Hamilelik Günlüğüm : 16. Hafta

Merhaba!

Blog yazma işine sanırım üniversite yıllarımdan beri kalkışıyorum. İlgi duyduğum her konu hakkında bir plan proje başlatma huyum var. Ama sonra devamını getiremiyorum. Sanırım burada beğenilme, sürdürülebilir olma ve bütün bunların birer “iş” haline gelmesi yatıyor. Yani işin içinden samimiyet sıyrılınca, ben de hemen soğuyorum. Tüm ilişkilerimde olduğu gibi. Bu blog işi ile ilişkimde aynen bu şekilde sönüp gidiyor.

Bu girişten sonra söylemek istediğim ve kendime söz verdiğim, etrafımda da bir iki örnek aldığım blog-yazardan sonra, burada samimi duygularımdan vazgeçmemek ve günün sonunda okunanların bir yerlere yarayacağına inanmak. Kızıma – evet 12. hafta civarı bir kızım olacağını öğrendik, nasıl öğrendik, nasıl bu kadar eminiz bunu da ayrıca yazacağım – burada minik notlar da tutmak sanırım beni motive edecek.

Aslında bütün derdim, birbirinden haberdar olmak isteyen hamile ve hamilelik yolunda yürüyen kadınlara yaşadıklarımı yazmak. Kızım da sanırım bir gün bunları okuyabilirse, bir şeyler öğrenecektir.

Kadınların derdi, yükü çok! Elbette feminist bir anne adayıyım. Ayrıca akademisyen olduğum için bu işin sosyal verilerindeyim. Yani derdi olduğundan basbaya eminim! Kadınlar birbirlerinden güç alıyor. Farkında olsalar da olmasalar da. En başta kızdığım bazı forumlara (yanlış bilgilendirmeler, sağlık konusunda doktora danışmadan birbirini dinlemeler hariç), şimdi saygı duyuyorum. Resmen kendi dünyasına hapsedilmiş, utanan, sıkılan, gelenekler ile örülmüş, aile baskısı, mahalle baskısı öyle ya da böyle bitmeyen kadının kendisini bulacağı gizli platform internet değil de neresi?

O zaman paylaşmaya devam! Son hız. İçimden ne geliyorsa, ne yaşadıysam. Belki bir gün bir kadın bu sayfayı bulur ve ah! der işte ben de bunları yaşıyorum, ve güç alır okuduklarından.

16th week of pregnancy ile ilgili görsel sonucu

16. haftaya nasıl geldim?

Zooooor, çok zor hissederek. Kendimi her gün bir başka tokat yerken bularak. Yani 16. hafta bana 36. hafta gibi geliyor. Diyeceksiniz, ne kadar da abarttın! Eh, herkes bu hamilelik mevzusunu “çok harika bir duygu, tadını çıkar” modunda geçirmiyor. Böyle söyleyenleri de benim empati kurarak anlamam mümkün değil. Yani duygusal olarak çok güzel mi, çok büyülü mü; EVET! Ama fiziksel olarak beni bitirdi diyebilirim. Vücut alt üst oluyor bir kere. Eğer çok zayıf bir insansanız belki kilo almak size iyi gelebilir bilemiyorum ama her gün değişen bir vücut gerçekten yorucu olabiliyor.

Sadece görüntü değil elbette derdim. İç organlarım sanki tetris gibi hareket ediyor. Bir ileri bir geri giden ve yer değiştiren organlarımı hiç bu kadar hissetmemiştim. Sürekli tuvalete koşmak da cabası.

16. haftaya düşük tehlikesinden ölümüne korkarak geldim. Çünkü “hakkımda” bölümünde bahsettiğim gibi myomlarım bana pek bu konuda rahat vermedi. Neredeyse 3.5 ay Progestan kullandım. Yani progesteron hormonu. Bu hormonu zaten vücudumuz hamilelik sırasında üretiyor. Ben sadece eksik üretmesi ihtimaline karşın fazla fazla almış oldum. Yani zararlı mı değil, ama biraz dengeyi bozuyor. İlk kullandığım zamanlar, uyku, halsizlik yapmıştı. Sonra tüylenmemi ve biraz da davul gibi şişmemi sağladı. Ama yapacak bir şey yok, resmen karnıma huzur sağlıyordu.

Şimdi progestansız yola devam ediyorum. Sanki anestezi kesilmiş gibiyim. Her şey çok net hissediliyor. O yüzden progestana teşekkür ederim beni iyi idare etmiş. Bütün bunlar dışında ilk haftalara dair yazılacak çok uzun notlarım var. Yaşadığım mide bulantılarını tarif etmem mümkün değil. Resmen evin kokusu, her şeyin kokusu beni iğrendiriyordu. Her şey bana batar olmuştu. Zaten normalde de çok koku alan ve kokulara takık bir insansanız o zaman vay halinize! Hamilelikte bu bir tazı kadar artıyor. Hal böyle olunca ne yemek ne iştah kaldı bende. Bir de tabii hafızamızın yerleri, zamanları ,yemekleri, insanları kokular ile eşleştirmek gibi kötü bir özelliği de var. O yüzden şimdi hamileliğimi geçirdiğim eve gittiğimde hemen midem bulanacak gibi oluyorum.

Ee, hiçbir şey yiyemeyince verdim mi kendimi patatese. Kumpirden tutun, fırına; actifry’dan püresine patatesin her türlüsünü doyasıya yedim. Zaten başka da bir şey yiyemiyordum. Sabah peynirli tost. Meyve. Akşam patates. Neredeyse 2,5 ay böyle geçti. Bu da bende tahmin edersiniz ki “biraz” kilo yaptı. Şu an hamile kaldığım halimden bugüne 6 kg ile geldim. Bakalım yolum uzun, neler olacak 🙂

İlgili resim

16. haftada nasıl hissediyorum?

Hamileliğimin 16. haftasında kendimi basbaya Ajda Pekkan gibi gergin hissediyorum. Böyle yay gibi. Tef gibi. Nasıl derseniz öyle. Cildim gergin, karnım gergin, sanki hiçbir yerim sarkmazmış gibi.

Karnımda sanırım ilk kıpırtıyı dün hissettim. Yemekten yarım saat sonra pat küt tekmelenmiş olabilirim. Sanırım bizim kurabiye yemek yemeye kalkmıştı :)) Şaka bir yana artık onun orada olduğunu hissediyorum.

Sağa yatarak uyumamalıyım derdi üstüme kabus gibi çökmüştü. Bunun da nedenlerini başka bir yazıda detaylı yazacağım ama bütün mesele bebeğe kan gitmesi, vücuttaki kan dolaşımı ile ilgili. Beni aldı bir telaş. Bizim bebiş de sağ tarafta oturuyor. Uykumda her sağa dönüşte ha bebeği ezdim, ha kan gitmedi derdinden gözüme birkaç gece uyku girmedi. Şimdi biraz başardım gibi, ama hala stresliyim.

Tüm dünyayı ve tatlıları yiyebilirmişim gibi hissediyorum. En büyük önceliğim YEMEK. Ne yemek yiyeceğim, ya aç kalırsam, yeterli yemek var mı gibi sorular sürekli aklımda. Çünkü gerçekten hayatımda hiç bu kadar aç hissetmemiştim. Bebekliğimde ve çocukluğumda hiçbir şey yemeyen biri olduğumu düşünürsek, kızımın babası gibi yemek düşkünü olacağını ve elinde bir patates kızartması ile doğacağını düşünüyorum.

Kendime yeni kıyafetler aldım. Ayrıca 30. yaşımdan 1 gün alacağım hafta 16. haftanın içinde. Benim için özel bir hafta olacak. Eşim de yurtdışından gelecek ve sanırım 17. haftaya mutlu gireceğim.

Bu arada her hamilenin haftası farklı bir gün dönüyor, bunu biliyor muydunuz? Benimki cuma değişiyor mesela. O yüzden kendi takviminize uyarak ilerleyin. Doktorunuza danışın. Haftayı diyete başlar gibi pazartesiden başlatmayın.

Görüşmek üzere

Sevgiler

Müge

 

Önemli Not: Yazılan ilaç isimleri, paylaşılan semptomların hiçbiri tavsiye ve örnek niteliğinde değildir. Yalnızca benim yaşadıklarımdır. Asla doktorunuza danışmadan evde kendi başınıza denemeyiniz. Sorumluluk kabul etmiyorum. Her beden ve her kadın farklıdır, bunu unutmayın.

 

Reklamlar

Yaz Sıcaklarında En Acil Alışveriş : Hamile Güneş Kremi

İlk yazımı hamile güneş kremi ile ilgili oluşturmak istedim çünkü hamile iken güneş ile temas eden cildiniz normal zamanlarda karşılaştığınız zararlardan çok daha fazlasını doğuruyor. Hazır olun bunun adı : Kloasma – Gebelik Maskesi. 

kloasma ile ilgili görsel sonucu

Bundan birkaç yıl önce malign melonom riski ile tanışınca, güneş altında Eda Taşpınar olma hayallerinin ne kadar kanserle dans tadında bir şey olduğunu da acı bir yolla öğrenmiştim. O günlerden beri zaten vücuduma havuç yağlarını sürüp, baygınca saat 12-14 sularında kendimi güneşin altına atmıyorum. Veya kapkara olmayı artık meziyet olarak görmüyorum. Bunun için çok güzel bronzlaştırıcılar mevcut. Bir başka yazıda hamilelere uygun olanlarından bahsedebilirim. Hal böyleyken zaten erken yaşlanma ve deri kanseri riskiniz artıyor. Bir de hamile olunca, yüzünüzde kaçınılmaz ve ciddi anlamda ürkütücü lekeler oluyor. Bkz: yaz döneminde hamile olanlar ve ciltleri.

sun pregnant ile ilgili görsel sonucu

Ben zaten değişen vücuduma bir de bu eklenecek diye acayip korktum ve bir takım araştırmalar yaptım. Burada önemli faktör şu, hem doğal bir güneş kremi kullanmalısınız. Hem de cilt yapınıza uygun olmalı. Yağlı bir cildiniz varsa ve güneş kreminiz cildinizi parlatıyorsa zaten hiç mutlu olmayacaksınız. Veya çok kuru bir cilde sahipseniz, kuru bitişli bir güneş kremi yüzünüzden pul pul dökülür. Benden söylemesi. Burada isterseniz bir dermotoloğa veya bir cilt uzmanına danışın derim. Ben kendi cildimi tanıdığım ve yaz aylarında yağlandığını bildiğim için kuru bitişli bir ürün edindim. Siz de bu yazının altında lütfen hamileliğiniz boyunca kullandığınız güneş kremlerinden veya başka muadil ürünler varsa bahsetmeyi unutmayın.

Benim memnun olduğum iki ürün şöyle :

  1. Roc Leke Karşıtı Güneş Kremi spf 50+

    Birçok yerden temin edebilirsiniz. Eczaneler ve internetten satışı mevcut. Bu serinin en önemli özelliği oluşan kahverengi lekelere engel olması. Ve varolan lekeler üzerinde de minimum düzeyde de olsa açıcılık sağlaması. Ama ciddi lekeleriniz varsa, bu kremden leke açacak diye medet ummayın. Severek yaz-kış kullandım. Kışın kullanmam daha rahattı. Yaz geldikçe biraz daha parlak bitişli kaldı cildimde. Gerçekten bol bol kullanmama rağmen uzun süre gidiyor.

  2. La Roche-Posay Anthelios XL Dry Touch spf 50+

    Son zamanların dermatologlar tarafından pek övülen markası La Roche-Posay beni de çok mutlu etti. Markanın birçok farklı güneş koruyucu kremi mevcut. Ama bu ikisi kuru bitişli. Yani zaten yaz aylarında yüzünüze gelen o vıcık hissi bir de güneş kremi ile taçlandırmak istemiyorsanız, o zaman doğru seçim. Aşağıda önerdiğim iki farklı versiyon arasındaki fark, ilk ürünün elinize sürdüğünüzde beyaz renkli bir dokusunun olması. Roc gibi, ama Roc daha jelöz. Yüzünüzde herhangi bir renk değişikliği yaratmayı amaçlamıyor. Anti-shine. Yani tamamen parlaklığa karşı. İkinci seçenek ise, hem anti-shine hem anti brilliance. Bu güneş kremi ise biraz daha ten rengi akıyor. Yani hafif bir kapatıcı özelliği de mevut. Severek kullanıyorum. Eczanelerde ve online alışveriş sitelerinde kolayca bulabilirsinizla roche posay anthelios xl dry touch spf 50+ anti shine ile ilgili görsel sonucu

  3. Solante Pregna

solante pregna ile ilgili görsel sonucu

Bu ürün ise tamamen hamilelere özel olarak piyasaya sürülmüş. Solante’nin birçok farklı ve güçlü olan ürünü de mevcut. Pigmenta serisi gibi. Açıkçası bu ürünü ben kullanmadım çünkü kullanıcı yorumlarında yüze sürüldüğünde alçı gibi durduğu veya beyazlık hissinin gitmediğine dair açıklamalar vardı. Bu da benim istemediğim bir şey ama deniz kenarında çok da sorun olmayabilir. Çünkü güçlü bir ürün olduğunu söylüyorlar. Bir diğer yandan, aslında almak için bir gün eczaneye gittiğimde yine hamile olan eczacı bana bu ürünü tavsiye etmemişti. Fiyatı da açıkçası muadillerine göre yüksek. Ben tercih etmedim ama cilt tipinize uygunsa ve doktorunuz tavsiye ediyorsa neden olmasın.