkın olmayan çok havayolu çalışanı görecek, elinizde boy boy belge, yazışma ve fotoğraflarla “Binebiliyor kardeşim” diye gezecek, fakat kazanan siz olacaksınız. Korkmayın.
  • 1 yaşına kadar kullanılabiliyor.
    Buna da Türkiye’de karşı çıkıyorlar, yok efendim kullanılamaz diye. İnternette boy boy videoları var, arabanın kendisi  de bu iddiada zaten. Bence en az 9-10 ay kullanılabilecek bir araba.
  • Bütçe dostu.
    İşte en tartışmalı alan. Bu araba çok pahalı diyenler duydum. Türkiye’de satış fiyatı en son 1.900 tl idi. Şimdi siz bunu sadece bir oto koltuğu olarak düşünürseniz evet pahalı. Fakat neredeyse ilk 1 sene başka hiçbir şey düşünmeden her işinizi halledecek bir bebek arabası olarak düşünürseniz bence çok ucuz. İlerleyen zamanlarda da bebeğinizin ihtiyaçlarını, kendi ihtiyaçlarınızı, yaşadığınız yeri, sahip olduğunuz imkanları düşünerek baston modellere geçebilirsiniz. Daha doğmadan 5 senelik yatırım gerçekten bana saçma geliyor.
  • Kendine ait aparatları var.
    Örneğin; yağmurluk/rüzgarlık, arabanızı kirletmemesi için özel kılıf, önüne arkasına takabileceğiniz kendi çantaları gibi. Böylece istediğiniz donanıma sahip hale getirebiliyorsunuz. Evet, bir kahve koyacak bölümü ya da altında allah ne verdiyse atabileceğiniz bir sepeti yok. Ama bu bana göre de değil, çünkü metroya tramvaya binerken özellikle tek başına o sepetten fırlayan eşyalarla uğraşarak sinir krizine giremem.
  • Aile içi ilişkileri güçlendirici.
    Bu da ne alaka diyebilirsiniz, ama böyle bir araba aldığınızda eşiniz size her gün teşekkür edecek, taşıdığında ağırlığına ve komplikeliğine içten içe sayıp sövmeyecek, aranızda yanlış taktın, tutmadın, unuttun tartışmaları çıkmayacak, sevginiz çığ gibi büyüyecek, ahaha. Fakat şaka maka bence baya önemli bir madde. Not edin.

Eksileri : 

  • Yağmurluk/Rüzgarlık Aparatı
    Biraz daha esnek kullanıma sahip olabilirmiş. O takılıyken tente de kapalı olduğu için Dafi’yi yerleştirmek biraz zor oluyor. Ama rüzgarı, yağmuru ciddi anlamda koruyor; kalın bir malzeme.
  • Eliniz ile tuttuğunuz Yer
    Yumuşak bir malzeme kullanabilirlermiş. Uzun sürüşlerde elinizi acıtma riski var. Fakat bahsettiğim çok uzun sürüşlerde. Benim gibi bebek arabanız ile 6-7 km yürürseniz falan.
  • Keşke 1 yaştan sonra kullanılabilen bir modeli daha olsa.
  • Çantalarını ekstra almanız gerektiği için arabaya kıyasla biraz pahalı olması.

Biliyorum bu yazı reklam gibi oldu. Ama değil, gerçekten halka hizmet, yeni annelere müjdeli haber sadece. Çünkü bebek arabası denilen olay, hem fiyat skalası hem ürün skalası derken ebeveynleri çileden çıkaran, hangisi iyi, hangisi güzel diye çıldırtan bir konu. Fakat unutulan şu ki, bebek arabası seçimi tamamen kişinin yaşamı ile doğru orantılı olmalı.

Eğer siz zaten şehir dışında yaşıyorsanız, yaşadığınız yerde yollar genişse, tek başınıza araba kullanmıyorsanız, arabanızın bagajı yeterliyse; seyahat ederken indir bindir derdiniz yoksa veya zaten uçak seyahatiniz azsa; şehir içinde toplu taşıma kullanmıyorsanız, alan sizin için çok da önemli bir konu değilse; ağır kaldırabiliyor, heybetli arabaları kontrol edebiliyorsanız Doona sizin çok da büyük fark teşkil etmeyebilir.

Özetle; benim hayatımı kurtaran ve bebekli hayatımızın başlangıcında, devamında kesinlikle verdiğim en iyi karar, yaptığım en iyi tercih olan Doona‘yı deli gibi tavsiye ediyorum. Bazen “keep simple and stupid” felsefesi çok iyidir. Hem de çok çok iyidir.

 

Reklamlar

Daha Doğurmadan Çıldırtan : En Kapsamlı Hastane Çantası

Daha önceki yazılarda söylemiştim, listemi paylaşacağım diye. Ben bu kadar her blogta üstünde durulan bir liste görmedim. Anne adayını strese sokan, sanki 10 gün ıssız bir adaya tatile gidilecekmiş hissi ile hazırlanan bu listeler hamilelikte sizi resmen bir proje yöneticisi haline getirebilir. Tabii anlamadığım, bu ihtiyaçlar eskiden de var mıymış, gerçekten ihtiyaç mı yoksa zaman ilerledikçe kapitalizmin kölesi mi olduk?

Bir sürü blog araştırdım, eşe dosta sordum. Cevaplar ve listeler farklı. Kimisi listeye kafasına takacağı tacı eklerken, kimisi iki zıbın bir gecelikle hastane yolunu tutmuş. O nedenle bu listeler kişiye göre değişir; hatta doğum yapacağınız hastane imkanlarına göre ve doğum şeklinize göre (normal, sezaryen doğum) de değişecektir. Bunu göz önüne alın. Tek bir liste derdinize derman olamaz. O yüzden ben size sadece birçok fikri biraraya getirerek oluşturduğum hastane çantası listemi paylaşıyorum. Hepsinin altında detaylıca neden gerekli veya gereksiz bulduğumu; seçtiğim markaları ve satın alabileceğiniz linklerini de ekliyorum. Markaları yazmamın sebebi, herhangi bir övgü meselesi değil. Ben liste araştırırken en çok PEKİ HANGİSİ?? diye saçımı başımı yolmuştum. Tavsiye iyi geliyor. Hazır yeri gelmişken de ürünler hakkında konuşmuş oldum.

Siz de bu listelerden “aa güzel fikir benim de ihtiyacım olabilir” dediklerinizi çıkarıp alın. Tutup bana ne yapmışsın ya hastanede 2 gün kalınıyor bıdı bıdı bıdı demeyin. Bir de keyfe keder bulduklarımı ayrıca ekstralar olarak listeledim. Haydi bakalım başlayın tiklemeye!

Benim Hastane Çantam

Süper öneri : Biz Arda ile bu listeleri yapmak için Wunderlist adlı bir program kullanıyoruz. Telefonunuzda ve bilgisayarınızda çok kolay kullanabilirsiniz. İşleri hallettikçe de üstünü çizersiniz. Ayrıca biriniz eklediğinde ortak listeleriniz birbirinizde senkronize oluyor, iş takibi aşırı kolaylaşıyor. Market alışverişi gibi işler için de ideal.

Not : Liste sıralaması kafama göredir, önem sırası değildir.

Anne İçin : 

  • Rulo Kağıt Havlu
    Hastanede en çok kullanılan ürün. Eğer hastaneniz temin etmiyorsa (devlet hastaneleri etmiyor), mutlaka yanınızda olmalı.
  • Göğüs Kalkanı
    Çok önemli çok değerli bir ürün olduğunu her yerde vurguluyorlar. Özellikle ilk günlerde bebeğiniz ile yaşayacağınız tecrübesiz emzirme dönemlerinde göğüs ucu yaraları için birebir. Philips Avent Göğüs Kalkanı hem açık hem kapalı kullanılabildiği ve göğüs ucu kreminizi sürüp taktığınızda göğsünüzün hava almasını sağladığı için benim seçtiğim ürün oldu.
  • Parabensiz – Alkolsüz Islak Mendil
    Bunu kendiniz ve yanınızdakiler için alabilirsiniz. Bebeğinize aldığınız ile aynı ürünü de kullanabilirsiniz. Ama ben günlük kullanım için ayrı bir ürün seçtim. Migros gibi mağazalarda parabensiz ve alkolsüz ıslak mendiller bulabilirsiniz. Normal ıslak mendil almayın.
  • Pet bardak – tabak – çatal bıçak
    Hastane odanız için ikram ve organizasyon şirketi ile çalıştıysanız muhtemelen bu konuda onlar size yardımcı olacaktır. Ama eğer yurtdışında veya organizasyonsuz bir doğum yapacaksanız, bu gibi malzemelere ihtiyacınız olacak. (Wtf is doğum organizasyonu?)
  • Atıştırmalık Yiyecekler
    Hurma, ceviz, badem
    güzel atıştırmalıklar olabilir. Fakat anne adayı olarak unutmayın ki, doğumdan önce yemek yeme izniniz, kusma riskiniz nedeniyle aslında yok. Çok acıktığınızda size buz verebilirler. Aklınızda olsun. Atıştırmalık ihtiyacı belki sezaryenden ve normal doğumdan sonra olabilir. Çantanızda bulunmasında fayda var. Özellikle hastane yemeklerini sevmiyorsanız veya o aralıklarda kan şekeriniz düşerse.
  • Göğüs Ucu Kremi
    7.-8. ayda kullanmaya başlamanızı öneriyorlar. Genellikle lanolin içerikli çok yoğun bir krem oluyor. Lanolin içerikli tercih edecekseniz, %100 lanolin olmasına özen gösterin. Bu alanda en iyisi Lansinoh Göğüs Ucu Kremi. Sürdükten sonra silmeden bebeğinizi emzirebilirsiniz deniliyor. Kimileri dayanamayıp sildiğini söylüyor. Bu size kalmış. Bir de daha natural içerikler tercih ederek lanolin karşıtı olan grup için memnun kalınan krem de Earth Mama Natural Nip Butter. Benim bu kremden haberim yokken Lansinoh tercih ettim. Belki sonra Earth Mama‘ya geçebilirim.
  • Göğüs Pedi
    Göğüslerinizden emzirmediğiniz sürede de süt aktığı için, bu süt kuruyarak yara yapabildiği veya geceliğinizi, pijamanızı ıslattığı için yumuşak, çamaşırınıza yapışabilen göğüs pedleri öneriliyor. Ben Lansinoh Göğüs Ped‘ini aldım. Sebebi de her bir göğüs pedinin kutusundan tek tek ambalajlı çıkması. Böylece istediğim kadarını paketli bir şekilde taşıyabiliyorum. Hijyenik açıdan da daha iyi olduğunu düşünüyorum, kullanıcı yorumları da oldukça iyi.
  • Humana Still Tee
    Bu çayın metnini o kadar çok duydum ki almazsam deneyimli anneler tarafından ıssız bir sokakta kıstırılacağımdan korktum. Şaka bir yana, süt arttırmak için rezene çayının faydaları biliniyor. Aktarlarda da süt yapıcı çay diyerek rezene ve birkaç bitkinin daha karışımından oluşan çaylar bulabilirsiniz. Bu çayı tadı ve kolay yapımı, soğuk veya sıcak içilebilmesi için övüyorlar. Eğer erken doğum, sezaryen gibi sütünüzü arttırmak istediğiniz bir süreç geçirecekseniz tavsiye ediliyor.
  • Banyo ve Yüz Havlusu
    Hastanede duş alacaksanız, ve hastaneniz temin etmiyorsa mutlaka ihtiyacınız olacak.
  • Yastık Kılıfı ve Çarşaf 
    Artık devlet hastaneleri bile bu konuda özenli. Temiz ütülü yastık kılıfı, çarşaf sağlıyorlar. Ama siz yine de kendi zevkinize ve hijyeninize göre yanınıza almayı tercih edebilirsiniz.
  • Lohusa Çamaşırı
    Tek kullanımlık olanları tavsiye ediliyor. Yani kullan at. Böylece hastane sonrasında kirli çamaşır derdiniz de olmuyor. Ben Baby&Me marka görünce almıştım. Mothercare‘de de satılıyormuş ama en son sadece small bedeni vardı. Bir de Watsons‘dan kullan at large beden çamaşır aldım. (Ne kadar bol o kadar rahat) Seyahat ürünleri bölümünde bulabilirsiniz.
  • Yüksek Belli Külot
    Eğer kullan at tercih etmiyorsanız, doğumdan sonra özellikle sezaryen doğum yapacaksanız mutlaka yanınıza yüksek belli iç çamaşırı alın. Ameliyat yerini düşünmeniz gerek.
  • Deodorant – Diş Macunu – Diş Fırçası – Tarak – Saç Kurutma Makinası
    Deodorant konusunda sprey ve kokulu deodorantlar bebeğinizi rahatsız edebilir. Ama kişisel bakımınızdan vazgeçmek istemezsiniz. Ve emzirirken de bol bol terleyeceksiniz. ( Üzgünüm 😦 ) Bu yüzden ben kokusuz ve vegan (cruelty free-hayvanlar üzerinde test edilmemiş), sprey olmayan (stick), alkolsüz, parabensiz bir deodorant tercih ettim. Gratis, Watsons gibi yerlerden kolayca alabilirsiniz. Benimkini de şuradan alabilirsiniz. Diş macunu, diş fırçası, tarak da zaten temel ihtiyaçlarınız. Kış bebeği doğuracaksanız, hastanenizin otelcilik hizmetleri iyi değilse o saç kurutma makinasını çok arayacaksınız.
  • Sıvı El Sabunu
    Hastanenizde olabilir. Hatta dezenfektan da hastanede bulunacaktır muhtemelen. Ama devlet hastanelerinde sabun olmuyor. Kendi söküğünüzü kendiniz dikiyorsunuz. Bir de ellerinizi sürekli yıkayıp dezenfekte edeceğinizi göz önüne alın. Yumuşatan, çok yoğun kokusu olmayan bir el sabunu tercih edebilirsiniz. Zeytinyağlılar olabilir. Ben Le Petit Marseillais aldım.
  • Yüz Temizleme Medili
    Doğumda makyaj yapmayacaksınız tabii ama yüzünüzü bol bol yattığınız yerde temizlemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, fotoğraf çekimi vs. olacaksa da makyaj temizlemeye ihtiyacınız olacak. Bir paket temizleme mendilini atın çantaya. Arada ferahlatır.
  • Dudak Kremi
    Daha hamilelikte kuruyan dudaklarınızı farkettiniz mi? Doğum esnasında ve sonrasında da çok ciddi dudak kuruluğu problemi olduğu ve buna ihtiyaç duyacağınız gerçek. Ben Blistex Daily Lip Conditioner kullanıyorum ve çok memnunum.
  • Makyaj Çantası
    Kendinizi iyi hissetmek, fotoğraf çekimi vb. durumlar için minik bir çantayı yanınızda bulundurmanız iyi olabilir. Ama bence doğuma takma kirpikle girmeyin, yapmayın bunu. Doğal doğum doğal doğum diye kendinizi yırtıp sonra da fotoğraflarda iyi çıkayım kaygısı ile yüzünüzde highlighter, kirpikleriniz 5 metre doğumda arzı endam etmeyin. Ne gerek var. Doğal olun.
  • Duş Jeli – Şampuan – Aseton- Pamuk
    Kendi şampuanınız ve duş jelinizi almayı unutmayın. Bebeğiniz teninize temas edeceği için doğal içerikli ürünler tercih edebilirsiniz. Hastanede ojesiz olmanız sağlığınız için tercih sebebidir. Morarma vb. durumlar için tırnaklarınızın görünür olması gerekir. Bu nedenle el ve ayaklarınızda oje olması durumunda aseton ve pamuğa ihtiyacınız olacak.
  • Kalın Çorap
    Özellikle sezaryen sonrası ayakların çok üşüdüğünü söylüyorlar. Yaz kış farketmiyormuş. Aklınızda olsun. Birkaç çift iyi olacaktır.
  • Emzirme Sütyeni
    Önce nerede bulunur bu meret dediğiniz sonra çok basic bir ürün olduğunu gördüğünüz meşhur sütyenler. Bebiş geldikten sonraki uzun aylar boyunca bu sütyenle haşır neşir olacaksınız. Bu nedenle rahat, penye bir modeli tercih etmeye çalışın. Çok ince olanlar iç gösteriyor dikkat. H&M, Mothercare, Defacto, LCW, Marks and Spencer gibi mağazalarda kolayca bulunuyor. Ayrıca Joker ve E-Bebek‘te de satılıyor. İnternet üzerinden de birçok seçenek bulabilirsiniz. Göğüsleriniz doğumdan sonra süt dolunca daha büyüyecek, bu alışverişi son aylarda yapın, ve büyüyen kap numaranıza gözlerinizi belerterek bakın.
  • Emzirme Özelliği Olan Gecelik – Pijama / Sabahlık – Terlik
    Bu konu beni hasta etti diyebilirim. Emzirme özelliği olan gecelik demek, lohusa geceliği demek. Ve bu arayışla alışverişe çıktığınızda, karşınıza gelenler gelinlikten hallice, aşırı süslü, taşlı, dantelli modeller. Aman allahım yani, o takımları giymem mümkün değildi. Kendimi şimdiden yaşlanmış, mahallenin gün yapan annesi olmuş, eltisini görümcesini çekiştiren kolu altın dolu gelini olarak dünyaya baştan gelmiş gibi hissetmiştim. Çok aradım taradım. Hem sade hem basit hem emzirme özellikli gecelik ve pijama takımlarımı daha önce hiç alışveriş yapmadığım Defacto‘dan aldım. Pijama için; hamile pijaması ve emzirme özellikli olması gerekiyor. Yani, altı geniş olmalı hamile karnına uygun şekilde. Lastikli vs olmamalı. Canınızı acıtmamalı. Başka türlü pijama doğumdan sonra uygun değil. Ayrıca önden düğmeli gecelik konusunda Oysho ve Marks and Spencer en iyisi. Bazen English Home‘da da seçenekler oluyor. Beni gecelik konusunda yurtdışından aldığım birkaç önden düğmeli gecelik kurtardı diyebilirim. Sabahlık da hastane içinde yürüyüş yapmanız gerekirse iyi oluyormuş. Bunun yerine rahat ettiğiniz bir üst, hırka, şal da tercih edebilirsiniz bence.
  • Kalın Hasta Pedleri
    Doğumdan sonra ciddi kanamalar olabiliyor. Bunun için hastaneniz de size verebilir, siz de yanınızda götürmek isteyebilirsiniz. Ben şundan aldım. Ama dert etmeyin, hastane içindeki bir medikal marketten de bulursunuz.
  • Süt Sağma Pompası
    Bu konu hakkında ayrıca bir yazı hazırlayacağım. Ben Lansinoh Tekli Elektrikli Süt Sağma Pompası aldım. Ama aklım Medela‘da kaldı. Görüş ve değerlendirmeyi sonra yapacağım. Sezaryen doğumlarda bu pompaya çok ihtiyacınız oluyormuş. Hastaneler bazen sağlıyor ama kendi makinanızı götürmeniz de iyi olabilir.
  • Lens Kutusu ve Solüsyonu – Gözlük
    Eğer benim gibi gözleriniz bozuksa, mutlaka yanınıza almayı unutmayın. Hatta lens kullanıyorsanız yedek lens almayı da ihmal etmeyin. Bebeği görmeye gidip, kör dönmeyin.
  • Eve Dönüş İçin Temiz Kıyafetler
    Hastaneye giderken giydikleriniz haşat olabilir. Eve de pijamayla dönmek istemeyebilirsiniz. Ama heyecanla yanınıza hamilelikten önce giydiğiniz kotlarınızı falan koymayın. Bu saflık olur. Yine temiz hamile taytı vb. kıyafetlerinizi atın çantaya.
  • El Temizleme – Antibakteriyel Jel
    Hastanede mevcut olabilir. Daha çok bebeğinize dokunmak isteyecek olan aceleci misafirlere sunmak için gerek.
  • Toka/Taç/Bant
    Saçlarınızı fenalık geçirip toplamak isteyeceğinize eminim.

Ekstralar :

  • Pilates topu
    Artık her hastanede mevcutmuş. Ben devlet hastanelerinde olduğunu sanmıyorum. Normal doğum için rahatlatıcı ve kolaylaştırıcı etkisi varmış. Benim ihtiyacım olmayacak.
  • Lavanta yağı
    Yine normal doğum öncesinde ferahlatan, stres azaltan bir etkisi varmış lavanta yağının. Ben hamileyken daraldığım zamanlarda antidepresan etkisi nedeni ile bileklerime sürdüm. Sezaryen bile olsanız tavsiye ederim.
  • Sıcak su torbası
    Belinizi ve ağrılarınızı rahatlamak için iyi olabilir.
  • Tenis topu 
    Sırta masaj yapılıyormuş, ben şok.
  • Yüz havlusu
    Doğum sancısı çekerken soğuk kompres için faydalı olabilir-miş.
  • Müzik seti – mini hoparlör – cd vb.
    Ne kadar uygulanabilir bilmiyorum ama sevdiğiniz bir yoga müziği normal doğum öncesinde sizi rahatlatır deniliyor. Devlet hastanelerinde böyle müzikler vs. gerçekten gülünç karşılanabilir.
  • Mum – Tütsü gibi rahatlatıcılar
    Bu konu da yine sizin güzel ihtiyaçlarınıza bırakılması gereken bir mesele. Normal doğum öncesi, odanın kokusu ile ilgili tercihiniz varsa düşünebilirsiniz.
  • Emzirme Yastığı 
    Evde kullanmak için çok gerekli bir ürün ama hastaneye yanınızda taşımak ne kadar gerekli bilemedim. Ben almıyorum. Almayı tercih edenler var.

Bebek İçin :

  • Eldiven
    Bu maddenin birçokları tarafından atlandığını duydum. Sonra ellerine çorap giydirmek zorunda kalanlar olmuş. Bazıları da ben eldivene karşıyım, dünyayı elleri ile keşfediyor diyor. Bana sorarsanız ilk zamanlar için, özellikle tırnaklarını kesemediğiniz ilk bir iki hafta için belki ilk günler için gerekecektir. Sonra salarsınız minik elleri dünyaya. 2-3 çift kaybolma riskine karşı alın yanınıza.
  • Battaniye 
    Bebeğiniz yaz bebeği de olsa, kış bebeği de olsa battaniye şart. Kış bebeği ise, polar battaniyeler, bir yanı pamuk kumaş bir yanı polar olanlar; yaz bebeği ise %100 pamuk ince battaniyeler özellikle yenidoğanlar için hastane çıkışında gerekecektir. 2 adet yeter diye düşünüyorum.
  • Önlük
    Bu önlük kocaman mama önlüğü veya BLW (bilmiyorsanız şimdilik boşverin) önlüğü değil tabii ki. Minik, sade, kusmalara önlem olacak şekilde önlükler tercih edebilirsiniz. Belki mama ihtiyacı da olabilir, o zaman da gerekecektir. Ben 5 adet koydum.
  • Zıbın
    Bu zıbın nedir neye benzer, bodyden farkı nedir anlamam uzun sürdü. Açıkçası ben çok beğenmedim görünce. Ama kruvaze geldiği için öneren çok anne var. Siz yine de 1-2 tane alın yanınıza, belki çok elzemdir.
  • Ağız Mendili
    Bakın bu elzem. Yani gerekli. Yani habire elinizde olacak. Bık bık geri tükürdüğü sütleri, salyaları bir güzel temizleyeceksiniz. Doldurun 10’lu paketleri. Bir de mermerşahi diye bir çeşidi var. Hayatınızda ilk kez duyabilirsiniz, bende öyle olmuştu. Hem pamuk hem mermerşahi aldım ben. Hangisini seveceğimi bilmiyorum. Mermerşahi daha ince. Şuradan kolayca alabilirsiniz.
  • Kendinden Eldivenli – Ayaklı Tulum
    Bu hastane çantasında bebek bölümünün süper starı. Özellikle önden fermuarlı versiyonunu bulursanız (Carter’s da oluyor) sakın kaçırmayın. Kendinden eldiveni, çorabı her şeyi bir bütün. İçine body giydirip üstüne bu tulumu çektiğiniz anda her şey tamam. Bebek de rahat siz de rahatsınız. Hastanede kaç gün kalacağınızı bilemiyorum ama 5-6 tane alsanız iyi olur.
  • Body
    Bu da aslında bebişinizin atleti, fanilası, içine giydiği basic tshirtü, ne derseniz osu. Mantık bu yani. Yaz bebeklerinde direkt bununla ortalarda bacaklar fora takılabiliyor. Kış bebeklerinde ise tulumların, alt üst vb. takımların içine giyiyor. 5-6 tane alın gitsin.
  • Çorap
    Nasılsa ayağında durmaz demeyin, şansınızı deneyin. H&M kış bebekleri için çok güzel kalın çoraplar üretiyor. Tavsiye ederim.
  • Şapka
    Bu da tabii bir Belgin Doruk şapkası değil, bildiğiniz ibiş şapkası. Minicik, yılbaşı cinine aitmiş gibi duran bir şapka. Bebeklerde şıklık, kokoşluk değil tatlılık, sevimlilik ön planda olmalı bana göre. O yüzden aşırı tatlılar. Ve en önemlisi, yenidoğan bebişler en çok başlarından üşüyor. Bu nedenle şapkayı ihmal etmeyin. Bırakın dünyaya yeni gözlerini açmış bıdığın kafasında taçlar, lastikler, çiçekler olmayıversin. Hastane çantama 3 adet koydum ben.
  • Müslin Bezi
    Gelelim akıllara durgunluk veren marketing ürünü “müslin bez”lere. Annelerimiz anneannelerimiz zamanında tülbentin yaptığı görevi üstlenen müslin bezler yalnızca Türkiye’de değil, İngiltere, Amerika falan nereyi görsem ün yapmış. Hatta bu işi desenlerle, bambu içeriklerle bezeyenler (bambu hakikaten aşırı yumuşak) deli fiyatlara yarım metre müslin bez satıyorlar. Önce anlamakta baya zorlandım, sonra her işi yaradığını öğrendim. Bunun için de ayrı bir yazı yazılır gibime geliyor. Ağız silmek, omuz bezi yapmak, bebeği sarmak, üstüne sermek, güneşi önlemek vs. aklıma ilk gelenler. Ben yanıma orta boylardan 3 adet aldım. Nereden beğenirseniz oradan alabilirseniz, her yerde her modelde satılıyor.
  • Alt – Üst Takımlar
    Bunu da sevmeyenler, önermeyenler, zor bulanlar var. Özellikle hastanede. Ben yine de neyin gerekip neyin gerekmeyeceğini yaşayarak göreceğim diyerek aldım 2 takım. 
  • Polar Tulum
    Kış bebekleri için, özellikle hastaneden çıkarken faydalı olacaktır. Önden fermuarlı polar tulumlar bir nevi kazak gibi. H&M tatlı modeller üretiyor. Ben birçok ürününü sevip aldığım Little White Company‘den almıştım.
  • Araba Koltuğu – Puset
    Bunun da detayı başka bir yazının konusu. Neyi tercih ederseniz edin, bebişiniz için aldığınız araba koltuğunuz yanınızda olmalı. Ve arabanıza nasıl bağlandığını bebiş doğmadan öğrenmiş olmalısınız. Biz Doona tercih ettik. Bunun da nedenini niçinini başka bir yazıda anlatacağım.
  • Yastık Kılıfı – Çarşaf 
    Bebişkonuz için adını işlettiğiniz yastık kılıfları, özel çarşaflar vb. ürünleriniz varsa unutmayın. Benim yok. O yüzden böyle bir maddem de yok.
  • Yenidoğan Islak Mendil
    Bu da en elzem, gerekli, stok stok alacağınız ürünlerden. Unibaby Yenidoğan öneren çok. Ama aynı kalitede olduğunu düşündüğüm ve kapağı bana daha sağlam görünen Baby&Me Yenidoğan Islak Mendil aldım ben. Normal ıslak mendil veya bebek mendili değil, dikkatinizi çekiyorum YENİDOĞAN ISLAK MENDİL. Saf su ve pamuk içermeli yalnızca. Aman dikkat.
  • Pişik Önleyici Krem
    Bu kremler hayatınızı rezil de eder, vezir de. Bir kere unutursanız, kullanmazsanız, bebişin poposuna iyi bakmazsanız ve bebiş pişik olursa sizi zor günler bekler. O yüzden bu işin sırrı herkesin doğru sandığı yanlışı düzeltmek : yani bebiş pişik olduktan sonra değil henüz olmamışken bariyer krem ile bölgeyi korumak. Ben bunun için iki krem tercih ettim. Birincisi doğal içerikli Bübchen Pişik Bariyer Kremi. Bunu her bez değişiminden sonra temizlenen bölgeye koruma amaçlı sürüp bezini kapatıyoruz. Diğeri de çinko içerikli acil durumlar için Desitin (Mor kutu). Diyelim ki her şeye rağmen bebiş pişik oldu, o zaman Desitin‘e sarılıyoruz.
  • Bebek Bezi
    Yemin ederim bu konu aileleri birbirine kırdırır, kan davalarına yol açar. Hatta o kadar tartışmalı ki, Bezegen diye bir aplikasyon bile yapmışlar. Telefonunuza yüklüyorsunuz, hangi bebek bezi daha iyi, son yorumları, fiyat performans falan takip ediyorsunuz. Herkes başka bir markanın müdavimi. Ben ilk etapta gidip Prima Premium Care Yenidoğan aldım. Sonra bu uygulamada son üretimine sövüp duran anne babaları görünce tavsiye üzerine bir de Huggies Yenidoğan aldım. Kapıştırıcam bakalım hangisi kazanacak? Hastaneye giderken de, eğer hastaneniz temiz etmiyorsa (ki hangi modeli ediyor bakalım?) yığın çantaya bezleri.
  • Alt Açma Bezi – Bebek Bakım Örtüsü
    Alt açarken oraya buraya saçma riskine karşı, pofuduk ve kullan at alt açma bezleri benim çok hoşuma gitti. Şunlardan aldım. Çantaya da 10 tane falan koydum.
  • Omuz Bezi
    Bu da bebişi omzunuza alırken, veya bir başkası aldığında hemen temiz temiz çıkarıp “şunu da koyalım mı, kusuyor da..” kibarlığında kullanacağınız örtü. Hem bebişi hijyenik olmayan kıyafetlere temastan kurtarıyorsunuz, hem de kucağa alanı batıp çıkmaktan. Benim aldığım bu modeller ayrıca önlük de oluyormuş.
  • Bebek Pamuğu
    Hastanede bulabileceğinizi düşünüyorum. Genellikle hemşireler pamuk yerine punch denilen bezlerden kullanıyorlar. Siz de bebeğinizin bakımı için sadece dağılmayan, bebeğinizin cildini tahriş etmeyen pamuk ve su kullanmak isterseniz, bu bebek temizleme pamuklarından alabilirsiniz.
  • Temizleme Solüsyonu
    İlk zamanlar göbek kordonu düşmeden bebişi yıkamanız doğru olmadığı için, (bazıları yıkarım diyor),  çok önerilen Mustela Physiobebe Temizleme Suyu gündemde. Bebişi durulamanız da gerekmiyor. Ben hastane çantama da koydum.
  • Patik
    Patik gerekli mi emin değilim. Belki hastane çıkışında 1 çift giyebilir.
  • Emzik – Emzik Kutusu – Silikon Mama Kaşığı – Biberon
    Emzik konusunda da anneler, uzmanlar birbirine girmiş durumda. Bazıları bebeğime asla emzik vermem derken, kimileri de en iyi buluş diyor. Sakinleştirici bir etki nihayetinde. Ama bebişler öyle her emziği de beğenmiyor.Emzirmeyi düşünüyorsanız 6-8 haftadan önce kullanmayın da deniliyor. Siz yine de ne olur olmaz diye çantaya 1 tane atmak isteyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. En garanti emzikler de Nuk Kauçuk diyor anneler. Deneyeceğim.  Biberon için de aynı tartışmalar var. Bebeğinize sağarak süt vermeniz gerekse bile asla biberonla vermeyin deniliyor. Memeden soğur kaygısı ile bunun için silikon kaşık öneriliyor. Yine size kalmış. Ben süt sağma makinam ile uyumlu Lansinoh bir biberon ekledim çantaya.Yanınızda Kalacak Kişi / Baba İçin : 
    Bu konuda neden karnı burnunda anne sorumlu tutuluyor anlamış değilim. Bir de babanın pijamalarını düşün deniliyor resmen. Ben bir ara kendimi kaptırıp, yukarıda bahsettiğim Wunderlist programına Arda’nın eşyalarını yazınca; Arda bunlar ne Müge ben kendi valizimi hazırlarım demişti. Gerçekten de burada yetişkin kişi kendi kişisel bakımı için gerekli malzemeleri hazırlayabilir sanırım. Bunu siz düşünmeyin.Yanınızda kalacak kişiden / babadan isteyebileceğiniz bazı görevler;
  • Fotoğraf Makinası – Şarjı : Ek hafıza almayı unutmayın
  • Telefonlar – Şarjlar
  • Laptop  : gerek duyuyorsanız
  • Hoparlör : Müzik vs isterseniz, mini ve bluetooth ile çalışanları tercih edebilirsiniz.
  • Bebek Oto Koltuğu / Kurulumu : Arabanıza nasıl bağlandığı, ekstra bir aparata ihtiyaç duyulup duyulmadığı konularında yardım isteyin

BONUS : 

  • Bozuk Para : Hastanedeki kahve, çay vb otomatlarında aşırı ihtiyaç oluyor.
  • Yelpaze – Pervaneli Su Fışkırtma : Yazın doğum yapacaksanız yelpazenin çok büyük kurtarıcı olduğunu söylüyor anneler.
  • Bebek Hatıra Defteri : Organizasyon firması ile çalışıyorsanız zaten bu düşünülmüştür, ama siz de bir defter ayarlayabilirsiniz.
  • Günün Gazetesi : Bu tam benlik, tam bir anı. Seneler sonra o gün neler olmuş hatırlamak çok keyifli olacak.
  • Göbek Kordon Bankası Kiti : Eğer göbek kordon kanı saklayacaksanız, bunun için bir şirketle anlaştıysanız, size o gün için bir kit verecekler ve bu kiti yanınıza almanız gerekecek. Unutmayın.
  • White Noise / Beyaz Gürültü Oyuncakları Vb. : Örneğin Sleep Sheep gibi, beyaz gürültü sağlayıcıları veya beyaz gürültü aplikasyonları ilk günden kullanmak istiyorsanız, yanınızdan ayırmayın. Beyaz Gürültü de ne? derseniz, onu başka bir yazıda detaylıca anlatırım ama kısaca anne karnındaki ses.

Hamileyken İzleyebileceğiniz 20 Film

Bu listeyi birkaç ay önce biz de eşimle araştırmıştık fakat karşımıza çok iyi öneriler çıkmadı. Zaten genel olarak “hadi bebişli film izleyelim” veya “hamile kadınlar hakkında bir film olsun da karşısına geçip empati hönküreyim” dediğiniz noktada maalesef çok başarılı filmler yok. Ya da ben daha öylesine denk gelmedim. Sadece biraz “aaa bana benziyor, bize benziyor”  diyebiliyorsunuz, hepsi bu. Şimdi ben bu listeyi aslında daha önce tavsiye ettiğim uygulamalarda bahsettiğim Bump uygulamasından arakladım. Türkçe meali ve kendi yorumlarım ile arama motorunda hunharca bu listelerden kovalayanlara sundum. Bu da bi hizmet sonuçta.

  1. Babies

    Bu bir film değil, bir belgesel. Dünyanın farklı köşelerinden bebeklerin ilk yılını konu alıyor. Ve nerede, nasıl, hangi kültürde olursa olsun bebeklerin sadece bebek olduğunu anlatıyor.
  2. Juno
    Bu filmi seneler önce bebekle, hamilelikle hiç işim olmayacak bir yaştayken izlemiştim. Hamile olmasanız da izleyebileceğiniz tatlılıkta bir indie filmdir kendileri. Hamilelik ile ilgili de çok özdeşleşebilir misiniz bilmiyorum çünkü 16 yaşında bir genç kızın hamile kalması ve Amerika’daki genç kızların evlat edindirmek üzere verdiği bebeklere gönderme yapan bir film. Fakat çok tatlı.
  3. Knocked UpBu filmi izlediğimde Amerika’da staj yapan küçük bir kızdım. Aşırı gülüp eğlenmiştim. Komik bir film. Hamile değilseniz bile izlenir özellikle eşiniz ile baymadan izleyebileceğiniz bir film arıyorsanız öneriyorum. Adı üstünde; konusu plansız hamilelikler.
  4. Baby Mama
    Tina Fey sevenler bir adım öne çıksın. Tabii ki yine bir girl power filmi. Eğlenceli, dayanışmalı.
  5. Away We Go
    Baştan söylüyorum; biraz yavaş bir film. Yukardaki çıtır komiklere benzemiyor. Ağırlığı da bolca var filmin. Bağımsız film ve yol filmi sevenler için keyifli. Biraz düşündürücü. Hamilelikte yaşananlarla ilgili güzel empatik sahneler var.
  6. Business of Being Born

    Bu da bir belgesel film. Bahsedildiğine göre biraz doğal doğum/normal doğum nasıl adlandırırsanız onun tarafını tutarak çekilmiş bir belgesel. Özellikle hiçbir medikal destek almadan yapılmadan doğumlardan bahsediyor. Bedenin mucizevi yeteneklerine yakından bakıyor. Eğer medikal desteksiz (ilaç vb.) doğum yöntemlerine ilgiliyseniz hoşunuza gidebilir.
  7. Baby Boom
    Bebek veya hamilelik konulu filmler ararken, 80’li yıllarda ciddi bir bebekli film patlaması olduğunu görebilirsiniz. Neden bilmiyorum ama bizim çocukluğumuzda da televizyonda dönen bebekli, bebek bakıcılı, evde tek başına kalan çocuklu, konuşan bebekli gibi sınırsız film vardı. Bu da onlardan biri. Diane Keaton gençliğinden bir kuple ile o günlere dönmek isterseniz güzel seçenek. Ayrıca profesyonel hayattaki anneler veya tek başına çocuğunu büyüten anneler için de keyifli bir film.
  8. Neigbours
    Yine komik bir film. Sanırım işin içinde bebek varsa mizah bu duruma çok yakışıyor. Yeni bebek sahibi olan bir çiftin bir yandan sosyal ve hızlı hayata ayak uydurma bir yandan da bebekli hayatı yürütme çabasını konu alıyor.
  9. Nine Months

    Benim gibi 90’lı yılların Hugh Grant’ı hayranıysanız (artık değilim), veya o dönem heyecanı taşıyan filmleri seviyorsanız çok tatlı bir film. Klişeleri var evet. Kıyafetler dönemden. Tam popcornunuzu alıp keyifli bir pazar günü izlenecek film.
  10. First Comes Love

    Daha gerçekçi hissettiren bir hamilelik filmi arıyorsanız doğru adres. Otobiyografik bir hamile belgeseli. 41 yaşında hamile kalan bir kadın ana kahraman. Modern annelik yöntemlerini gerçekçi bir şekilde belgeselleştirmiş.
  11. Waitress

    Kalpleri ısıtan, bir o kadar da yine yalnız anneliğe göndermelerle bezeli bir Amerikan klasiği.
  12. Look Who’s Talking

    Bu filmi 90’larda televizyon başında olanlar şüphesiz hatırlar. Çok keyifli bir filmdi o zamanlar. Hem de dublajlı dublajlı izlerdik. Bir bebeğin konuşma fikri oldukça komikti. O yıllara dönmek isterseniz güzel bir nostalji.
  13. Life As We Know It

    Daha dün akşam izleyerek keyifli olduğunu söyleyebileceğim bir film. Fakat süper komik bir film bekliyorsanız yanlış seçim olur, draması da az değil. Romantizmi de mevcut. Arada ağlamaya da hazır olun.
  14. 40 Weeks

    Hepimizin cep telefonunda ya 40 haftalık hamilelik sürecini takip eden bir uygulama yüklü ya da bu uygulamaları biliyoruz. İşte bu film de uygulamaların biraz daha ötesine geçerek bize 40 haftalık serüveni belgeselleştiriyor. Hamile kadınların bu süreçte yaşadıkları duygusal ve fiziksel değişimlerini farklı röportajlarla ele alıyor. Gerçekçi bir empati için birebir.
  15. Bridget Jone’s Baby

    Bridget kitaplarını okumayan, filmlerini izlemeyen kaldı mı? Kendi adıma pek severim. Bebekli bir filmi geldiğini duyduğumda da kaderim bir bu kadınla diye dalga geçmiştim. İtiraf edeyim Hugh Grant’lı Bridget Jones filmlerini arattı bu film. Ama yine de geçmiş günlerin hatrına yalnız takıldığınız bir akşam izlenilesi.
  16. What to Expect When You’re Expecting

    Bir Amerikan klasiği olan “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabının isminden esinlerek hayata geçirilmiş film. Hata Jenifer Lopez’in elindeki kitap da meşhur o kitap. Oyuncular ünlü, IMDB puanı düşük, ama sonuçta hamilelikle ilgili ne olsa izleriz değil mi?
  17. The Beginning of Life

    8 farklı ülkede çekilen, oldukça dikkat çekici bir hamilelik belgeseli. Bir bebeğin/çocuğun ilk dönemlerinde yetiştiği çevrenin algısal, bilişsel, sosyal ve duygusal yapısına nasıl etki ettiğini konu alıyor. Çok fazla bilimsel laflar ederek canınızı sıkmayacak türden bir belgesel ve genler dışında nasıl da bebeğinizin gelişimi farklı şekilde etkileniyoru öğrenmek için biçilmiş kaftan.
  18. Boss Baby

    Şimdi diyeceksiniz ki, bu film çocuk film mi? Hayır. Ama hamilelik konulu bir film de değil. Daha çok bebek yapımı hakkında son derece komik, eğlenceli, iyi bir animasyon. Animasyon sevenleri çok mutlu edecek.
  19. The Back-Up Plan

    Gelelim tüp bebek serüvenlerine. Tüp bebek sonucunda ikiz hamilelik yaşayan bir Jennifer Lopez izlemek isterseniz, sevebilirsiniz.
  20. The Switch

    Bu da sevdiğimiz başka bir Jennifer’ın, Jennifer Aniston’ın sperm bankası yolu ile bir bebek sahibi olma kararı ile başlıyor. Hamileliğin, partnerliğin ve bebek sahibi olmanın birçok yolu var değil mi?

 

Bebek Alışverişini Neden Abartmamalısınız?

Eveeet, 8 aylık maratonumda ciddi emek sarf ettiğim, tezimden fazla değer verdiğim, okumaktan gözlerimin karardığı bebek alışverişi listemi ve bu sürede izlediğim yolu artık cümle aleme açıklama vakti geldi. Böyle yazınca sanmayın ki aylardır döktüre döktüre alışveriş yapıyorum. Hayır. Tam tersine aylardır bu alışveriş listelerinin, gerekli gereksiz her şeyin nedenini OKUYORUM.

Huyum kurusun okumayı ve karşılaştırmayı çok severim. Hatta bazen kafayı yiyecek kadar okuyorum. Bir ürünü almadan önce hakkındaki tüm yorumları okumak sanırım hamilelik döneminde edindiğim en büyük kabiliyet oldu (ne büyük ama!)

Peki bütün bu sürecin sonunda kendi kendime, henüz bebiş doğmamışken bu alışveriş silsilesinin abartılmaması gerektiğini nasıl söyledim?

Öncelikle alışveriş yaptığım, yapmak istediğim tüm sitelerde dolaştıkça gördüm ki, ÇOK FAZLA ÜRÜN VAR. Gerçek bir sektöre dönüşmüş olan bebek-anne dünyası size sınırsız ürün seçeneği sunuyor. Ve siz özellikle benim gibi deneyimsiz bir anne adayı iseniz, “hepsini almak mı gerek, hepsini alalım ki çocuk eksik kalmasın, 20 yıl sonra neden almadık diye dizimizi dövmeyelim.” gibi cümleler kurabilirsiniz.

Haklısınız, ama unutmamak lazım ki hiçbir bebek alışverişi listesi sizin için biçilmiş kaftan olmayacak. Çünkü hepsi bir başka annenin seçimi. İzlediğim onca youtube videosu, okuduğum blog, takip ettiğim instagram hesabı derken anladım ki bir ürün için biri iyi derken biri kötü diyor; siz de afallayıp kalıyorsunuz. Burada deneme ve tecrübe devreye giriyor elbet. Ben daha oraya gelemedim.

Ama sonunda keşfettim ki, bebek henüz doğmamışken ona spor ayakkabı seçmek veya kocaman bir oda hazırlamak (bu odaya anti alerjik halı seçerken aklını oynatmak) falan gerçekten çok ama çok saçma. – bana göre.

Çünkü daha bebeğiniz doğmadı, bebeğinizin kişiliğini bilmiyorsunuz, o hazırladığınız odada uyuyup uyumayacağını bile bilmiyorsunuz çünkü henüz bebeğiniz ile hangi uyku methodunu takip edeceğinizi bilmiyorsunuz! (Method mu ne methodu demeyin, elbet bir yönteminiz olacak. Belki beraber uyuyacaksınız, belki co-sleeping denilen şekilde yanınızda yatağınıza bağlanan minik bir beşikte yatacak, belki aynı odada fakat kendi beşiğinde yatacak veya tamamen odaları ayıracaksınız.) 

Bebekle ilgili bugüne kadar kafama kazınan en önemli şey : “Bilmedikleriniz üzerine bir dünya inşa etmeyin.” oldu.  Çünkü sonra bütün anneler giyilmeyen kıyafetlerden, kullanılmayan ürünlerden, ziyan olan ve bilmeden yaptıkları binbir tane şeyden bahsediyor. Siz de bu tuzağa düşmeyin. – bence.

Bebeğiniz için, bebek alışverişi listelerimi ben de paylaşacağım. Ama bu en doğru ve kapsamlı liste olduğu için değil. Gerçekten bir fikre ihtiyacınız olursa diye. Veya benim aldığım ürünü siz de internette kullanan var mı acaba diye araştırıyorsunuzdur belki diye.

Fakat sanırım bu iş için kurduğum mantığı paylaşmak benim için daha önemli. Bunlar sırası ile şöyle:

  1. Bebeğiniz için alışveriş yaparken ilk 3 ayı düşünün.
  2. Bu ilk 3 ay için en elzem ihtiyaçlarınızın bir listesini çıkarın.
  3. Listeyi hazırlarken kendi ihtiyaçlarınızı ve bebeğinizi nasıl karşılamak istediğinizi de hesaba katın. (Oda hazırlama, bebek taşıma – sling tercihi vb.)
  4. Bir ürünü herkes alıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  5. Bir ürünü bloggerlar (hani şu her etkinliğe giden, evlerine ürün yağan, instagramda binlerce takipçisi olanlar) paylaşıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  6. İlk 3 ayı hesapladığınızda oyuncak alışverişine hiç gerek yok.
  7. Oyuncak alışverişi için bebeğinizin dünyaya gelmesini ve onu tanımayı bekleyin.
  8. Aynı evin içinde ve odaları ayırmayan bir sistemde iseniz (ilk 40 gün zaten aynı odada olacaksınız.) kamera alışverişine daha bebeğiniz doğmadan kalkışmayın.
  9. Estetik kaygılarınızın yanı sıra aldığınız ürünün bebeğiniz için faydasına da dikkat edin.
  10. Diş kaşıma, çıngırak, mama sandalyesi, tabak çatal gibi alışverişleri erteleyin. Daha o günlere var. O gün geldiğinde bebeğinizin neye ihtiyacı olduğunu şimdiden bilemezsiniz. Ayrıca gerek var mı?
  11. Biberon, emzik gibi ilk 3 ay için de gerekecek fakat daha bebeğinizin tercihini bilmediğiniz ürünlerden koleksiyon yapmayın. Denemek için bir iki tane edinebilirsiniz. Çünkü bebiş o emziği sevmezse, neredeyse sevdiğini bulana kadar emzik deneyeceksiniz. Aynı şey biberon için de geçerli. Şimdiden bu işe soyunmayın.
  12. 1 yaşına gelince kullanacağı, 4 yaşına kadar kullanabileceği iddiasındaki bebek arabalarına servet yatırmaktan vazgeçin. 4 yaşına kadar oturacak bir çocuğunuz olduğuna emin misiniz?
  13. Alışveriş listenizde must have dediğimiz olmazsa olmaz ürünleri (mesela tulumlar) arttırıp, keyfe keder ürünleri azaltıp çıkartmayı deneyin. Örneğin bir ağız bezi, ilk aylar kusup duran bebeğiniz ile en çok ihtiyacınız olan şey olacakken; diş kaşıma oyuncağı için daha oldukça vaktiniz var.
  14. Önceliklerinizi belirleyin. Hatta bunu eşiniz ile yapın. En önemli mantık sanırım bu.

 

Bütün bunlardan sonra tabii ki ben de en gerekli, en gereksiz bulduğum ürünler gibi listelerle sizlerle olacağım. Beni bekleyin anacııım, baaaay. (90’lar Olacak O Kadar Ana Haber Bülteni’ni hatırlamıyorsanız çok üzgünüm.)