Bebeklerde Pişik Önlemenin 3 Kesin Çözümü

Tüm annelerin korkulu rüyası, daha bebek doğmadan alınan pişik kremleri, ne zaman nereye ne kadar sürüleceğini bilememenin paniği ve sonuç olarak kırmızı bir popo!

Özellikle kız bebek annelerinin başına daha çok gelen bu facia durumu önlemenin aslında kolay ve kesin yöntemleri var. Fakat neredeyse hastane hemşireleri dahil çoğu kişi bunu uygulamıyor. Türkiye’de yumurta kapıya gelince mantığı pişik mevzusunda da aktif.

İşte size işin sırrı : Pişik olduktan sonra değil, olmadan çözülecek bir problemdir.

NASIL YANİ?

Yani; önleminizi alıp pişikle hiç karşılaşmayabilirsiniz. Dafi şu an 4 aylık bir kız bebek ve biz çok şükür henüz pişik ile tanışmadık. Peki bunun için neler yaptık?

 

1. Havalandırmayı unutma!

Bebişinizin altını açtığınızda, özellikle sabah değişimlerinde, uzun bir geceden sonra poposunu havalandırmanız çok mühim! Temizliğinizi yaptıktan sonra 1 dakika da olsa bebeğinizin poposunun açık kalarak hava almasına dikkat edin. Böylece NEFES alacak.

2. Daima Nemlendirme, Hep Koruyucu!

Burası çok önemli! Ve bu bilgiyi gerçekten kimse vermiyor. Bebeğinizin altını her açışınızda, bez ile popo arasına bir BARİYER KREM sürmelisiniz. Dikkat! Pişik kremi demiyorum. BARİYER KREM diyorum. Buradaki mantık, bebeğinizin cildi henüz çok ince olduğu için, çiş ve özellikle kaka yaptığında cildinin tahriş olma hızı çok yüksek. O nedenle, işin sırrı çişler ve kakalar ile popo arasına bir bariyer koymak. Bunun için tamamen doğal içerikli, pişik kremi olmayan (pişik kremleri çinko içerir ve tedavi amaçlıdır, bu nedenle her alt açışta pişik olmayan bir bölgeye çinko sürmemelisiniz) bariyer krem kullanmalısınız.

Ama bunu hiç atlamamalı ve bir alt açma rutini haline getirmelisiniz. Eğer bunu uygularsanız, pişik size hiç uğramayacaktır, söz veriyorum 🙂 Denedim, gördüm.

Biz Dafi’ye yenidoğan döneminde Bübchen Bariyer Krem kullandık. Üstünde pişik önleyici yazar fakat esas pişik kreminden farklıdır. İçinde ÇİNKO bulunmaz.

Daha sonra ise Burt’s Bees Baby‘i keşfettim. Yine tamamen doğal bir krem. Nemlendirici olarak da kullanabilirsiniz, ben Bariyer Krem olarak kullanıyorum. Aynı markanın önce daily cream to powder olanını da severek kullandım fakat sıkarak kullanılan ürünler alt açarken çok zor oluyor. Kavanoz ürünler çok daha yardımcı. Bu nedenle diğer krem ile devam ediyorum. Daily cream to powder‘ın yapısı dediği gibi biraz daha pudra kıvamlı. Multipurpose Ointment ise daha kremsi, ilk başta biraz vıcık gelebilir ama bir nohut tanesi kadar küçük noktalar halinde bebeğinizin alt kısmına yayarsanız onu hem nemlendirecek hem de dediğim gibi pişikten koruyacak.

Önemli bir nokta da; artık bebeğinizin solunum yolları için önerilmeyen pudra kullanımı. Her ne kadar hala satılsa da, bebek pudrası olarak satılan toz pudralardan uzak durmanızı öneririm. Hem sizin hem de özellikle bebeğinizin solunum yolları için oldukça zararlı bir ürün. Ayrıca koruyuculuk özelliği de çok az.

3. Sık Sık Alt Değiştirmeye ve Doğru Bezi Kullanmaya Özen Göster!

Bezlerin üzerinde 12 saat etkili vay efendim hiç ıslatmıyor, popolar hep kupkuru gibi vaatler bulunsa da siz bunlara kanmayın ve imkan buldukça bebişin poposunu havalandırarak bezini değiştirin. Özel durumlar hariç, özellikle evdeyseniz bez mevzusunu hiç uzatmayın. Gece ise bez değiştirme işine girmemenizi öneririm (kaka veya büyük bir batma durumu olmadıkça) çünkü bez değiştirildiğinde bebekler ciddi anlamda uyanıyorlar.

Bez seçimi ise ayrı bir mevzu. Ama bu süreçte birkaç bez denedim. Pampers Prima Premium ile başladık. Sonra tavsiye üzerine (kakayı tutuyor vs gibi) Huggies denedik. Huggies zaten elime aldığım an kalitesi konusunda bana o işareti verdi. Çok kalın ve sert bir bez. Hiç mutlu olmadık. Amsterdam’a taşındığımızda Pampers Prima‘nın 12 saat etkili olduğunu iddia ettiği bir modeline geçtik. Fakat yine hüsran. Dafi sürekli battı çıktı. Hemen Pampers Prima Premium‘a geri döndük. Premium olmasına dikkat edin derim, hem daha yumuşak ve de emici. Sırtına doğru taşmaları da önlüyor.

Yeri gelmişken, doğru alt silme mendilleri de önemli. Parfümsüz, parabensiz, hassas bebek cildine uygun alt silme mendillerini tercih edin. Normal ıslak mendilleri sakın bebişinizin poposunu temizlemek için kullanmayın. Evde kendiniz ılık su ve pamuk kullanıyorsanız da pamuk seçiminiz bence bebek pamuğu olmalı. Diğer pamuklar bebeğinizin genital bölgesinde kalabilir. Dikkat edin.

Özetle;

Pişik korkulu bir rüya olmaktan çıkabilir, yeter ki siz bunun için doğru adımları izleyin. Biz hastanedeyken hemşire ve çocuk doktorları hiçbir şey sürmeyin, olduğu gibi bırakın demişlerdi. Çoğu hekim ve hemşire de hala bunu öneriyor. Bence pişik asla son adımda çözülmeye çalışılacak bir konu değil. En önemlisi sorun başlamadan önce harekete geçmek!

Pişiksiz, yumuşacık popolar diliyorum bütün bebişlere!

 

 

 

 

Reklamlar

Hamileyken İzleyebileceğiniz 20 Film

Bu listeyi birkaç ay önce biz de eşimle araştırmıştık fakat karşımıza çok iyi öneriler çıkmadı. Zaten genel olarak “hadi bebişli film izleyelim” veya “hamile kadınlar hakkında bir film olsun da karşısına geçip empati hönküreyim” dediğiniz noktada maalesef çok başarılı filmler yok. Ya da ben daha öylesine denk gelmedim. Sadece biraz “aaa bana benziyor, bize benziyor”  diyebiliyorsunuz, hepsi bu. Şimdi ben bu listeyi aslında daha önce tavsiye ettiğim uygulamalarda bahsettiğim Bump uygulamasından arakladım. Türkçe meali ve kendi yorumlarım ile arama motorunda hunharca bu listelerden kovalayanlara sundum. Bu da bi hizmet sonuçta.

  1. Babies

    Bu bir film değil, bir belgesel. Dünyanın farklı köşelerinden bebeklerin ilk yılını konu alıyor. Ve nerede, nasıl, hangi kültürde olursa olsun bebeklerin sadece bebek olduğunu anlatıyor.
  2. Juno
    Bu filmi seneler önce bebekle, hamilelikle hiç işim olmayacak bir yaştayken izlemiştim. Hamile olmasanız da izleyebileceğiniz tatlılıkta bir indie filmdir kendileri. Hamilelik ile ilgili de çok özdeşleşebilir misiniz bilmiyorum çünkü 16 yaşında bir genç kızın hamile kalması ve Amerika’daki genç kızların evlat edindirmek üzere verdiği bebeklere gönderme yapan bir film. Fakat çok tatlı.
  3. Knocked UpBu filmi izlediğimde Amerika’da staj yapan küçük bir kızdım. Aşırı gülüp eğlenmiştim. Komik bir film. Hamile değilseniz bile izlenir özellikle eşiniz ile baymadan izleyebileceğiniz bir film arıyorsanız öneriyorum. Adı üstünde; konusu plansız hamilelikler.
  4. Baby Mama
    Tina Fey sevenler bir adım öne çıksın. Tabii ki yine bir girl power filmi. Eğlenceli, dayanışmalı.
  5. Away We Go
    Baştan söylüyorum; biraz yavaş bir film. Yukardaki çıtır komiklere benzemiyor. Ağırlığı da bolca var filmin. Bağımsız film ve yol filmi sevenler için keyifli. Biraz düşündürücü. Hamilelikte yaşananlarla ilgili güzel empatik sahneler var.
  6. Business of Being Born

    Bu da bir belgesel film. Bahsedildiğine göre biraz doğal doğum/normal doğum nasıl adlandırırsanız onun tarafını tutarak çekilmiş bir belgesel. Özellikle hiçbir medikal destek almadan yapılmadan doğumlardan bahsediyor. Bedenin mucizevi yeteneklerine yakından bakıyor. Eğer medikal desteksiz (ilaç vb.) doğum yöntemlerine ilgiliyseniz hoşunuza gidebilir.
  7. Baby Boom
    Bebek veya hamilelik konulu filmler ararken, 80’li yıllarda ciddi bir bebekli film patlaması olduğunu görebilirsiniz. Neden bilmiyorum ama bizim çocukluğumuzda da televizyonda dönen bebekli, bebek bakıcılı, evde tek başına kalan çocuklu, konuşan bebekli gibi sınırsız film vardı. Bu da onlardan biri. Diane Keaton gençliğinden bir kuple ile o günlere dönmek isterseniz güzel seçenek. Ayrıca profesyonel hayattaki anneler veya tek başına çocuğunu büyüten anneler için de keyifli bir film.
  8. Neigbours
    Yine komik bir film. Sanırım işin içinde bebek varsa mizah bu duruma çok yakışıyor. Yeni bebek sahibi olan bir çiftin bir yandan sosyal ve hızlı hayata ayak uydurma bir yandan da bebekli hayatı yürütme çabasını konu alıyor.
  9. Nine Months

    Benim gibi 90’lı yılların Hugh Grant’ı hayranıysanız (artık değilim), veya o dönem heyecanı taşıyan filmleri seviyorsanız çok tatlı bir film. Klişeleri var evet. Kıyafetler dönemden. Tam popcornunuzu alıp keyifli bir pazar günü izlenecek film.
  10. First Comes Love

    Daha gerçekçi hissettiren bir hamilelik filmi arıyorsanız doğru adres. Otobiyografik bir hamile belgeseli. 41 yaşında hamile kalan bir kadın ana kahraman. Modern annelik yöntemlerini gerçekçi bir şekilde belgeselleştirmiş.
  11. Waitress

    Kalpleri ısıtan, bir o kadar da yine yalnız anneliğe göndermelerle bezeli bir Amerikan klasiği.
  12. Look Who’s Talking

    Bu filmi 90’larda televizyon başında olanlar şüphesiz hatırlar. Çok keyifli bir filmdi o zamanlar. Hem de dublajlı dublajlı izlerdik. Bir bebeğin konuşma fikri oldukça komikti. O yıllara dönmek isterseniz güzel bir nostalji.
  13. Life As We Know It

    Daha dün akşam izleyerek keyifli olduğunu söyleyebileceğim bir film. Fakat süper komik bir film bekliyorsanız yanlış seçim olur, draması da az değil. Romantizmi de mevcut. Arada ağlamaya da hazır olun.
  14. 40 Weeks

    Hepimizin cep telefonunda ya 40 haftalık hamilelik sürecini takip eden bir uygulama yüklü ya da bu uygulamaları biliyoruz. İşte bu film de uygulamaların biraz daha ötesine geçerek bize 40 haftalık serüveni belgeselleştiriyor. Hamile kadınların bu süreçte yaşadıkları duygusal ve fiziksel değişimlerini farklı röportajlarla ele alıyor. Gerçekçi bir empati için birebir.
  15. Bridget Jone’s Baby

    Bridget kitaplarını okumayan, filmlerini izlemeyen kaldı mı? Kendi adıma pek severim. Bebekli bir filmi geldiğini duyduğumda da kaderim bir bu kadınla diye dalga geçmiştim. İtiraf edeyim Hugh Grant’lı Bridget Jones filmlerini arattı bu film. Ama yine de geçmiş günlerin hatrına yalnız takıldığınız bir akşam izlenilesi.
  16. What to Expect When You’re Expecting

    Bir Amerikan klasiği olan “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabının isminden esinlerek hayata geçirilmiş film. Hata Jenifer Lopez’in elindeki kitap da meşhur o kitap. Oyuncular ünlü, IMDB puanı düşük, ama sonuçta hamilelikle ilgili ne olsa izleriz değil mi?
  17. The Beginning of Life

    8 farklı ülkede çekilen, oldukça dikkat çekici bir hamilelik belgeseli. Bir bebeğin/çocuğun ilk dönemlerinde yetiştiği çevrenin algısal, bilişsel, sosyal ve duygusal yapısına nasıl etki ettiğini konu alıyor. Çok fazla bilimsel laflar ederek canınızı sıkmayacak türden bir belgesel ve genler dışında nasıl da bebeğinizin gelişimi farklı şekilde etkileniyoru öğrenmek için biçilmiş kaftan.
  18. Boss Baby

    Şimdi diyeceksiniz ki, bu film çocuk film mi? Hayır. Ama hamilelik konulu bir film de değil. Daha çok bebek yapımı hakkında son derece komik, eğlenceli, iyi bir animasyon. Animasyon sevenleri çok mutlu edecek.
  19. The Back-Up Plan

    Gelelim tüp bebek serüvenlerine. Tüp bebek sonucunda ikiz hamilelik yaşayan bir Jennifer Lopez izlemek isterseniz, sevebilirsiniz.
  20. The Switch

    Bu da sevdiğimiz başka bir Jennifer’ın, Jennifer Aniston’ın sperm bankası yolu ile bir bebek sahibi olma kararı ile başlıyor. Hamileliğin, partnerliğin ve bebek sahibi olmanın birçok yolu var değil mi?

 

Bebek Alışverişini Neden Abartmamalısınız?

Eveeet, 8 aylık maratonumda ciddi emek sarf ettiğim, tezimden fazla değer verdiğim, okumaktan gözlerimin karardığı bebek alışverişi listemi ve bu sürede izlediğim yolu artık cümle aleme açıklama vakti geldi. Böyle yazınca sanmayın ki aylardır döktüre döktüre alışveriş yapıyorum. Hayır. Tam tersine aylardır bu alışveriş listelerinin, gerekli gereksiz her şeyin nedenini OKUYORUM.

Huyum kurusun okumayı ve karşılaştırmayı çok severim. Hatta bazen kafayı yiyecek kadar okuyorum. Bir ürünü almadan önce hakkındaki tüm yorumları okumak sanırım hamilelik döneminde edindiğim en büyük kabiliyet oldu (ne büyük ama!)

Peki bütün bu sürecin sonunda kendi kendime, henüz bebiş doğmamışken bu alışveriş silsilesinin abartılmaması gerektiğini nasıl söyledim?

Öncelikle alışveriş yaptığım, yapmak istediğim tüm sitelerde dolaştıkça gördüm ki, ÇOK FAZLA ÜRÜN VAR. Gerçek bir sektöre dönüşmüş olan bebek-anne dünyası size sınırsız ürün seçeneği sunuyor. Ve siz özellikle benim gibi deneyimsiz bir anne adayı iseniz, “hepsini almak mı gerek, hepsini alalım ki çocuk eksik kalmasın, 20 yıl sonra neden almadık diye dizimizi dövmeyelim.” gibi cümleler kurabilirsiniz.

Haklısınız, ama unutmamak lazım ki hiçbir bebek alışverişi listesi sizin için biçilmiş kaftan olmayacak. Çünkü hepsi bir başka annenin seçimi. İzlediğim onca youtube videosu, okuduğum blog, takip ettiğim instagram hesabı derken anladım ki bir ürün için biri iyi derken biri kötü diyor; siz de afallayıp kalıyorsunuz. Burada deneme ve tecrübe devreye giriyor elbet. Ben daha oraya gelemedim.

Ama sonunda keşfettim ki, bebek henüz doğmamışken ona spor ayakkabı seçmek veya kocaman bir oda hazırlamak (bu odaya anti alerjik halı seçerken aklını oynatmak) falan gerçekten çok ama çok saçma. – bana göre.

Çünkü daha bebeğiniz doğmadı, bebeğinizin kişiliğini bilmiyorsunuz, o hazırladığınız odada uyuyup uyumayacağını bile bilmiyorsunuz çünkü henüz bebeğiniz ile hangi uyku methodunu takip edeceğinizi bilmiyorsunuz! (Method mu ne methodu demeyin, elbet bir yönteminiz olacak. Belki beraber uyuyacaksınız, belki co-sleeping denilen şekilde yanınızda yatağınıza bağlanan minik bir beşikte yatacak, belki aynı odada fakat kendi beşiğinde yatacak veya tamamen odaları ayıracaksınız.) 

Bebekle ilgili bugüne kadar kafama kazınan en önemli şey : “Bilmedikleriniz üzerine bir dünya inşa etmeyin.” oldu.  Çünkü sonra bütün anneler giyilmeyen kıyafetlerden, kullanılmayan ürünlerden, ziyan olan ve bilmeden yaptıkları binbir tane şeyden bahsediyor. Siz de bu tuzağa düşmeyin. – bence.

Bebeğiniz için, bebek alışverişi listelerimi ben de paylaşacağım. Ama bu en doğru ve kapsamlı liste olduğu için değil. Gerçekten bir fikre ihtiyacınız olursa diye. Veya benim aldığım ürünü siz de internette kullanan var mı acaba diye araştırıyorsunuzdur belki diye.

Fakat sanırım bu iş için kurduğum mantığı paylaşmak benim için daha önemli. Bunlar sırası ile şöyle:

  1. Bebeğiniz için alışveriş yaparken ilk 3 ayı düşünün.
  2. Bu ilk 3 ay için en elzem ihtiyaçlarınızın bir listesini çıkarın.
  3. Listeyi hazırlarken kendi ihtiyaçlarınızı ve bebeğinizi nasıl karşılamak istediğinizi de hesaba katın. (Oda hazırlama, bebek taşıma – sling tercihi vb.)
  4. Bir ürünü herkes alıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  5. Bir ürünü bloggerlar (hani şu her etkinliğe giden, evlerine ürün yağan, instagramda binlerce takipçisi olanlar) paylaşıyor diye listenize eklemeyin – almayın.
  6. İlk 3 ayı hesapladığınızda oyuncak alışverişine hiç gerek yok.
  7. Oyuncak alışverişi için bebeğinizin dünyaya gelmesini ve onu tanımayı bekleyin.
  8. Aynı evin içinde ve odaları ayırmayan bir sistemde iseniz (ilk 40 gün zaten aynı odada olacaksınız.) kamera alışverişine daha bebeğiniz doğmadan kalkışmayın.
  9. Estetik kaygılarınızın yanı sıra aldığınız ürünün bebeğiniz için faydasına da dikkat edin.
  10. Diş kaşıma, çıngırak, mama sandalyesi, tabak çatal gibi alışverişleri erteleyin. Daha o günlere var. O gün geldiğinde bebeğinizin neye ihtiyacı olduğunu şimdiden bilemezsiniz. Ayrıca gerek var mı?
  11. Biberon, emzik gibi ilk 3 ay için de gerekecek fakat daha bebeğinizin tercihini bilmediğiniz ürünlerden koleksiyon yapmayın. Denemek için bir iki tane edinebilirsiniz. Çünkü bebiş o emziği sevmezse, neredeyse sevdiğini bulana kadar emzik deneyeceksiniz. Aynı şey biberon için de geçerli. Şimdiden bu işe soyunmayın.
  12. 1 yaşına gelince kullanacağı, 4 yaşına kadar kullanabileceği iddiasındaki bebek arabalarına servet yatırmaktan vazgeçin. 4 yaşına kadar oturacak bir çocuğunuz olduğuna emin misiniz?
  13. Alışveriş listenizde must have dediğimiz olmazsa olmaz ürünleri (mesela tulumlar) arttırıp, keyfe keder ürünleri azaltıp çıkartmayı deneyin. Örneğin bir ağız bezi, ilk aylar kusup duran bebeğiniz ile en çok ihtiyacınız olan şey olacakken; diş kaşıma oyuncağı için daha oldukça vaktiniz var.
  14. Önceliklerinizi belirleyin. Hatta bunu eşiniz ile yapın. En önemli mantık sanırım bu.

 

Bütün bunlardan sonra tabii ki ben de en gerekli, en gereksiz bulduğum ürünler gibi listelerle sizlerle olacağım. Beni bekleyin anacııım, baaaay. (90’lar Olacak O Kadar Ana Haber Bülteni’ni hatırlamıyorsanız çok üzgünüm.)