Alınmaması Gereken Kitap: “Başlarım Şimdi Anneliğe”

Geldik mi 19. haftaya!

Son 2.5 haftayı eşim sağolsun su gibi geçirdim. Ne ara 19 olduk onu bile farketmedim. Bu cuma yolun yarısı! Yani 20. hafta. Tabii bu yol eğer tamı tamına 40 hafta süren bir gebeliğiniz olursa. Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, hamilelik aylarla değil haftalar ile hesaplanıyor diye. Bakalım bizim kız ne zaman gelecek..

Zaman tik tak tik tak oynarken, ben balina gibi şişerken, hormonlar her yerime tüy salarken, yatakta hiçbir yana dönemeyip tombalak bir yavru köpek gibi uyurken, develer tellal, eee tamam işte durumlar bu kadar karmaşıkken okuduğum kitaplara hız vermenin vakti gelmişti. Hemen girdim idefix‘e (çünkü bence normal bir kitapçıdan yaptığınız alışverişin %50’sini ödüyorsunuz ve her aradığınızı hop diye buluyorsunuz, öyle en çok satan popülerler ile kitapçının yarısı dolu olmuyor, hem de kargo hızlı.) doldurdum sepeti, geldiler 3 günde. Yeni kitap aşığı biri olarak, bir gecede hemen aşağıda yorumlayacağım kitabı bitirdim. Ve bu kitap hakkında iki çift laf etmek istedim.

Kitap : Başlarım Şimdi Anneliğe
Yazar : Şermin Çarkacı

başlarım şimdi anneliğe ile ilgili görsel sonucu
Başlarım Şimdi Anneliğe – Şermin Çarkacı

Eveeet, bu kitabı birçok insandan duyarak, bloggerların hunhar tavsiyelerini alarak ve adını da pek keyifli bularak hemen şipariş edip o gece bitirdim. Bazı eleştirilerim ve sevdiğim yanlar var. Ama bu yazının devamını okumak istemeyenler için acil uyarı yapıyorum; BU BİR REHBER KİTAP DEĞİL! Neden uyarıyorum çünkü kapağında böyle yazıyor; “Anneliğe ve Bebek Bakımına Güzel Bir Başlangıç İçin Rehber Kitap”.

Hmm.. Şermin Çarkacı bu kitabında belli ki kelimeleri güzel kullanıyorum, basit de bir dilim var, yaşadıklarımdan şu annelerin derdine derman olacak kolay bir “rehber” yazayım demiş. Önsözü de pek duygusala bağlayarak, omuza dokunan bir el olarak yorumlamış kendisini. İyi, güzel, amaç kutsal. Ee peki sonra nolmuş?

Kitabı bir gecede bitirdim, ama bu benim okuyuculuğumdan çok bence yazarın aşırı basit dilinden kaynaklanıyor. Gerçekten okuması çok kolay. Akıcı ve basit bir dili var. Hani arkadaşınızdan gelen mesajı okumak ya da blog yazısı okumak ya da ekşi sözlük yorumu okumak gibi basit. Şip şak. Bu samimiyeti arttırmış. Okurken sesli güldüğüm çok an oldu. Kabul. Hatta Arda’ya sesli okuduğum yerler de çok oldu, beraber de güldük. Kabul. Bu açıdan şahane bir kitap, yani Şermin Hanım’ın başından geçenleri yazdığı bir günlük, bir dertleşme ne bileyim bir anı kitabı diyebiliriz. Yani bu yüzden kitabın kapağına “Benim annelik anılarım” veya “Ben annelikten ne anladım” veya “Benim yeni doğan bebek ile annelik maceram” falan gibi şeyler yazılsaymış kitap CUK otururmuş.

Fakaaat.. Kitap gerçekten doğal bir şekilde yazıldığı için bunun neresi rehber diye soruyorsunuz. Çünkü tamamen Şermin Hanım’ın yaptığı doğru, yanlış hatta yalan yanlış şeyler var. Mesela yere düşen emziği bazen çocuğuna kafasını sağa çevirip verdiğini falan anlatıyor. Kendisinin köyde büyüdüğünü, o yüzden bazı şeylerin çok da şaapılmaması gerektiğini ifade ediyor. İyi de, o zaman bu rehber değil ki, bu senin kafana göre zorluğa katlanamayıp uyguladığın şeyler. 3 çocuk yapması ile aşırı övünüyor. Bravo! Önce ikizleri olmuş sonra da bir daha doğurmuş. Umarım planlıdır yani bu ne övünç onu anlayamadım. Hem çalışıp hem 3 çocuk yapıyorum gibi bir dil ona güven vermiş. Tebrikler. Ama yatılı dadı ve anne-baba-anneanne desteği de cabası. 4+1 evde oturduğunu ve yatılı dadı seçiminin ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Hatta en güldüğüm kısım sanırım gerçek dadı mülakatlarından aldığı kesitlerdi. Kaç oda-salonda oturduğundan banane de, bizim Türk kadının 3 çocuk yapıp üstüne dadılar tutup üstüne de çalışacak gücü var mı bunu sorguladım. (Hakkımda kısmında yazmıştım, Kadın Çalışmaları alanında akademisyen olmamın bazı sorgulama getirileri var, buna hazır ol okuyucu.) 

Bu tavrı bana son derece garip geldiği gibi, bir yerde de kardeş yapmayan kişilere resmen sövüyor. Tek çocuk yaparsanız çocuğun elinden şu hakkı bu hakkı alırsınız, ne hakla bunu yaparsınız, gücünüz varsa yapın bir kardeş gibi laflar ediyor. Yani bu bir blog yazısı olsa, eyvallah derdim. Ama rehber kitap diye fıldır fıldır satılıyorsa, okunuyorsa; biraz eyvah! dediğimi itiraf etmeliyim.

Sonra kendi içinde çelişik! Organik modasına kızdığı bir bölüm var. Pazara gitmiş de, pazarcı amca çoraba bile organik demiş daha pahalıya satmış falan filan. Böyle hani biraz köyde büyüdüm, pazardan alışveriş yaparım lokalliğini korumak istemiş ama sonraki bir bölümde bir takım konular için organik seçim yaptığı için kendisini kutluyor.

Bebeğe katı gıdaya geçildiğinde tuz ve yağ yasak. Ben bile doğurmadan bunu biliyorum, yuh yani! Şermin Hanım, bu kuralı ihlal etmiş, tuzu da basmış püreye, hatta “blenderdan geçirmeyin diyor doktorlar ama ben geçirdim, tuzladım oh ne güzel yediler; e banane zaten sonra fast foodları hamburgerleri yemeyecekler mi?” diyor! Pes! E ilk günden verseydin Big Mac’i ablacım. Atsaydın blendera patatesle. Oh mis yani. Gelişim 101’den bir haberiz ama rehber kitap yazıyoruz maşallah. Velev ki biri, saf saf bu kitabı okudu ve uyguladı. İçler acısı.

Sonra gelelim en taktığım ve derslerimde bile anlattığım hassas konuya. Emzirmek!

Bu konu hassas çünkü bloggerlar arasında bir moda var, o da; “emziremiyorsanız bırakın yaa, çok takılmayın, kimseye de kendinize karıştırtmayın; bizi annelerimiz SMA larla hazır mamalarla büyütmüş maşallah turp gibiyiz” cilik. Bravo, çok like aldınız, youtube videolarınız çok tıklandı, Şermin Hanım senin de kitabın çok satıldı.

Şimdi şöyle bir fark var, Başlarım Şimdi Anneliğe kitabında Şermin Çarkacı yaşadığı zorluklar nedeni ile sütünün gelmediğinden bahsediyor. Bu nedenle de hatta üzüldüğünü, istese de süt veremediğini ve mamaya geçtiğini anlatıyor. Buna saygım sonsuz. Yapılacak bir şey yok şüphesiz, tahmin ediyorum ki doktorlarına danışmıştır, elinden geleni yapmıştır. Ama yazılarının devamında bu emzirme meselesini hafife almış. Yani ben bir okuyucu olarak, “ya acaba hakkaten çok da uğraşmayıp mama versek, teknoloji gelişmiştir artık mamalar iyidir ya” demeye yaklaştım. Sonra silkelendim!

Ayrıca, hadi sütü gelmedi anlıyorum, ve benim de başıma neler gelecek bilmiyorum; o yüzden büyük konuşmaya gerek yok. Ama ya sonrası? Katı gıdaya geçildiğinde de sevgili yazarımız evde püre yap, hazırla ile uğraşamayıp onu da hazır mamaya bağlamış. Ee ne anladık bu işten? Yani tamam insan böyle çözümler bulabilir, olabilir, yaşamışsındır da bunu çıkıp “Anneliğe ve Bebek Bakımına Güzel Bir Başlangıç İçin Rehber Kitap” diye pazarlamak neden? Bunun neresi güzel bir başlangıç?

Amerikalı doktor diye bahsettiği muhtelemen Harvey Karp abimiz, zaten bu abimizin her yerde bastırarak söylediği anneannelerin metodunun doğru olduğu. Old fashioned – modası geçmiş gibi görünen durumların aslında doğru olduğunu anlatıyor. Yazarımız da çok yaratıcı ya hani, almış bu yazıları anneannesinin söyledikleri ile harmanlamış ordan da yine hooop köye bağlamış!

Özetleyecek olursam, bu kitabı eğer bir annenin kafasına göre başından geçenler olarak alıp okumak, gülmek, uçak yolcuğunda falan okuyarak kafa dağıtmak isterseniz tavsiye ederim.

Ama yok efendim, ben okuyup feyz alacağım, belki işime yarar şeylerden bahsediyordur derseniz, ben bu ablayı dinlemezdim. Sanırım hiçbir tıp kaynaklı veya ebe kaynaklı dünya literatürü de dinlemez. Saldım çayıra mevlam kayıra mantığının övüldüğü bir kitaba da rehber denmez!

Kitabın sonu da yine köye uçuyor, (bu arada köy dokundurmasının nostaljik ve tatlı olduğunu düşünenlerdenseniz yanılıyorsunuz; Ankara’nın modern şehir hayatında yaşayıp, sterilizasyon makinasını öven bir yazarın arada köy iç çekişleri bunlar) uçtuğu köyden de orada bebeklerin sokaklarda salçalı ekmekle koşturduğu günlerden dem vuruyor. Offfff! İçiniz bayıldı mı? Benim bayıldı! Bu “nerede o eski bayramlar” tadındaki serzenişler artık çok sıkıcı. Zaten bunun da ekmeğini yiyerek en son Dedemin Bakkalı diye bir kitap da yazmış kendisi. Hatta ekmeğini yağla balla yemeye devam ederek Dedemin Bakkalı – Çırak diye de seriyi uzatmış. Yakında film çekmesinden korkuyorum. (Ama belki sadece çocuklar için kitap yazmakta iyidir, şimdi hakkını yemeyeyim)

Neden bu kadar karşıyım bu “eskiden şu mu varmış, bu mu varmış, ama bak ne güzel büyümüşüz” laflarına? Çünkü evrime inanıyorum. (öhö) Ve caaanım kadınların birçoğu yanlış doğumlardan kalça çıkığı, bebeklerin birçoğu ilerleyen yaşlarda kanser hatta bir önceki nesil bazen 50 yaşı bile göremiyor. Adapte olacak alerjen, dış etken bu kadar sık değil. Vücut direncinden, vitaminlerden, nasıl emzirileceğinden bile insanlar bi’ haber. Haa eğer eskiden dem vurmak istiyorsak, gelişmemiş modern zamanlardan değil, bebeğini sürekli bedenine bağlayıp gezen, günde 50 kere emziren kabile kadınlarından bahsedebiliriz belki. Çünkü sterilizatör makinaları yoktu hatta steril etmeye gerek duydukları eşyaları bile yoktu!

3 çocuk yapmak marifet değil. Hatta bu çocuk yapın sloganlarına çok karşıyım. İsteyen yapar, isteyen yapmaz kardeşim. Kadın çocuksuz EKSİLMEZ! Her işe bulaşmaya meraklı biri olarak, kadın / cinsiyet çalışmalarına bulaşmam ile paralel gelen hamileliğim beni bir sürü referans blogu, bloggerı ile tanıştırdı. Hepsinde bu annelikten duyulan sonsuz bir ego, anne olmayana karşı üstünlük telaşı (evet hayatın tamamen değişiyor ve anne olmayandan başka bir yaşam şeklin var kabul), anneliği pazarlayanlar, dadıları, tırıvırıları arkalarına dizip fotoğraf çekimi yapanlar, öfffff. Bunları gördükçe kendimde bu yazıları yazmak hatta daha fazlasını yapmak için bir sorumluluk hissettim.

Neyse, sonuç; bu kitabı basana ve yazana tebrikler. Kitap yazmak bu kadar basit mi diye beni sorgulattı.

Okuyana, iyi eğlenceler, sadece iyi eğlenceler.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s