Hamilelikte Okunacak 8 Kitap

Kimisine göre çocuk bakımı veya hamilelik kitaplardan öğrenilecek bir şey değil, kimisine göre başucu yardımcıları. Bana sorarsanız evet deneyimler çok farklı olacak eminim, ama okuyarak da çok şey öğrendiğimi saklayamam. Eğer çocuk bakımı, hamilelik vb. konularda hiçbir fikriniz yoksa bence okumak gerçekten önemli. Hatta fikriniz varsa da güncel bilgileri okumak iyi olabilir. Doğru bilinen yanlışlar bence inanılmaz fazla. Kulaktan dolma bilgileri bir kenara bırakmak isteyenler için, işte okuduğum ve değerlendirdiğim kitaplar. Satın almadan önce fikriniz olsun.

  1. Mayo Clinic Sağlıklı Gebelik Rehberi
    Bu kitap hamile kaldığımı öğrendiğimde ilk aldığım kitaptı. Mayo Clinic referansına güvenerek almıştım. Hafta hafta hamileliği toplam 10 aya bölerek yaşadıklarınızı ve yaşayacaklarınızı son derece detaylı, gerçekçi ve tıbbi bir şekilde anlatıyor. Hiçbir yerde yazmayan, bilmediğim detayları öğrendim. Bebiş kalça sinirlerime bası yapıp yürüyemez hale geldiğimde bunun başıma gelebileceğini sadece bu kitap söylüyordu. Tıbbi referanslar içermesi nedeni ile oldukça güvenilir.Hafta hafta gebelik takibi dışında bebek bakımı, evcil hayvanınızı bebeğiniz ile tanıştırma, partneriniz ile veya tek başınıza bebek büyütme konularında detaylı bilgiler yer alıyor. Normal doğum ve sezaryen sürecini iki ayrı başlıkta inceliyor. Hatta sezaryen operasyonunu bu kadar detaylı anlatan bir başka kaynak görmedim. Biraz korkutucu olmakla birlikte (benim gibi fobikseniz) ne ile karşılaşacağınızı, ameliyat yaranıza nasıl bakacağınızı vb. konularda tüm bilgileri veriyor.

    Okuduğum tüm kitaplar içinde açık ara en sevdiğim kitap oldu diyebilirim. Tam bir referans kitabı. Sıkmadan, yormadan, bilimsel ve net. Şuradan satın alabilirsiniz.

  2. Tracy Hogg – Yeni Annelere Mucize Çözümler

    Eğer hamileyseniz veya yeni anne olduysanız, Tracy teyzemizin ismini mutlaka duymuşsunuzdur. Duymadıysanız da hazır olun, o bu dünyanın İncil’i sayılabilecek bir kitap yazmış. Bebeklere Fısıldayan Kadın olarak da anılan Tracy Hogg uzun zaman önce hayatını kaybetse de, kitapları annelerin başucunda durmaya devam ediyor.Bana kalırsa kitabından çok, önerdiği metotlar önemli. Kitabı çok uzun sürede bitirebildim çünkü okurken biraz sıkıldım. Sebebi; Tracy’nin kitabı her şeyi çözmüş bir dille yazmış olmasıydı. Okurken kutsal kitabı okur gibi saptırılamaz doğrulardan bahsediliyor hissine kapıldım. Birkaç arkadaşım da aynı şeyi söyledi. O yüzden bu konuyu boşverin. Bu kitapta esas önemli olan ve herkesin üstüne konuştuğu 3 nokta var :– E.A.S.Y Metodu : Bunun için ayrı bir yazı yazmak gerek. Ama meşhur E.A.S.Y (kolay) metodu, 4 farklı aktivetinin belirli bir düzen çerçevesinde ve arka arkaya uygulanarak bebeği ve kendinizi mutlu etmek üzerine kurulu. Bu metot sayesinde ebeveynlerin günlerini planlaması, bebeklerinin bakımının kolaylaşması ve tahmin edilebilir sonuçlar alınması isteniyor. Tracy bunun %100 çalıştığını söylüyor. Uygulayan ve mutlu olduğunu söyleyen de çok insan var. Fakat bence hayatın sırrını çözmüş gibi heyecanlanmayın. Sadece rutin oluşturma konusunda iyi bir metot.
    – Karakter Analizi : Bu da aslında her bebeğin farklı olduğunu ve bu nedenle uyku, beslenme, rutin oluşturma, banyo gibi konularda her bebeğin farklı cevapları olduğunu vurgulayan bir konu. Bebek çeşitleri var ve siz bebeğinizin hangi kategoriye girdiğini bularak, yaklaşımlarınızı buna göre düzenliyorsunuz. Burç gibi bi’şey.
    – Uyutma Yöntemi : Tracy’nin uyku yöntemi,  birçok farklı uyku ekolünden biri olarak kabul ediliyor. Benimseyenler çok. Kitabı uyku üzerine bir kitap sanarak almayın. Zira çok bahsetmiyor. Basitçe bahsetmek gerekirse yatır kaldır ve pışpışla üzerine kurulu bir metot. Fakat dediğim gibi bu da ayrı bir yazının konusu.

    Kısaca bu kitap ile bebeklerde rutin dünyasına yumuşak bir giriş yapabilirsiniz. Bu kitabın bir de Bebek Bakımlarına Mucize Çözümler diye benzeri var. Yine aynı yazarın. Orada sanırım biraz daha ilerleyen yıllar anlatılıyor. Benim önerdiğim yenidoğan dönemi için uygun. Şuradan satın alabilirsiniz.

  3. Kim West – Sleep Lady İyi Uykular Tatlı Rüyalar

    Bu kitabı başka bir uyku ekolünü anlamak için almıştım. Kitap tamamen uyku üzerine kurulu kalın bir kitap. Metot yenidoğan döneminden çok, özellikle ilk 3 aydan hatta 6 aydan sonrasına dayanıyor. Oda ayırmak konusunda başarılı çözümler sunan Kim West‘in ayrıca kendi eğitiminden geçerek sertifikalanmış eğitmenlerinin Türkiye’de şöyle bir uyku okulu da var. Diğer ülkelerdeki koçları da bu listeden bulabilirsiniz.Kısacası bu kitabı uygulamaya henüz başlayamayacağım için devamını pek okuyamadım fakat yazım dilini ve yaklaşımını beğendim. İlerleyen dönemlerde özellikle odaları ayırma konusunda destek alacağım bir kitap gibi duruyor. Bu arada Kim West metoduna göre ilk 3-6 ay arası co-sleeping dediğimiz aynı odada farklı yataklarda (siz kendi yatağınızda, bebek kendi beşiğinde) uyuma modeli destekleniyor. Bana da bu uygun geldiği için diğer yaklaşımlar da işime yarayacak. Eğer siz, bebek 40 günlükken odanızı ayırmayı benimsediyseniz, belki başka konularda destek bulabilirsiniz.Bu tür metotlarda ve kitaplarda bebeğin ağlamasına aldırılmadığı, bebeğini ağlatarak uyutmanın da kabul edilemez bir şey olduğunu düşünenler olabilir. Bence hiçbir yöntem Ferber‘in ağlatma metodu değil. Bu yüzden seçim size kalmış.

    Şurada satılıyor.

  4. Hetty Van De RijtFrans Plooij – Harika Haftalar 

    Bu kitabı da mucize kitap olarak değerlendirenler çok. Bebeğinizin ilk 20 ayında geçireceği atakları anlatıyor. İki doktorun hazırladığı kitap oldukça bilimsel dayanaklara sahip. Kitabı bebeğiniz büyürken takip etmeniz ve başınıza gelecekleri okuyup şaşırmamanız iyi olacaktır.Ben kitabı severek aldım ama esas ilgimi çeken bir de aplikasyonunun olması. Ki kolay kullanımlı aplikasyonlar her an telefonumuzda bizimle her yerde. Bu uygulama sayesinde de ağlama krizlerinin sebeplerini anlamak; büyüme ataklarını önceden gelen alarmlar ile takip etmek son derece faydalı duruyor. Özellikle her krizde doktora koşmak istemeyenler için birebir.
    Şuradan alabilir, şuradan  da indirebilirsiniz.
  5. Pamela Druckerman – Bebeğinize Fransız Kalın!
    İtiraf edeyim önce bu kitaba kendimi çok uzak hissetmiştim. Sonra bir yerlerde yorumunu görünce dikkatimi çekti, aldım ve iyi ki almışım, bayıldım. Çünkü kitap diğer kitapların aksine bir eğitim öğretim kitabı değil. Gerçek bir Amerikalı annenin Paris’e taşındıktan sonra annelik, ebeveynlik, kadınlık üzerine yaşadıklarını anlatan kitap oldukça sürükleyici. Ayrıca Fransız kadınlarının anneliği üzerine de oldukça öğretici tiyolar mevcut. Şuradan alabilirsiniz.Sonraki kitaplarında kendi içinde tutarsızlıklar yaşadığını söyleyenler olsa da, benim için bir ufuk yaratan bu kitabı bence tüm ebeveynler okumalı. Özellikle kültürel farklılıklara meraklıysanız.
  6. Uzm. Gelişim Psikoloğu Sinem Özen Canbolat – Bebeğimle Oynuyorum
    0-6 ay için 101 oyun başlığı ile çıkan kitap gördüğüm an dikkatimi çekmişti. Oyun oyundur işte canım minicik çocuğun ne oyunu olacak agucuk gugucuk diye düşünenlerdenseniz biraz yanıldığınızı söylemekte fayda var. Kitapta motor gelişim sisteminden, duruş pozisyonlarına kadar doğru oyunları anlatıyor. Tabii bu oyunlar özellikle ilk aylar için sandığınız kadar komplike şeyler değil. Topu topu 5 dakika sürüyorlar.Kitap özellikle babalar için harika. Arda severek okudu ve uygulayacağına eminim. Şuradan satın alabilirsiniz.
  7. Harvey Karp – Mahallenin En Mutlu Bebeği
    Harvey Amca da bebek bakım dünyasında adı sıkça geçen duayenlerden. Seveni çok. Kitabı yine bir ekolü anlatıyor. Bu da 5 temel prensip üzerine kurulu. Harvey Karp‘ın yaklaşımları bazı noktalarda bana hitap etse de birkaç konuda uygulayacağımı sanmadığım noktalar var. Fakat en önemli özelliği, bebeğimizin ilk 3 ayı için aslında anne karnında geçirmesi gereken son 3 ayı olduğunu; yani 3 ay erken dünyaya gelmiş gibi düşünmemizi söylemesi. Bu nedenle ilk 3 ay şımartma diye bir şey olduğuna da inanmıyor. (katılıyorum) Bunu da çok güzel bir biçimde tarihten, kendi gözlemlerinden ve anektotlardan alıntılayarak anlatıyor. Genel kültür örnekleri şahane.Kundaklamaya, yan ya da yüzü koyun yatırmaya, ŞŞŞ sesine, sallamaya ve emmeye inanıyor. Bu şekilde bebeklerin ağlamalarının hızla geçeceğini söylüyor ve buna dair videoları var. Şuradan izleyebilirsiniz. Zaten bu en altı çizilen özelliği. Bugün meşhur olan white noise (beyaz gürültü), kundaklama gibi aksiyonlar Harvey Karp‘ın Amerika’da yarattığı yeni akımın ürünleri.

    Kundaklama, yan ya da yüzü koyun yatırma ve ŞŞŞ sesi dışında sallama ve emme sürecine katılmıyorum, katılmak da istemiyorum. Çünkü bunlar daha sonra alışkanlığa dönüşüp aileleri çileden çıkaran durumlar halini alabiliyor. Bazı önerileri de (örneğin bebeğin makatını zeytinyağı ile dürterek uyarmak ve kaka yapmasını sağlamak gibi) bana çok ilkel geldi.

    Ama benim annelik, kadınlık üzerine savunduğum düşünceleri oldukça başarılı yansıtan şu cümleleri alıntılamadan geçemem :

    Bir bebeğe annelik etmek ne kadar muhteşem bir duyguysa da ne otomatik ne de içgüdüseldir. Bebek bakıcılığı yaparak ya da kardeşlerinize bakmaya yardım ederek çok vakit geçirmediyseniz, bebeğinizin size, altı kollu bir Hindu tanrıçası olmanız gerektiğini hissettirmesi sizi şaşırtmasın. Birçok kadın için yeni doğan bebeğine annelik etmek, karşılaştıkları en zorlu iştir!

    Yine de ekollerin birleşmesinden güzel şeyler doğar diyerek okumak isteyenler, şuradan satın alabilir.

  8. Ayşe Öner – Hamilelik Doğum ve Bebek Bakım Kitabı

    Ayşe Öner’i de tüm tontonluğu, tüm kibarlığı ve sıcak anlatımları ile tanımayan varsa bir an önce tanımalı. Ama bu tanışma bence kitabı ile değil, youtube videoları, düzenlediği eğitimler ve son zamanlarda Instagram üzerinden yaptığı canlı yayınlar ile daha iyi olur diye düşünüyorum. Kitabı bazı eleştirlere rağmen almıştım ve bu eleştirilerin bir noktada doğru olduğuna karar verdim. Ayşe Öner belli ki bazı markalar ile işbirliği yapıyor. Bunlardan biri de her yerde bangır bangır gördüğümüz hatta bence sponsorluğunu üstlenen Philips Avent. Ama bu durum, markalar konusunda öneri vermeyi aşıp Ayşe Öner’in tamamen Philips Avent‘in marka yüzü olmasını yaratmış.

    Kitapta belirli kategorilerde Avent dışında başka bir ürün tavsiyesi göremiyorsunuz. Bunu da geçtim, kocaman mobilya ürünleri vb. markaların tanıtım yazıları var. Bunlar gerçekten çok sıkıcı olmuş. Tüm sponsorlar veya işbirlikçiler kitabı işgal etmiş gibi. Aralardan da bir iki samimi tavsiye çekip çıkarabiliyorsunuz.

    Bu nedenle kitap bana elinize aldığınız karıştırmalık bir dergi gibi geldi. Her yerde bulabileceğiniz başlıklar var. Dediğim gibi, Ayşe Öner’i seviyorsanız başka mecralardan takip edin.


    Not :
    Okuduğum diğer kitapları tavsiye etmeye değer bulmadığım için eklemedim. Listeyi yenilerini okudukça güncelleyeceğim. Sizin de önerileriniz varsa eklemek harika olur!

Reklamlar

Hamilelikte Saç Boyatmak : İki Cepheli Tartışma

Hamile kaldığım günden bugüne, her konuda olduğu gibi bu konuda da “kimsenin işine karışmayın” mottosunu benimseyen tutumları sevdim. Yani “emzirecek misin, zinhar mama verme, bebeği kundaklama, yok efendim köpekle bebek aynı evde olmaz, bebek gelince şu olur bu olur” gibi uzayıp giden infazların hamilelikte ve sonrasında annenin sıklıkla karşılaştığı konular olduğunu öğrendim. Kadın, hamile kaldığı günden itibaren hayat boyu çevresinden (yakın/uzak) sürekli kınama, yargılama, aşağılama, beğenilmeme, eksik kalma korkuları ile yaşamaya başlıyor.

Çünkü annelik kutsal ve bunu en iyi şekilde gerçekleştirmeli! Yoksa sen canavarsın kadın!

Buna her ne kadar katılsam da, bebeğini tuvaletlerde doğurup bırakan veya üstünde sigara söndüren annelerin varlığını hala gördüğümüz için; bebeğini emzirememesi nedeni ile mama veren anneye saldıran insanlar bana deli gibi geliyor.

Bütün bunların farklı bir boyutu da hamilelikte saç boyatmak!

Önce kendi yaptığımı söyleyeyim; bazen bunalımlara sürüklenip içimden gideyim şu saçları boyatayım ruhu geçse de, bunu asla yapmayacağımı anladım. Zaten doğal ürünlere olan merakımdan dolayı ben şampuanımı ve tüm saç ürünlerimi de parabensiz seçtim. Kimyasalların en çok saç derisinden geçtiği bilinen bir gerçek. Bu nedenle vücudum için de kullandığım her şey doğaldı fakat saç derisine özellikle dikkat ettim. Bu yüzden benim için boya imkansız oldu.

Her ne kadar doktorlar, sorun yok demeye başlamış olsa da, bilimsel veriler ile ilgili dikkatimi çeken şu; bilimsel bir deneyin yapılabilmesi için bunun belirli bir örneklemde (yani hamile kadınları temsil edebilecek sayıda kişide) denenmiş olması gerek. Belirli sayıda hamile kadına kimyasal vererek, belirli bir kısmına vermeyerek karşılaştırma yapılacak deneyler etik olmayacağı için; henüz böyle bir çalışma yok. O nedenle çalışmalar, ya hep kusurlu doğumlar üzerinden yürütülmüş ya da ne yazık ki hayvanlar üzerinden.

Bu da demek oluyor ki, aslında elimizde bize güven verecek kesin bir bilimsel araştırma YOK. Ama araştırma olmaması demek, evet sorun da yok demek değil. Ne yazık ki şu an bazı hekimler ve hamileler bunu bu şekilde yorumluyor. Bana kalırsa konu açıklığa kavuşmuş değil. Sizin insiyatifinizde. Yani belki saç derisine gelmeyerek, hava alan (kimyasal solumadığınız) bir salonda, sadece saç uçlarınıza renk katabilirsiniz.

Gebelikte saç boyama ile ilgili bazı kesimler de hamile kadının kendisini iyi hissetmesi gerektiği bu nedenle de ne isterse yapabileceği konusunu savunuyor. Burada dikkat edilmesi gereken ve hep tekrarlanan, düşük riski nedeni ile her şeye dikkat edilen İLK 3 AY SAÇINIZI BOYATMAYIN kuralı. Sonrasında ise işler biraz belirsizlik taşıdığı için sizi mutlu edecekse boyatabilirsiniz cümlesi geliyor. Evet, gerçekten hamilelikte kendini iyi hissetmek çok önemli. Sizin için bu hayati şekilde mutsuzluk teşkil ediyorsa, kendi insiyatifiniz ile konuya karar verebilirsiniz. Tabii ilk 3 aydan sonra ve doktorunuza danışarak. Ama böyle gelip geçici bir hezeyansa, bana göre “değer mi riske arkadaş”.

Peki saç boyaları organik olsa bir şey değişir mi diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bununla ilgili de düşüncem; p-phenylenediamine, dihydroxybenzene ve aminophenol gibi kimyasal maddeler tüm saç boyalarında bulunduğu için bir değişiklik olmayacaktır.

Bazı komplikasyonların da, illa doğumun akabinde ortaya çıkmadığını da unutmamak gerek. Yani bebeğim sağlıklı doğdu sorun yok demek biraz yanılgı olabilir. Doğum sırasında aynı şekilde protez tırnak yaptırmak, hijyenik koşullarından emin olmadığınız (steril aletler) bir yerde manikür-pedikür yaptırmak da son derece riskli. Oje konusunda da bu şekilde şiddetli tartışmalar sürüyor. Hamilelikte oje sürmek de henüz bilimsel bir araştırma konusu olmamasına rağmen, tırnak etlerinizin açık olması ve buraya nüfuz edecek kimyasallar konusunda bazı anne adaylarına tedirginlik verebiliyor. Mesela ben oje konusunda daha esnek davrandım. İlk 3 aydan sonra bazı zamanlarda içeriğine güvendiğim ojeleri kullandım.

Sonuç olarak bu konu henüz tam olarak netleşememiş ve insiyatife bırakılmış bir tartışma. Ben boyatmamayı ve tüm kimyasal içerikli saç ürünlerinden başından beri uzak durmayı seçtim. Ama bu beni daha iyi bir anne veya wonder woman yapmaz. Kimseye de saçını boyattığı için elimde bir kutu yağlı boya ile hücum etmeyi düşünmüyorum.

Siz de düşünmeyin. Mutlu bir hamileliği elden bırakmayın 🙂

Hamilelikte Çatlaklara Karşı Savaş

Bütün hamilelerin, yani hepimizin ilk akla gelen derdi galiba “çatlaklar”. Konu çatlaklar olunca elimize geleni kullanmak ve sağdan soldan gelen öneriler ile bu çatlaklara karşı savaş açmak ilk hedefimiz oluyor. Fakat bu iş sanıldığı kadar bizim elimizde değil. Bunu öğrendiğimde sanırım savaşa biraz ara verdim.

Birçok kaynakta da söylediği gibi çatlaklar genetik kızlar. Üzgünüm, acı haber. Yani sizin annenizde, anneannenizde doğum sırasında/sonrasında çatlaklar oluştuysa maalesef sizde de oluşma ihtimali çok yüksek.

Fakat bu sistem bende hep ters işledi. Örneğin; hamilelikte bulantı konusunda da anneye benzeyeceğini söylemelerine rağmen, anneme hiç benzemedim ve ben bulantıdam mahvoldum. Daha birçok konuda anneme hiç benzemeyen hamilelik paternleri gösterdim. Bu nedenle, yine ailede başka birisinden farklı bir gen de taşıyor olabilirsiniz. Kimbilir.

Bu noktada yine de genetik nasılsa boşver demeden önce, hamileliğim süresince gerçekten hiçbir fikrim olmadan aldığım fakat sonra herkesin harıl harıl önerdiği Palmer’s yağı kullandım. Detayı için tık tık. Ben İngiltere’den öylesine almıştım. Fakat sonra Türkiye’de şiddetle övüldüğünü görünce çok şaşırdım. Ürünün birebir ambalajını burada bulamadım ama benzer ürünler şu ve şu olabilir.

10051840

Ayrıca bu ürünün göğüs için ayrı bir yağı da var. Ben onun yerine kendi ürünümden stokladım ve göğüslerime de aynısını kullanıyorum. İçindeki yağlar zaten hamilelikte cildinize kullanmanız önerilen yağlar ; shea, cocoa, argan, badem, kolajen ve elastin içeriyor. Ayrıca tabii ki hamilelikte ve aslında her zaman dikkat etmeniz gereken; paraben & phthalate içermemesi. Kokusu da inanılmaz.

Bu ürün dışında başka bir şey kullanmıyorum. Çünkü içeriği yeterince tatmin edici. Sadece ekstra olarak, Body Shop‘tan aldığım kaktüs banyo fırçasını her banyoda düzenli olarak, özellikle bacak/baldır bölgemde kullanıyorum. Çünkü çatlak yalnızca karın bölgesinde olmuyor hemşireler. Vücudunuz müsaitse hemen popoda, bacakta da kendisini gösterebiliyor. Bu ürünü severek kullanıyorum, yorumlarda sert olduğunu söylemişler ama işin sırrı bu zaten. Kan dolaşımınızı arttırıyor. Hamilelikle birlikte gelen diğer bir düşman selülitlere de güzel çözüm. Banyodan sonra kullandığınız bölgelerde karıncalanma ve kaşıntı benzeri hisler olabilir. Korkmayın. Kısa sürede geçecek. Bu iyi sonuç aldığınızın habercisi.

Yine banyoda kaktüs banyo fırçama ek olarak kullandığım, Creightons markasının Shea Butter & Ginger duş jeli var. Gerçekten shea butter sayesinde vücudum nemli ve yumuşak çıkıyorum duştan. Ben zencefili çok sevdiğim için mutluyum kokusundan. Ama farklı versiyonları da mevcut. Gratis‘te bulabilirsiniz. Yine shea butter lı duş jeli kullanmak isterseniz, Body Shop‘ta şu ürün çok güzel.

Fakat hamileliğin ilerleyen dönemlerinde %100 Organik Hindistan Cevizi yağı kullanılmasını önerenler var. Bu ürün aşırı yağlı olduğu için, ilerleyen dönemdeki ciddi gerilmeleri sakinleştirecektir. Fakat uyumadan önce, sevmediğiniz bir gecelik/pijama ile kullanmaya çalışın çünkü gerçekten her yere bulaşabilen çoook yoğun bir yağ. Ben henüz kullanmıyorum.

Ayrıca yine doğal badem yağını önerenler var. Fakat sadece yağ olduğu için bana çok anlamlı gelmiyor. Çatlakların sebebi derinin altındaki dokuların elastik yapılarını kaybetmesi. Yağ sanki sadece nemlendiriyor gibi. Belki de benim bir ön yargımdır. Badem yağı sevenler kullanabilir.

Günün sonunda, şu an gözle görülen bir çatlağım yok.. Ama henüz 29. haftadayım. İşler bundan sonra çirkinleşebilir. Sanki bazı çatlakların habercisi var gibi, ama emin de değilim. Elbet olacaktır ve açıkçası çok da umrumda değil. Çünkü ben elimden geleni yaptım ve hamilelik çatlakları, sezaryen izleri, bıraktığı tüm kilolar ve hatıralar ile kocaman bir olay.

Bu nedenle beden olumlama hareketini hatırlayalım, konuya çok da fazla takılmayalım. Yine de severseniz Palmer’s serisini öneriyorum. Nolur nolmaz bir kullanın 🙂

37. haftadan edit: Göğüslerimde ve belimin yanlarında çatlaklar az da olsa koyu mor şekilde oluştu. Göbeğimde, kollarımda vs. hiç olmadı. Bu morarmalardan önce bir yere mi çarptım neler oluyor diyerek korkabilirsiniz ama korkmayın, hamilelikten sonra mor renk solarak önce pembeye sonra da gri/beyaz renge bürünecek.

Ben hala Palmer’s kullanmaya devam ediyorum. Çatlağı engellemese bile derinizi beslemesi ve son haftalarda yaşayacağınız inanılmaz kaşıntıları ciddi anlamda azaltması bile yeterli. Umarım çatlak ile imtihanım bu kadardır 🙂

Hamileliğimde Kullandığım Vitaminler

Hamilelikte vitamin ihtiyacınızın dev olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum. İlk zamanlarda bebiş zaten bütün depolarınızı boşaltmak üzere silahını kuşanıp savaş alanında yerini almış bulunuyor. Bu dönemde genellikle doktorlar zaten doğumdan önce başlamanızı tavsiye ettikleri folik asit ile devam etmenizi öneriyor. Ama her doktorun eğrileri, doğruları, tercihleri farklı.

Evet, hamileyken ilaç içmek özellikle sormadan bilmeden danışmadan içmek son derece YANLIŞ. Ama vitaminler bu kategoride değil. Yani doktorunuza mutlaka sorup danışmalısınız kısmı hala geçerli sadece rahatlıkla içebilirsiniz. Benim bu süreçte iyi ki geç kalmadan içmişim dediğim vitaminleri paylaşmak istedim. İmkanı olan, bulabilen lütfen depolarını doldurmayı ihmal etmesin. İlerleyen günlerde kesinlikle ihtiyaç duyacaksınız.

  1. Pregnacare (Vitabiotics)

    Hamilelik döneminde okumaya başladığımda karşıma çıkan ve çevremden de sıkça duyduğum bir vitamindi. Biraz araştırınca ve doktoruma danışınca gerçekten iyi bir vitamin olduğunu anladım. Vitabiotics güvenesi altında Pregnacare serisi tamamen gebelik öncesi, gebelik sırası ve gebelik sonrasını kapsayan vitaminler ve takviyeler üretiyor. Ben gebelik öncesinde haberdar değildim kullanmamıştım.Bu vitamin gebeliğiniz süresince ihtiyacınız olan tüm vitaminleri kapsıyor. Günde bir kapsül kullanılıyor. Doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.

    Kullananlardan gelen öneri ile gebelik sonrası için de alacağım. Emzirme dönemi ve genel olarak postpartum dönemi için de seçenekleri var. Ayrıca hap içmekten hoşlanmıyorsanız, şurup versiyonlarını da sitesinde gördüm.

    Detaylı bilgi : https://www.vitabiotics.com/pregnacare/original

    Nerede bulabilirim :  Bu aralar birkaç Türk ecza sitesinde de karşıma çıktı. Ben İngiltere’den aldım. Oralara giden gelen birileri varsa mutlaka sipariş verin. Boots mağazalarında kolayca bulabilirler.

    Bu arda bonus: Hamile kalmak isteyen çiftler için de her iki eş için ayrı vitaminleri mevcut.

  2. Osteocare (Vitabiotics)
     

    Gelelim iyi ki almışım ve içmişim dediğim bir diğer vitamine. Bu da yine Vitabiotics güvencesi ile karşıma çıkan Osteocare. Hamilelikte ciddi kramplar, diz-bel-sırt-bacak ağrıları yaşayacağınız artık her yerde boy boy önceden söyleniyor. Çoğu doktor bu konunun üzerinde anladığım kadarı ile pek durmuyor. O gün geldiğinde bu duruma çok fazla dayanamazsanız ne yapıyorlar bilmiyorum. Fakat ben yine doktoruma danışarak ve biraz da okuyarak kalsiyum-magnezyum almam gerektiğini farketmiştim. Zaman kaybetmeden kullanmaya başladım. Ve gerçekten çok ağır bir hamilelik geçirmeme rağmen kramplardan, ciddi kemik ağrılarından henüz nasibimi almadım. Çevremde benden daha erken gebeliği olup bu ağrılarla savaşan arkadaşlarım var. Benim başıma gelmez demeyin ve mutlaka kalsiyum magnezyum için doktorunuza danışarak bir vitamin seçin.Detaylı bilgi : https://www.vitabiotics.com/osteocare

    Nerede bulabilirim :  Yine aynı serinin bir ürünü olduğu için ben İngiltere’de Boots mağazalarında buldum. Ama bu ürün Türkiye’de var. Fiyatı sanırım biraz daha yüksek. Giden birileri olursa istemeyi unutmayın.

  3. EFA 1200 – Omega 3

    Yine doktorumun önerisi üzerine başladığım, araştırmalarım sonunda bulduğum EFA 1200 Omega Yağı gerçekten gerek dozu gerek yine balık jelatininden yapılması ile beni mutlu etti. (Çoğunda sığır jelatini kullanılıyor, ben pesketaryen olduğum için – yani sadece deniz mahsülleri tükettiğim için – onları içmek istemedim.)Omega 3 kullanımına genelde doktorlar 4. aydan sonra başlayalım diyorlar. Fakat yapılan araştırmalarda artık gebeliğin başlangıcı hatta öncesinde bile Omega 3 kullanımının öneminden bahsediliyor. Bebeğe çok ciddi destek olmakla birlikte, anne için de hormonal dengesizlikten kaynaklı depresyonu engellediğinden bahsediliyor çalışmalarda. Özellikle, doğum sonrası lohusa depresyonunu engellemek için doğumdan sonra da devam edilmesi şiddetle öneriliyor.

    Detaylı bilgi : https://www.eczane.com.tr/new-life-efa-s-1200-45-kapsul

    Nerede bulabilirim : Türkiye’de eczanelerde kolayca bulabilirsiniz.

 

18. Hafta: Kullandığım hamilelik uygulamaları

Merhaba!

18. haftaya bugün girdik ve şu an göbeğimde bir enginar var! Şaka değil. Bu uygulamalar insanı türlü türlü meyveye sebzeye sempati göstermeye itiyor. Kendinizi bu hafta şeftaliyiz, hani daha dün drajeydik ne ara buralara geldik soruları, şaşırmaları içinde buluyorsunuz.

Peki nedir bu uygulamalar? 

İlk günden beri, hatta hamile kalmadan önce bile telefonumda ovülasyon (yumurtlama takvimi) takip eden bir uygulama vardı. Bu uygulama beslenme, uyku düzeni veya vücuttaki tepkiler ile ilgili bana çok şey öğretti. Tıp uzmanları tarafından hazırlanan kapsamlı bir uygulama. Aşağıdaki listede adını yazacağım. Gebelikten sonra sizi zaten otomatik olarak gebelik versiyonuna alıyor. Yani topluca güncelleniyorsunuz. Bununla beraber şu an telefonumda 4 uygulama var. Hepsini fıkır fıkır takip ediyorum. Hafta hafta gebeliğinizi, bebeğinizin durumunu, gelişimini tahmini olarak takip etmenizi sağlıyor bu uygulamalar. Size bildirim de yolluyor bazıları. Vücudunuzdaki değişimleri daha gerçekleşmeden bir falcıdan duyar gibi okumak da insanın hoşuna gidiyor veya en azından endişeleri aza indiriyor. En güzel haber ise bahsettiğim tüm uygulamalar ÜCRETSİZ. Ben Apple Store‘dan indiriyorum. Android için seçenekleri de büyük olasılıkla mevcuttur.

Benim gibi birçok kaynak okumaya meraklı olsanız bile, bu tür uygulamalar ayrıca pratik ve kısa biçimde, bilinmesi gerekenleri özetliyor. Fakat dikkat etmeniz gereken, yabancı kaynaklı uygulamalarda bazı uygulama farklılıkları (mesela ultrason tarihleri, ilk kontrol günü, vb) oluyor. Bunlar o ülkenin sağlık sistemi ile paralel hazırlanmış. Türkiye’de ultrason işi biraz almış başını gidiyor. Bugün doktorunuzu ne zaman arasanız ultrason muayenesi olabiliyorsunuz. Devlet veya özel. Farketmez. Fakat örneğin İngiltere’de bu normal sağlık sisteminde (NHS) yılda 2 kere planlanıyor. Normal şartlarda. Bunun dışında cinsiyet öğrenmek, veya bunun gibi spesifik konularda yalnızca ultrason muayenesi içeren randevuları özel kuruluşlardan para ile satın alabiliyorsunuz. O nedenle uygulamalara aşırı kapılmayın. Hekiminiz ile irtibat halinde olun. Uygulamalara kapılıp hekiminizi sorguya çekmeyin. Bu uygulamalar sadece sizi gündemde tutması için faydalı.

Ben hangi uygulamaları kullanıyorum? 

Ben 2 yabancı 2 Türk kaynaklı uygulama kullanıyorum.

  1. Ovia Pregnancy 
    ovia pregnancy ile ilgili görsel sonucu
    Yukarda da sözünü ettiğim bu uygulama ile aslında Ovia Fertility Tracker & Ovulation Calculator App ile tanıştım. Bu uygulama ile regl dönem takibi, gecikmeler, fertility score (üreme ihtimalimin yüksek olduğu günler), hamilelik testi yapılması gerekiyorsa en uygun günler gibi takipleri yapıyordum. Ayrıca aldığım ilaçları, vücudumdaki ağrı, sızı, akıntı gibi gelişmeleri de kaydediyordum. Böylece Ovia akıllı bir program olarak bana öneriler sunuyordu. Ben de aşırı unutkan biri olarak, takibimi kolayca yapabiliyordum.ovia fertility app ile ilgili görsel sonucuovia fertility app ile ilgili görsel sonucu
    Hamile kaldığımı programa işaretlediğimde otomatik olarak Ovia Pregnancy uygulamasını yükledi. Böylece tekrar benim bilgilerim ile konuya devam edebildik. Ovia‘yı seviyorum; güzel makaleleri oluyor. Ayrıca bebeğinizin el-ayak boyutunu tatlı bir görselle gösteriyor. Bu hafta Ovia’ya göre bizim kurabiye, tatlı patates (sweet potato) kadar 🙂
    İlgili resimovia pregnancy ile ilgili görsel sonucu
    Yine önceki programında olduğu gibi buna da gelişmelerinizi, notlarınızı, doktor randevularınızı, fotoğraflarınızı, kilonuzu, tekmelemele sayılarını, kasılmalarınızı, ilaçlarınızı not edebilirsiniz.Bir sonraki etabı ise Ovia Baby First Milestones & Development. Bu programda da anladığım kadarı ile bebeğinizin dönemsel gelişmelerini takip edebileceksiniz. Ben daha o chapter a gelemedim. Geldiğimde bebekler için kullandığım uygulamalarda yazarım.
  2. The Bump
    the bump app ile ilgili görsel sonucu
    Gelelim ailemizin gözdesi The Bump‘a. Tam bir Amerikan uygulaması bana sorarsanız. Gerçek sorular gerçek cevaplar diye bir bölümü de var. Bebeğinizin hafta hafta hangi sebze meyve olacağını ve hafta hafta size neler ile karşılaşacağınızı, bebeğinizin ise içerde ne işler karıştırdığını anlatıyor. Özellikle babalar için de keyifli bir program. Babalara uzun uzadıya kitap okutmak, ürün araştırtmak falan bence hayal. Bunu yapan babalara buradan saygılarımızı sunuyoruz. O yüzden bu programlar onlar için de son derece keyifli, kısa ve net.
    the bump app ile ilgili görsel sonucu
    En sevdiğim özelliği harika bir 3D görsel özelliği var. Buradan evire çevire sanki bebeğinizi inceler gibi o haftalık gelişimine göre (temsili) bebişi görebilirsiniz.
  3. ALLE HamileBu uygulamayı sanırım İstanbul’da doğum yapanların prens doktoru Furkan Kayabaşoğlu‘nu tanıyanlar çoktan biliyordur. Benim doğumum İzmir’de ama kendisini neredeyse bütün doğum videolarında görerek tanıdım. Instagram hesabını özellikle çok seviyorum. Çok eğlenceli bir dili var. Hastaları da eminim çok eğleniyordur, yani ıkına sıkına doğururken bile eğleniliyor gibi bir his var, bana öyle geldi.
    alle hamile ile ilgili görsel sonucu
    Furkan Kayabaşoğlu ve ekibinin hazırladığı bir uygulama ALLE Hamile. (Başkaları da katkı sağladıysa bilemeyeceğim.) Türk hamile uygulamaları içinde en sevdiğim. Kullanışı çok rahat. Yine her şeyinizi kaydedebiliyorsunuz. Bu uygulamada bebişinizi meyve, sebze, pastane ürünleri gibi boyutlarla falan anlatmıyor. Türk usulü. Güzel bir 3D görseli var. Hafta hafta uzman görüşünü okuyabiliyorsunuz.
    alle hamile ile ilgili görsel sonucualle hamile ile ilgili görsel sonucu
    ALLE Hamile uygulamasında en çok dikkatimi çeken Alışveriş Listesi kısmı oldu. Burada bölüm bölüm alınacaklar detaylıca ayrılmış. Listede markalarla belli ki anlaşmalar yapılmış. Ama bu pratik olmuş çünkü en azından ürün hakkında fikir veriyor. Mesela Chicco Ana Kucağı diyor. Ana Kucağı ne acaba diyen yeni anne adayı üstüne tıklıyor ve bu sizi e-bebek.com sitesine yönlendiriyor. Siz oradan en azından ana kucağının neye benzediğini, fiyatının nasıl bir şey olduğunu görebiliyorsunuz. Hoşuma gitti.
  4. Dr. Banu Çiftçi
    banu çiftçi uygulama ile ilgili görsel sonucu
    Bu uygulamayı da bir arkadaşım önermişti. Kendi doktoru olan Dr. Banu Çiftçi‘nin bireysel uygulaması. Hafta hafta kendisinin videolu anlatımlarını bulabilirsiniz. Bebeğinizin meyve sebze boyutunu görebilirsiniz. Ama bana biraz bu boyutlar diğer uygulamalar ile tutarsız geldi. Program keyifli. Sezeryan, normal doğum vb. konularda da tıbbi bilgiler var. Ben diğer tüm programlar ile beraber okuyarak toplu bir bilgi elde ediyorum. Türkçe bilgi kaynağı arayanlara önerilir. (Mini dedikodu: kendisini ayrıca magazin dünyasından da takip edebilirsiniz, pek meşhur.)

Yaz Sıcaklarında En Acil Alışveriş : Hamile Güneş Kremi

İlk yazımı hamile güneş kremi ile ilgili oluşturmak istedim çünkü hamile iken güneş ile temas eden cildiniz normal zamanlarda karşılaştığınız zararlardan çok daha fazlasını doğuruyor. Hazır olun bunun adı : Kloasma – Gebelik Maskesi. 

kloasma ile ilgili görsel sonucu

Bundan birkaç yıl önce malign melonom riski ile tanışınca, güneş altında Eda Taşpınar olma hayallerinin ne kadar kanserle dans tadında bir şey olduğunu da acı bir yolla öğrenmiştim. O günlerden beri zaten vücuduma havuç yağlarını sürüp, baygınca saat 12-14 sularında kendimi güneşin altına atmıyorum. Veya kapkara olmayı artık meziyet olarak görmüyorum. Bunun için çok güzel bronzlaştırıcılar mevcut. Bir başka yazıda hamilelere uygun olanlarından bahsedebilirim. Hal böyleyken zaten erken yaşlanma ve deri kanseri riskiniz artıyor. Bir de hamile olunca, yüzünüzde kaçınılmaz ve ciddi anlamda ürkütücü lekeler oluyor. Bkz: yaz döneminde hamile olanlar ve ciltleri.

sun pregnant ile ilgili görsel sonucu

Ben zaten değişen vücuduma bir de bu eklenecek diye acayip korktum ve bir takım araştırmalar yaptım. Burada önemli faktör şu, hem doğal bir güneş kremi kullanmalısınız. Hem de cilt yapınıza uygun olmalı. Yağlı bir cildiniz varsa ve güneş kreminiz cildinizi parlatıyorsa zaten hiç mutlu olmayacaksınız. Veya çok kuru bir cilde sahipseniz, kuru bitişli bir güneş kremi yüzünüzden pul pul dökülür. Benden söylemesi. Burada isterseniz bir dermotoloğa veya bir cilt uzmanına danışın derim. Ben kendi cildimi tanıdığım ve yaz aylarında yağlandığını bildiğim için kuru bitişli bir ürün edindim. Siz de bu yazının altında lütfen hamileliğiniz boyunca kullandığınız güneş kremlerinden veya başka muadil ürünler varsa bahsetmeyi unutmayın.

Benim memnun olduğum iki ürün şöyle :

  1. Roc Leke Karşıtı Güneş Kremi spf 50+

    Birçok yerden temin edebilirsiniz. Eczaneler ve internetten satışı mevcut. Bu serinin en önemli özelliği oluşan kahverengi lekelere engel olması. Ve varolan lekeler üzerinde de minimum düzeyde de olsa açıcılık sağlaması. Ama ciddi lekeleriniz varsa, bu kremden leke açacak diye medet ummayın. Severek yaz-kış kullandım. Kışın kullanmam daha rahattı. Yaz geldikçe biraz daha parlak bitişli kaldı cildimde. Gerçekten bol bol kullanmama rağmen uzun süre gidiyor.

  2. La Roche-Posay Anthelios XL Dry Touch spf 50+

    Son zamanların dermatologlar tarafından pek övülen markası La Roche-Posay beni de çok mutlu etti. Markanın birçok farklı güneş koruyucu kremi mevcut. Ama bu ikisi kuru bitişli. Yani zaten yaz aylarında yüzünüze gelen o vıcık hissi bir de güneş kremi ile taçlandırmak istemiyorsanız, o zaman doğru seçim. Aşağıda önerdiğim iki farklı versiyon arasındaki fark, ilk ürünün elinize sürdüğünüzde beyaz renkli bir dokusunun olması. Roc gibi, ama Roc daha jelöz. Yüzünüzde herhangi bir renk değişikliği yaratmayı amaçlamıyor. Anti-shine. Yani tamamen parlaklığa karşı. İkinci seçenek ise, hem anti-shine hem anti brilliance. Bu güneş kremi ise biraz daha ten rengi akıyor. Yani hafif bir kapatıcı özelliği de mevut. Severek kullanıyorum. Eczanelerde ve online alışveriş sitelerinde kolayca bulabilirsinizla roche posay anthelios xl dry touch spf 50+ anti shine ile ilgili görsel sonucu

  3. Solante Pregna

solante pregna ile ilgili görsel sonucu

Bu ürün ise tamamen hamilelere özel olarak piyasaya sürülmüş. Solante’nin birçok farklı ve güçlü olan ürünü de mevcut. Pigmenta serisi gibi. Açıkçası bu ürünü ben kullanmadım çünkü kullanıcı yorumlarında yüze sürüldüğünde alçı gibi durduğu veya beyazlık hissinin gitmediğine dair açıklamalar vardı. Bu da benim istemediğim bir şey ama deniz kenarında çok da sorun olmayabilir. Çünkü güçlü bir ürün olduğunu söylüyorlar. Bir diğer yandan, aslında almak için bir gün eczaneye gittiğimde yine hamile olan eczacı bana bu ürünü tavsiye etmemişti. Fiyatı da açıkçası muadillerine göre yüksek. Ben tercih etmedim ama cilt tipinize uygunsa ve doktorunuz tavsiye ediyorsa neden olmasın.