Hakkımda

Processed with VSCO with b1 preset

1988 doğumlu, iki pati ve bir kız çocuğu annesiyim. Şimdilik expat olarak Amsterdam’da yaşıyoruz ve annelik dışında başka bir şey yapamıyorum. Aslında akademisyenim ama bu blogu yazmaya başladığımda uzunca bir izin sürecine çıkacağımı biliyordum. Daha önce anne olmamıştım, başıma neler geleceğinden ise haberim yoktu. (Hamile kalma sürecimi, hamilelikte yaşadıklarımı genel hatlarıyla şu yazıda bulabilirsiniz.) 

Her yerde ve herkesin dilinde hamilelik büyülü bir süreçti. Her şeyden önce abartılacak bir şey yoktu. Az biraz kadınların askerlik anıları gibiydi o kadar. Geçiyordu, bitiyordu, sonra doğup gelen mucizeyi görünce zaten her şey unutuluyordu. Kesinlikle bütün kadınlar hamile kalmalıydı.

Sosyal medyada, televizyonlarda tüm hamile örnekleri çok ama çok mutlu, hala bakımlı, karnına bir top takmış gibi orantılı, günlük hayatını sürdürebilecek kadar enerjikti. İstediğini yiyor, istediği yere gidiyor, istediğini içiyordu. Hatta çevresinden gördüğü ilgi alaka arttığı için mutluluğu ikiye katlanıyordu. Tüm kadınlar hamile kalmayı istemeliydi, çünkü o dönemde hepsi birer prensesti.

Annelik desen, herkesin tek elindeydi. Herkes tüm kitaplar, uygulamalar, sahip olunan tüm imkanlar, tüm dadılar, oyun parkları, kreşler, okullar ve en organik yiyecekler, en bambu kıyafetler ile annelikte bir numaraydı. Çok da zevkliydi üstelik. Alışveriş için geri döndürülemez bir bahane, kendi başaramadıklarını “bizim zamanımızda yoktu” diyerek başarmak için ikinci bir şanstı annelik. Daha ne olsundu.

Olmadı.

Benim için işler böyle yürümedi.

Ne hamilelikte, ne annelikte ne de kadınlığımda. 

Etrafıma baktıkça birilerinin bir şeyleri gerçekten gizlediğini, açık etmek istemediğini, bir sis perdesi yaratmak istediğini düşünmeye başlamıştım. Neredeydi hamilelikte problem yaşayanlar, mesela hastanede yanımda yatan o kadın, prematüre anneleri, doğum sonrası kiloları ile savaşan kadınlar, doğumunu 9 ay sadece yatarak geçirmek zorunda kalanlar, neredeydi?

Ya da olduğu gibi, olduğu kadar, elinden geldiği kadar fakat tüm kalbiyle anne olanlar? Eski usul tavuk suyuna çorba ile çocuğunu iyileştirenler, pikniğe gitmekle yetinenler neredeydi?

Ancak sorup soruşturunca çıkıyordu halıların altına süpürülmüş hikayeler. Veya azınlıkta kalmış gibi birileri nasihat olsun diye anlatıyordu. Her yer oyuncu anneler, bilge anneler, bilmiş anneler, süper anneler, şöyle anneler böyle anneler ile dolmuştu. Yapılacak tariflere, oynanacak oyunlara, giydirilecek kıyafetlere, alınacak eşyalara yetişmek mümkün değildi. İnsan kendisini her geçen gün daha “az” hissetmek zorundaydı sanki.

BLW (Baby Led Weaning – Bebek Liderliğinde Beslenme) yapmak için biraraya gelen anneler kavga ediyor, çocuğuna televizyon izletti diye bir diğer anne sosyal medyada linç ediliyor, hamilelikte yalnızca 4 kilo alan kadınlar alkışlanıyordu. Fakat geri planda kapış kapış korse satan instagram hesaplarını konuşan yoktu.

İşte böyle bir ortamda zorlu bir hamilelik ile sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Ve tüm bu kargaşanın içinde, dedim ki, madem öyle ben de başka bir annelikten bahsedeyim. Herkesin yüz çevirdiği, bebeğini emziremeyen annelerin de olduğu, hamilelikten neredeyse nefret eden kadınların da bulunduğu, bebeği ile tek başına kalınca ne yapacağını bilemeyen, kimi zaman çaresiz, kimi zaman çoğu insandan daha yaratıcı annelerin de var olduğunu yazayım. Mama vermeyi “tercih eden”, iş hayatına dönmeyi “tercih eden” annelerin de gerçekten anne olabildiğinden konuşabilelim istedim. Bebek bakmanın zor, yorucu, dev bir sorumluluk olduğuna, bu sorumluluğun yükünden kurtulmak için ıspanaklı smoothie içip bakıcı desteği ile pilates yaparak detoxtan detoxa koşamayan annelerden, gecenin bir yarısı çikolatayı ağzına tıkıştırıp azıcık da olsa mutlu olan annelerden, eşinden yardım bekleyen ama bunun bir yardım değil iki kişilik ebeveynlik olması gerektiğini hatırlaması gereken annelerden, bebeğini/çocuğunu yalnız büyüten annelerden ve mükemmel olmayan tüm annelerden..

İşte bu blog böyle başladı. Bazen içimden geçenler, bazen yaşayıp, beğenip, kullandığım basit ürünler, bazen de sadece karşıma çıkanlar. Örnek olmak için değil, aklı karışan tüm annelere fikir olsun diye. Farklı bir kültürde anne olmaya çalışırken, tüm avokado gibi içi dışı başka, tutturması zor, tarifi bol, kendi gibi, olduğu gibi ayakta kalan tüm annelere yazıyorum.

İçimden ne gelirse.

Kısa Kısa 

  • Vejetaryenim.
  • Cinsiyet ve Kadınlık üzerine çalışıyorum.
  • Hayvan hakları savunucusuyum.
  • Kadın hakları savunucusuyum.
  • Yengeç burcu ve über duygusal bir insanım.
  • Planlı işleri sevmem.
  • Doğaya ve doğanın gücüne inanıyorum.
  • Köpeksiz bir hayatı düşünemiyorum.

 

 

Hakkımda” için 6 yorum

  1. Ne güzel dile getirmişsiniz yaşadıklarınızı. Sizin gibi myomlarım olmadı ama gül bahçesi içerisinde de geçmedi hamileliğim. Ben de ilk testte negatifi görüp inanmayan, bende bi değişiklik var kesin hamileyim diyen; eski hamile yeni anneyim. Çok haklısınız böyle anlatımlara daha çoook ihtiyaç var, ki insanlara umut olsun. Umarım kızınızla daha az stresli mutlu günler geçirirsiniz 🙂

    Beğen

  2. Ne kadar güzel yazmışsınız. Tam da kendimi çok eksik hissetmeye başladığım zamanda karşıma çıktı bu yazı 🙂 Ben neden yapamıyorum, ben neden onlar gibi olamıyorum dediğim zamanda.

    Beğen

    1. Ne mutlu bana.. Bu “kendimi çok eksik hissetmeye başlamıştım” düşüncesi tüm annelerin hayatında var. Tam da bunun için yazmaya çalışıyorum. Çok sevindim artık yalnız hissetmemenize.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s