Toksoplazma ve Hamilelik : Kedi evden gitmeli mi?

Henüz hamile değildim. Hatta evli bile değildim. Ufukta bir bebek haberi de yoktu. Bizim üniversitenin karşısında, tüm öğrencilerin hocaların severek gittiği eski usul bir pideci vardı. Yani şu yeni zincirlerden değil. Ben vejetaryen olduğum için (bu başka bir yazının konusu) bu pideci de sebzeli pideyi aşırı iyi yaptığı için, aynı üniversitede çalıştığımız annem ile bazen iş çıkışı giderdik. Haliyle pidenin yanında ortaya güzel bir salata da ikram edilirdi.

Her şey iyi hoşken, bir gün annem de ben de grip benzeri belirtiler yaşamaya başladık. Daha çok nezle gibi de diyebiliriz. Burnumuzun akması, hafif ateşli halsizlik hissiyatı. Tabii aklımıza sadece üşütmek, bulaşıcı virüsler vb. geliyor. Neyse bu durum uzunca bir süre devam etti, geçmiyordu. Fakat nezle gibi grip gibi de şiddetlenmiyordu. Aynı dozda devam ederek insanı yoruyordu.

Birkaç rutin tahlilden sonra hiçbir sorunumuz olmadığını tahlillerde gördük. İyi güzel dedik ama bir anormallik olduğu belliydi. Bunun üzerine annem konuyu kendi ihtisasına taşıyarak (mikrobiyoloji) var bu işte bir iş dedi ve İzmir’de bu testlerde son derece iyi olan Ege Üniversitesi Hastanesi’ne (en iyi kit ve test eden makina) giderek testimizi yaptırdık. Sonuçlara bakınca ikimiz de toksoplazma gondili adlı parazit ile tanışmıştık. Vücudumuz direniyordu ve sonunda bir kere vücuda girdikten sonra bu parazite direnç kazanmış oluyordunuz. Biz antibiyotik kullandık ve bu hastalığı atlattık. Sonrasında da bir daha geçirmeyeceğimizi biliyoruz. Çünkü bir kere geçiren kişi bağışıklık sağladığı için bir daha geçirmiyor. Burada önemli olan bağışıklığınızı güçlü tutmanız ve gebe olmamanız. 

Peki biz bu hastalığı daha doğrusu paraziti nerede kazanmıştık? 

Biz bu hastalığı tahminimize ve ikimizin de ortak paydası olarak bulduğumuz meşhur pidecimizin güzide salatalarından kaptığımızı düşünüyoruz. Salatalar muhtemelen iyi yıkanmadı ve aşağıda yazdığım sürece maruz kaldı.

Akla ilk gelen bu hastalıkla beraber kediler oluyor. Bu konuda bilgisi olmayan . çoğu insan, kulaktan dolma cümlelerle hamilelikte kedi olmaz diyerek abuk propagandalar yapıyor. İşin aslı şu:

  • Evet, bu parazit dişi / erkek kedilerin bağırsağında ürüyor.
  • Ve hastalıklı kedi dışkısının herhangi bir yiyeceğe bulaşması ile size ulaşıyor.
  • Bu yiyecekler genellikle iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler oluyor. Özellikle marul!
  • En önemlisi, kedilerde bu hastalığın üreyebilmesi için kedinin hastalıklı bir hayvanı yemiş olması gerek!
  • Tüm iç dış parazit aşıları düzenli gerçekleştirilen evcil kedilerde bu tehlike söz konusu bile değil.
  • Bu parazit yalnızca kedi dışkısından bulaşmaz! Pişmemiş veya az pişmiş etten, pastorize olmayan sütten de bulaşabilir.

Korunmak İçin Neler Yapabilirsiniz? 

  • Benim edindiğim derse göre, restoranlarda gelen salatalar konusunda şüpheci olmanız. Ne kadar yıkandığı, nereden geldiği belli olmayabiliyor.
  • Evde salata yapacağınız zaman özellikle marulu özenle yıkamanız.
  • Aynı şekilde diğer tüm meyve ve sebzeleri de aynı özenle yıkamanız.
  • Pişmemiş et, şarküteri ürünü (salam, sosis vb.) tüketmeyin.
  • Pişmemiş eti doğradığınız bıçak vb. aletleri çok iyi temizleyin.
  • Ete el ile temas etmeyin, eldiven kullanın.
  • Pastorize olmayan süt (çiğ), peynir tüketmeyin.
  • Kedi, köpek gibi evcil hayvanınızın dışkısını temizlemeniz gerekiyorsa mutlaka eldiven kullanın. Köpek dışkısında bu sorun çok nadir görülüyor.
  • Evcil hayvanınızın iç dış parazit gibi düzenli aşılarını ihmal etmeyin, sokakta veya dış alanlarda serbest gezmesine izin veriyorsanız ne yediğini kontrol edebilmelisiniz.
  • Mümkünse, kedinizin hamileliğiniz sürecinde ev dışına çıkmasına izin vermemelisiniz. 
  • Kedinize mama olarak pişmemiş et vermeyin.
  • Bahçe, toprak gibi işlerle ilgilenecekseniz mutlaka eldiven kullanın.
  • Çiğ köfte gibi içeriği belirsiz gıdaları sokaktan alarak tüketmeyin.

Gebelikte toksoplazma gondili paraziti ile tanışırsanız neler olabilir? 

Ben bu parazitin etkilerini gebeliğimden önce geçirdiğim için şanslıydım, çünkü artık geçirmeyeceğimi ve bebeğimi etkileyecek bir durum yaşamayacağımı biliyorum. Ama, eğer siz bunu gebelik sürecinde yaşarsanız, özellikle de grip/nezle gibi düşüncelerle geçiştirirseniz sonuçları çok ciddi olabilir. Örneğin;

  • Bu paraziti gebeliğin ilk dönemlerinde taşırsanız, düşük veya ölü doğum gibi tehlikelerle karşılaşabilirsiniz.
  • Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde geçirirseniz; bebeğinizde zihinsel problemler, beyinde hasar, su toplama, işitme ve görme bozuklukları gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
  • Bebeğinize bulaşıp bulaşmadığını kan testi yaptırarak öğrenebilirsiniz.

Bu durumda, gebelik döneminde dikkat! çok önemli. Fakat her zaman altını çizmek gerekiyor, evcil kediniz varsa parazit tedavilerine dikkat göstererek, özellikle gebeliğinizde dışkısından uzak durarak (evde başka biri varsa ondan yardım isteyerek) veya eldiven kullanarak, aynı zamanda kedinizin yediklerini kontrol ederek, sokağa salmayarak bu tehlikeden uzak durabilirsiniz. Kedinizi evden uzaklaştırmanız, sokağa bırakmanız veya başkasına vermenize gerek yoktur!

Tedavisi Var Mı? 

Gebe olmadığınız zaman bu parazitin tedavisi antibiyotik ve vücut direncinizi yüksek tutmak.

Gebelikte tedavisi ise mutlaka doktorunuz ile kararlaştırmanız gereken bir süreç.

Özetle, hamileliğinizde başta toksoplazma gondili olmak üzere parazitlerden korunmak için almanız gereken birçok önleme dikkat etmelisiniz. Hamilelik hep söylediğim gibi zorlu ve hassas bir dönem. Ve bazen hamilelikte kaç kilo aldığınızdan veya yoga yapıp yapmadığınızdan daha önemli mevzular var.

Ve evet, kedi evde kalıyor.

 

 

 

Reklamlar

İlk Anneliğim: Joy ve Yulaf

Joy ve Yulaf

Yukarıda görmüş olduğunuz benim ilk anneliğimin kızları : Joy ve Yulaf.

Daha önce Joy’un adına açtığım ve yalnızca köpek bakım bilgilerinden bahsettiğim bir blogum vardı. Sürdüremedim. Ve onları da avokado gibi anne çatısı altından ayırmamam gerektiğini fark ederek, yer yer onlarla ilgili de yazılar yazacağım.

Kısa özgeçmişleri 

Joy : Hakkımda kısmında da bahsettiğim, evliliğimizin 2. ayında benim fotoğrafını görüp dayanamayarak ve eşime yoğun ısrarlarım ile sahiplendiğimiz German Shorthair Pointer kızımız. Aslında ırkının pek bir önemi yok. Hatta kırmalık taşıyor Joy. Fakat huyunu tahmin edebilmeniz için ırklarından bahsedeceğim.

Joy Yavru 3Bize gelmeden önce Joy İzmir-Çeşme otobanında annesi ve 2 kardeşi ile aç bir şekilde şaşkınca gezinirken bulunmuş. Buradan onları bulup İzmir Yüksek Teknoloji Üniversite kampüsünde yuvalar hazırlayarak hayatlarını kurtaran Nurhan ve Ozan’a tekrar teşekkür ederim. Bütün kardeşleri ve Joy güzel yuvalara gitti. Anneleri ise kampüsün tatlı köpeği oldu.

Bu sırada biz Joy’u sahiplendiğimizde yukarıda ve aşağıda gördüğünüz fotoğraflardaki gibiydi. Uzun bir süre alerjileri ile başettik çünkü sokakta annesinde uyuz başlamıştı ve Joy‘a da bulaşmıştı. Fakat bu tedaviler 1-2 ay sonra çok güzel sonuç verdi ve eser kalmadı kirden 🙂 Hatta öyle ki, Joy ne zaman parka gitse herkes tüylerinin parlaklığına, atletikliğine övgüyle baktı. Hatta sokaktan sahiplendiğimizi öğrendiklerinde insanlar çok şaşırdı. Yani, her şey sizin elinizde. Bu kafasında otlar samanlar olan perişan yavru, en üstte paylaştığım dalyan gibi bir köpeğe dönüştü.

Daha önce mama seçimlerimi ve köpek bakım ürünlerimi detaylı anlatıyordum blogumda. Yine bununla ilgili bir yazı yazarım belki. Ama kısaca biz Joy‘un gelişimi sırasında Acana Heritage Large Puppy mamasını tercih ettik. Linke tıklayarak inceleyebilir, alabilirsiniz. Uzun bir süre Joy sadece bu mamayı yedi ve tüy dökme, kaka düzeni, cilt kokusu gibi her konuda çok mutluyduk. Temiz içerikli mamalardan biri. Fakat biraz maliyetli olabiliyor. Sonra uzun araştırmalarım sonucu Brit Premium Hypo-Allergenic Kuzulu ve Pirinçli Köpek Maması ile devam ettik. Önemli olan markadan çok içerik. Aynı markanın kötü içerikli mamaları da mevcut. Bu mamasını alerji karşıtı olması ve temiz içeriği ile tercih etmiştim. Daha sonra da yine araştırmalarım sonucu en son Happy Dog Supreme Sensible mama ile devam ettik. Ve bu mamadan oldukça memnun kaldık. Hem içerik, hem lezzet ve etki olarak. Kısaca mama tercihimiz bu yönde oldu. Eğer hassas bir köpeğiniz varsa, eğer özel bir diyete ihtiyacı vb. yoksa mutlaka tavuksuz mamaları tercih etmelisiniz diyerek bu bahsi kapatıyorum.

Joy son derece hiperaktif, sosyal ve iyi huylu bir köpek oldu. Söylememe gerek bile yok, bir av köpeği olmasına rağmen, av kültürüne çok karşı olduğumuz için bu gibi görevlerde asla kullanılmadı. Hatta hiç saldırgan bir köpek de olmadı. Kedilerle, kuşlarla arası son derece iyi oldu şaşırtıcı bir biçimde. Bu aralar bolca sosyalleşme ve sincap kovalama gibi görevleri nedenleri ile dedesinin evinde bir alabey ve bir kangal ile takılıyor. Kaslarına kuvvet 🙂

Yulaf : Yulaf bize hiç hesapta yokken geldi. Nasıl olduğunu biz de anlamadık. Bir gün sayısız yuva arayan yavru ilanı ve telefonuma gelen fotoğraflar arasından bir Yorkshire Terrier bana bakıyordu. Daha önce hiç yorkie bakmamıştım, kişiliğini tanımıyordum. Yuva arıyordu. Ailesi ile yollarını ayırması gerekliydi. Sahibi iyi bakabilecek birini bulmadan vermeyecekti ve bildiğiniz hikayeler. Nedense hemen arayıp görüşmek istedim. Sahibini neredeyse ikna ederek, dil dökerek, Yulaf‘ı bir gün bize getirdim. Eşim şaşkın, ben şaşkın, Joy hepimizden daha şaşkındı. Kimdi bu tüylü küçük arkadaş?

Birbirlerine alışmaları 2 gün sürdü. Ben rahat davrandım. İlk gece Yulaf‘ı bir odadan dışarıya adım attırmayan Joy, 2. günün sonunda Yulaf ile aynı evde başbaşa kalmıştı. Dediğim gibi çok sosyal bir köpek olmasının etkileri ile bu tüylü arkadaşı hemen bağrına bastı. (Tam olarak bağrına bastı diyemeyiz, değişik bir oyun oynama yöntemi var :))

O gün bugündür Yulaf da bizimle. Ailemizin en komik üyesi. Ciddiyet nedir bilmeyen, kucakların vazgeçilmezi, biraz dağınık, biraz pespaye ruhlu, köpeklerle arası olmayan insanları bile kendisine aşık edecek kadar şeytan tüylü bir bıdık. Onu tanımasaydık nasıl olurdu hayatımız bilmiyorum. Onunla sabahları mutsuz uyanmamız imkansız.

Yulaf için de geldiği zaman önce Acana Puppy Small Breed ile başlamıştık. Çünkü bize geldiğinde 10 aylıktı. Şimdi Ocak ayında 2 yaşında olacak. Sonra Happy Dog Mini İrland ile devam ettik. Tavsiye ediyorum. Joy ve Yulaf 2

Tüy bakımı, kulak içi bakımı, gözlerinin akıntılı olması (terrier özelliği), soğuklar gelince mutlaka kıyafet ihtiyacı derken Yulaf biraz daha bakım isteyen bir pati bebişi.

İşte bizim ailenin ilk üyeleri. İlk anneliğim onlarla başladı. Arkalarından koşmam, bütün çiş-kakalarını temizlemem, oyun parklarında sosyalleşsinler diye beklemem, en iyi mamayı yesin, yedi mi yemedi mi diye günlerce cebelleşmem, uykuyu öğrenmesi için özellikle Joy ile geçirdiğim uykusuz geceler, cilt problemleri olduğunda cildinden örnek alınırken veterinerde bayılmam gibi sayısız annelik görevini onlarla deneyimledim.

O yüzden, benim için annelik tabii ki aynı olmasa da hafif torpilli ve provalı bir deneyim olacak. Umarım yeni gelecek bebişimiz ile uyum içinde kardeş kardeş oynarlar 🙂

Bu vesile ile #satınalmasahiplen

Tüm pati annelerine sevgilerimle..