Korka Korka Yazıyorum : 27. Hafta

Günlüğe devam etmek istediğim için, hala bu kişisel deneyimlerin birilerine illa dokunduğunu düşündüğüm için; evet başlıkta da söylediğim gibi korka korka 27. hafta hakkında yazmak istedim.

Neden 5 haftadır bloga adım atmadım? 

Bu sürede, biraz inen çıkan hormonlar, kaybolan dengeler derken durup dururken nazara inanmaya başladım. Ama bunun nazarla falan ilgisi yok tabii ki, her şey tıbbın işi. Son yazımdan sonra (okumak isterseniz burada), tam bunlara kendinizi kaptırmayın, işte inancınızı yüksek tutun derken kendimi yine 22. haftanın sonunda hastanede buldum. Ve bu seferki bir faciaydı!

Öncelikle burada önem verdiğim bir konu var. İlk defa hamile kalacaklar, kalanlar için çok önemli bir konu olduğunu düşündüğüm kasılmalar. Siz hastaneye gittiğinizde veya kitaplarda okuduğunuzda “Kasılma var mı?” diye sorarlar ya da kasılma olduğu anda doktorunuzu arayın diye yazarlar. E peki bu kasılma nedir, biri bunu etraflıca anlatabilir mi bize? Yoook, bunu anlatabilen bir tıp insanı görmediğim gibi; ben kasılmanın ne olduğunu yine hamile kadınların dertleştiği bir forumu okurken çözdüm. (Sağlık Okuryazarlığı 101)

Nedir bu kasılmalar? Gebelikte Kasılma Nasıl Olur? Sahtesi Var Mıdır?

Evet sahtesi var. Öncelikle bunu söyleyerek sizi rahatlatayım. Bunların adına da Braxton Hicks kasılmaları diyoruz. Sonra gelelim gerçek kasılma tarifine. Birçokları zaten onu yaşayınca anlarsın gibi saçma sapan bir açıklama yapabilir. Ya da bazıları  karnında olduğunu, bazıları ise biraz daha aşağıda olduğunu söyler. Ağrıyı şart koşanlar da olabilir. Ben size ne yaşadığımı, bunu gecenin 03:00 ünde forumlardan okuyarak nasıl keşfettiğimi ve hastaneye yetiştiğimi anlatacağım.

Öncelikle kasılmanın en güzel tarifi, bir anda sanki bir havluyu sıkar gibi karnınızın içinde bir şeyin şiddetle sıkılma hissidir. Bu sıkışmaya da benzeyebilir.  Sıkılan veya sıkışan şey aslında rahminizdir. Tam o anda, karnınızda belirli bir bölgede bebeğinizin kafasına, ayağına, sırtına benzetebileceğiniz ÇOK SERT bir yumru olur. Eğer ağrınız yoksa, muhtemelen bunu “Bebeğim çok hareket ediyor” veya “Ah geldi bak kafası bu kafası” diye heyecanla karşılabilirsiniz. Çünkü ben de önce böyle yapmıştım.

Çoğu kitapta da söylediği gibi, kasılmanın şiddeti ve zamanı çok önemli. Bu duruma eğer kasıklarda regl benzeri ağrı eşlik ediyorsa kesinlikle doktorunuzu arama vakti. Ağrınız yoksa bile, eğer 1 saat içinde defalarca bu hissi yaşadıysanız yine doktorunuzu arama vakti. Kasılmanın süresi de önemli. Mesela bu çok sert yumru ve ağrı ne kadar sürüyor ve sonunda rahatlamanız kaç dakika alıyor? Eğer 15-20 saniyeden fazlaysa yine doktorunuzu arama vakti.

Ben bu kasılmaları 2-3 dakikada bir yaklaşık 1.5 dakika sürecek şekilde sanırım 24 saat yaşadım. Sonunda gaz sancısı, ya da bebek hareketi olmadığını anlayarak hastaneye gittiğimde Erken Doğum Tehdidi ile alalacele hastaneye yatırıldım ve evet maalesef bu sefer o berbat serumdan kaçamadım.

Neler Gördüm, Neler Geçirdim?

Çok fazla detaya girip burayı bir kara deftere çevirmek istemiyorum. Hayatımın en kötü günleriydi sanırım. Korku, acı, stres, hayalkırıklığı, üzüntü, yalnızlık.. Ne ararsanız vardı. Bol sıvı almak, daha önce de yazdığım gibi, çok önemli olduğu için 7/24 seruma bağlıydım. (Günde mutlaka minimum 3 litre su içmelisiniz.) Progestan’a tekrar başladım. Tabii ki Proluton iğneyi tekrar tattım. Ve Endol ile tanıştım. Bütün bu kokteyl üzerine, tüm baskılara rağmen evde dinlenmek istediğimi söyleyerek hastaneden çıktım.

 

Şimdi çok şükür bütün bunların yanında, iyiyim.

27. Hafta Neye Benziyor, Ben Neye Benzedim?

27. haftaya ben mutlu girdim, çünkü eşim yurtdışından yanıma geldi. Evime, huzuruma kavuştuğum bir psikolojik destek bulmuş oldum. Fakat 27. hafta gerçekten kendimi -abartmıyorum- Beyaz Show’daki Obez Usta ile kuvvetli empati yaparken bulduğum bir hafta oldu. Bir kere, böyle bir açlık yok! 2 saatte bir kan şekerim yerlerde. Bu arada 26. haftada Şeker Yükleme Testi yaptırdım ve başarı ile geçtim. Bu nedenle bu açlıkları anlamam mümkün olmuyor. Fakat sanırım küçük kurabiye ne yediysem hapur hupur mideye indiriyor, benim vücuda bir şey kalmıyor. Açım aç!

Onun dışında, gittikçe devasalaşan bir karın var. Sadece devasalaşsa neyse, bu dengemi de bozuyor. Şişirilmiş balon gibi, oturduğum yerden kalkamıyorum, yatamıyorum, yürüyemiyorum yani bunları yaparken kesinlikle göbeğime kum torbası bağlamışlar gibi çok zorlanıyorum. Henüz dengemi bulamadım.

Sırtım aşırı ağrıyor. Hamile yastığı denilen yastıklardan bir tane hamileliğin başında eşim hediye etmişti. Ne olduğunu ve kıymetini ürünü beğensem de çok anlamamıştım. Fakat şimdi her yere onunla gidiyorum. Kıvırıp sırtıma koyuyorum, gece de bacak arama koyarak uyuyorum. Böyle bir yastık edinmenizi şiddetle tavsiye ederim. İnternette kolayca bulabilirsiniz. Şu an benim en yakın dostum bu fasülye yastık.

Biraz sinir stres de arttı sanki. Nasıl bir stres derseniz, üniversite sınavına girecekmişim gibi bir stres. Zamanın biraz daha geldiğini hissediyorsunuz tabii. Bebiş hareketleniyor, karın büyüyor, tarihler yaklaşıyor. Yani tüm bunların bir oyundan ibaret olmadığını anlama haftası oldu benim için. Bir an önce beşik, kıyafet, ana kucağı ve bilimum neyi varsa almam gerek. Hala bunu idrak etmeye çalışıyorum. İnşallah alışverişe başlayacağım. Elim hep geri geri gidiyor. Biraz daha sabredeyim.

Özetle ben şişirilmiş ve eğri büğrü oransız bir balon gibiyim. Ya da sumo güreşçisi kıyafeti giyerek birbirlerine vuran insanlar gibi. Öyle işve cilve, yüzümde parlayan bir nur, başımda bir hare falan yok.

Annelik çok harika, çok fantastik bir duygu durum tamam buna yürekten katılıyorum. Eşsiz bir şey. Hatta erkeklerin, kadın bu kadar çile çekerken çocuk hakkında bir sürü hak iddia etmesine de bu aralar takmış durumdayım. Biz çekiyoruz, biz okuyoruz öğreniyoruz, her şeyi biz düşünüyoruz; sonra yok efendim o benim soyum. Hee, ben zaten sadece taşıyıcıyım öyle mi? (Çok pis feminist damarım tutuyor bu sinirle, ama bu başka ve ciddi bir konu.)

Özetle, buralara düşe kalka geldim. Pes etmeye de, nazara göze söze falan da kapılmaya niyetim yok. Aa bir de klasiktir, eklemeden olmaz, kimler yanımda kimler değil eh tabii onu da bir güzel öğrendim. Hayat iyi günde ve kötü gündekileri çok güzel ayırır, siz bununla asla uğraşmayın.

Hamilelik kadının en büyük gücünü ortaya koyduğu dönem. Tüm kız kardeşlere kocaman sabır, güç ve azim diliyorum.

Not : Yazıdan da anlaşılacağı gibi, bu haftalarda kafa gidip geliyor, bir iniyor bir çıkıyor, bir mantıklı bir serzenişte, bir kızıyor bir gülüyor. Bu da bize anı olsun.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s